''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

9 Şubat 2019 Cumartesi

İzledim: The Smile Has Left Your Eyes

Hala bilgisayarım bozuk ve bulduğum ilk fırsatta buraya yazıyorum. Diziyi izleyeli 1-2 hafta kadar oldu. Sıcağı sıcağına tazecik duygularımla değil de kenara aldığım notlarla yazacağım için azıcık tedirginim açıkçası hiç tarzım değil çünkü. Umarım aynı samimiyeti verebilirim.


Hayatta hiçbir şeye ve hiç kimseye anlam vermeden, her anı oyun olarak görerek yaşayan Kim Moo Young, Yoo Jin Kang ile tanışınca yavaş yavaş değişmeye, hatta 'hissetmeye' başlar. İkisinin yakınlaşması, geçmişlerinde unuttukları acı dolu anıları ve tesadüfleri de açığa çıkarır.


Kim Moo Young rolünde Seo In Guk'u izledik. Seo In Guk, dönemin ennnnn iyi oyuncularından bir tanesi, kesin bilgi yayalım. Bi kere bu martı kaşlı, minik gözlü arkadaşın çok yakışıklı, çok sempatik, efendime söyliyim çok karizmatik olduğunu falan kimse iddia edemez. Ama öyle bir oyunculuğu var ki, hangi karaktere girerse girsin seyirciyi kendisine bağlayıp hayran bırakıyor. İzlediğim ilk dizisinde sevememiştim aslında ama izledikçe rolden role nasıl girdiğini, her dizide nasıl başka bir insana dönüştüğünü gördükçe oyunculuğuna hayran olmamak imkansız oldu benim için. 

Beden dili, bakışları, mimikleri hayranlık uyandırıcı gerçekten de...


Kim Moo Young olabilecek en tehlikeli Casanova'ydı. Ona aşık olmak işten bile değil. Öyle yılık yılık flörtleşmeyen, asılmayan; sadece akılda kalıcı, kendini unutturmayacak karizmatik hareketler, jestler yapan ama sonra da tamamen umursamaz bir tavır bürünen, kızların dayanamadığı 'bad boy with manner' karakteri... Gerçekten süperdi.

Karakterin o hissizlikten yavaş yavaş hissetmeye başlamasını, umursamazken Yoo Jin Kang'ı umursamaya ve kafaya takmaya başlamasını izlemek çok güzeldi.Karakter gelişimi çok başarılıydı.


Yoo Jin Kang rolünde Jung So Min vardı. Jung So Min, Because This Is My First Life'tan beri beni oldukça şaşırtıyor. O eski tek düze sevimli ve şapşik kız hallerinden eser kalmadı. Her ne kadar hala miniminnacık bir kız gibi gösterse (89'luymuş ben şok!) ve çok sevimli olsa da duyguları eksiksiz geçiren, böyle dolu dolu bakan bir oyuncu. Çok beğendim burda da.


Çift olarak neler yazsam, ne iltifatlar düzsem bilemedim... 

Öncelikle son zamanlarda izlediğim en gerçekçi, en iyi ilişki gelişimini izledik diyebilirim. Hiçbir şey öyle şak diye, ilk görüşte, abuk bir hızla ilerlemedi. Adım adım hem aşık oluşlarını, hem birbirlerine neden aşık olduklarını, ilişkiye başlayışlarını ve hatta ilişkilerinin olgunlaşmasını gördük. Bu çifte şahit olmak (şahit olmak diyorum çünkü o kadar gerçek hissettirdi işte!) çok güzel bir duyguydu. 

Kimya tartışılmaz, aşk sahneleri çok güzel, çok duygu dolu. Hiç bitmesin, hep onları izleyeyim istedim.

Bu aşk bana çok dokundu...


Dizinin 3. başrolü, sektörün veteranlarından Park Sung Woong'du. Onun ne kadar mükemmel bir oyuncu olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Dizileri de filmleri de efsane, kendisi o dizi ve filmlerden de büyük, onlardan daha da efsane. Ben de her zaman severdim ama Method filminde canlandırdığı 'neredeyse gay' karakterden sonra saygım daha da büyüdü. Kore gibi tabuları olan bir ülkede, böyle tanınmış bir aktörün cesaretine saygı duymamak elde değil zaten. Daha da çok seviyorum artık.

Karakterine gelince, yaşadığı her şeyi, derdini kederini, endişelerini gülerek örtmeye çalışan ama içi yanan bu sevgi dolu, koca yürekli abiyi çok sevdim. Hep bir abim olsa demiştim içimden, bu adamla daha da büyüdü hasretim. Hataları yok muydu? Ohooooooo saymakla bitmez. Ama kimin yok ki? Sevgisi paha biçilemez...


