''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

7 Temmuz 2018 Cumartesi

İzledim: My Husband Oh Jak Doo


Han Seung Joo hayatında aşka yer olmayan, işine ve kariyerine odaklanmış yalnız bir kadındır. Aşık olmaya asla niyeti olmayan şehir kadını Seung Joo, hayati bir tehlike yaşayınca birden bire yalnız yaşamaktan korkmaya başlar ve köyde hayatını sürdüren Oh Jak Doo ile anlaşmalı bir evlilik yapar.


Başrollerde UEE ve Kim Kang Woo vardı. Kim Kang Woo'yu hiç tanımıyordum. Ama böyle tanımadığınız birisini ilk defa izlersiniz ve "WOWWW" olup "Bu adamın olduğu her şeyi izlemeliyim!" dersiniz yaa, hah işte hiç öyle olmadım. Bayaa etkilenmedim adamdan.

UEE ise ezelden beri sevmem zaten. Nasıl oyuncu olmuş anlamıyorum. Hayatımda gördüğüm en oyunculuk yapamayan insan. Bayaa bildiğiniz duvar yani. 


Dizi aslında benim ennnnn sevdiğim anlaşmalı evlilik konusuna sahip. Bayılıyorum böyle anlaşmalı evlenip sonradan aşık olanlara. Aşık olup sonradan hayata bakış açının ve çıkarlarının uyuşmamasındansa, önce hayattan beklentilerinin ve çıkarlarının uyuşup sonradan aşık olman çok daha gerçekçi ve samimi bence. 

Neyse efendim, bu kadar en sevdiğim konunun böyle soluk işlenmesi üzdü beni birazcık tabiiki de.


Dizideki oyuncuları hemen hiç sevmedim. 


Özellikle tüm dizilerde insanı gülümseten, içini yumuşatan karakterler olan yaşlı insanlar kategorisinde bu dizide yer alan bu teyzelere gıcık oldum.

Ayrıca yine kötü aile konusunda çığır açan bir diziydi. Öyle berbat bir anne ve kardeş vardı ki sinirlerime hakim olamadım yani. Gıcık oluyorum böyle karakterler izlemeye.


Dizideki ennnnnn sevdiğim kişi Eric Jo rolündeki Jung Sang Hoon oldu. Kendisine bayıldım! Resmen onun için izledim diyebilirim. 


Açık konuşmak gerekirse diziyi izleyeli 2 hafta kadar oluyor. Yazma şevkim gelmemişti bloga o yüzden yazmadım. İzlerken de epey not aldım (her zaman yaparım). Şimdi notlara dönüp bakıyorum da hiç birisini anımsayamıyorum. o kadar aklımda kalmamış ki dizi, kendi notlarımı anlayamıyorum. Üzücü.

O yüzden aklımda kalan birkaç şeyi söylemek istiyorum size.
  • Dizinin en güzel sahnesi 'seni seviyorum' sahnesiydi sanırım. Sadece o aklımda kalmış çünkü.
  • Sondaki 7 yıl atlamanın manasızlığı neydi? Yani sanki bir şey değişmiş bi olay olmuş gibi...
  • Dizide sadece çift köydeyken geçirdikleri zamanı izlerken keyif aldım. Onu da izlerken "ayy şimdi yaz çok mutlular da kışın ne b.k yiyecekler burda hayatları mahvolur" diye gerçekçi gerçekçi düşünmekten alamadım kendimi.... Umutsuz vakayım!

Anladığınız üzere benim için hayal kırıklığı bir diziydi. "E oyuncuları da sevmiyormuşsun neden başladın Melly?" derseniz, aslına bakarsanız bu diziyle ilgili acayip güzel yorumlar okudum da ondan başladım. Ama bir kez daha anladım ki kimse kötü dedi diye bir diziden vazgeçmemeli iyi dedi diye de hemen başlamamalıyım. Benim zevkim belli ki epey farklı...

Siz de artık izler misinizzzzz yoksa benim yazımı okuyup vaz mı geçersiniz bilemem...Karar verirken kolay gelsin^^






13 Haziran 2018 Çarşamba

İzledim: Something In the Rain / Pretty Sister Who Buys Me Food


30’larının sonlarındaki Yoon Jin Ah, en yakın arkadaşının kardeşi ve aynı zamanda kardeşinin en yakın arkadaşı olan Seo Joon Hee ile büyük bir aşk yaşamaya başlar. Ama tabii ki yaşadıkları çevrede böyle bi aşk yaşamak