Öncelikle diziyi izleyenlerin daha iyi anlayabileceği birkaç yorum yapmak istiyorum bu kısım spoiler olabilir, izlemeyenler hemen alt resme geçsin:
  • Polis çocuğa yazık oldu ya. Vallahi temiz yüzlü iyi kalpli bir çocuktu üzüldüm ona. Ama olmayınca olmuyor işte.
  • Hayatı boyunca birisini öldürdü diye vicdan azabıyla yaşayan birisinin her ne sebeple olursa olsun Moo Young'u bıçaklaması çok saçmaydı. 
  • Abinin bu ikisinin birlikte olmaması için verdiği çaba da yersizdi. Yani diziyi izlerken bu tepkinin sebebini düşünüyor insan, kafada binbir soru. Çocuk suçlu diye böyle yapıyorsa tepki abartı. Kardeş diye düşünüyorsa al karşına konuş ne bu saçma tavırlar. Tepkiler büyüktü.

İzlemeyenler için spoilersız versiyonu:

Aslında dizi boyunca merak ettiğimiz, soru işareti kalan, her türlü belaya mutsuzluğa karmaşıklığa sebep olan olayları tüm açıklığıyla bilen tek kişi abiydi. Abi bu ikisi birlikte olmasın diye abuk subuk olaylara girişeceğine en baştan ikisiyle de açık açık konuşsa, 'bak sizin geçmişten böyle böyle bir durumunuz var ben birlikte olmanızı istemiyorum bu yüzden' dese aslında dizi ortasındayken mutlu sonla bitecekti. Ama yok işte adı boşuna mı dizi?


Dizinin sonunun tam olarak ne olduğunu bilmiyordum ama sosyal medya sağolsun izlemeden çok önce mutsuz sonla bittiğini duymuştum. 

Ama izleyince sanki bilmiyormuşçasına bir şok, salya sümük ağlamak, kalp kırıklığı...

Sonu gerçekten kalbimi parçaladı. Ama bir yandan da tatmin ediciydi neden bilemiyorum. Sanki bu son onlara çok uydu, çok yakıştı. Romantik komedilerdeki gibi düğünle, mutlu aile tablosuyla (ikisi abiyle birlikte yemek yiyorlar falan) bitseydi bir absürd kalırdı sanki. Acıklı ama doğru bir sondu.


Dizinin Korece adının tam çevirisi Hundred Million Stars From The Sky.

Yani çok garip bir isim de değil, yabancı piyasaya sunarken The Smile Has Left your Eyes diye isim uydurmayı kim akıl etmiş bilemedim. Saçma geldi bu durum bana. Kendi ismi pek gayet kullanılabilirdi.


2018 biterken 'Best Of' listesi yapsaydım bunu mutlaka en tepelere koyardım sanırım. Bu aşkı izlemeyi çok sevdim. Çok duygulandım, kalbim çok kabardı. Dizi hafiften bana Just Between Lovers dizisinin hissiyatını verdi. Onu da çok duygulanarak ve severek izlemiştim.

Böyle mükemmel oyuncuları, kafa kurcalayıcı ve akıcı bir senaryoyu, dolu dolu bir aşkı bulmak kolay değil. Bildiğiniz pançik neşeli dizilerden değil de, derin duygulu dramlardan... Ama çok güzel. 

Benim duygularımla oynadı bu dizi. Allak bullak oldum sonunda. Bir gözlerimin içi güldü onlarla birlikte, bir yüreğim ağzıma geldi, sonra gözyaşları... Bu döngü sonuna kadar devam etti ve ben gözlerimi diziden ayıramadım. 

Çok güzeldi çok...





4 yorum:

  1. Çok güzel yorumlamışsın.:) İzleme listemde olmamasına rağmen izleyesim geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaa çok teşekkür ederim^^ eğer gerçekten izlersen buraya tekrar yorum yaz lütfen. blogumu okuyup dizilere başlayanların diziyle ilgili fikirlerini çok merak ediyorum^^

      Sil
  2. Bu diziyi ben de izledim çok olmadı bitireli.Yorumların kesinlikle çok doğru baştan sonra dizi hakkındaki görüşlerimiz aynı diyebilirim.Diziyi çok güzel anlatmış,çok güzel yorumlamışsın.Gerçekten çok güzel bir diziydi.Dizinin japonca versiyonunu izledin mi bilmiyorum ama onda olaylar daha değişik ilerliyor hele onun sonundaki gerçek insanın kalbini yerinden söker...biraz spoiler verdim sanırım jkkjjkkhj izlemediysen kesinlikle onu da izle derim.Bu arada dizi hakkındaki güzel yorumların için teşekkürler.Emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hem yorumumu ve yazımı beğenmene hem de benzer düşüncelerimiz olmasına çok sevindim gerçekten ^^ bu kadar çok dizi izledikten sonra ağzımın tadına uygun kore dizisi bulmak igttikçe zorlaştığı için mecburen diğer uzak doğu ülkelerine sarmaya başladım ben de. tayland, japonya, çin, tayvan dizileri dolup taşıyor bilgisayarım. bunun japon versiyonunu izlememiştim ama bunu o kadar çoooook sevdim ki, şimdi tavsiye de gelince ilk boşluğumda şans vermem lazım sanırım. ama kim gelirse gelsin Seo In Guk'un bende bıraktığı etkiyi bırakamaz gibi geliyor ^^

      Sil

Sen de izledin mi? İzlemedin mi? Peki şimdi izlemeyi düşünüyor musun? Bekliyorum yorumlarını^^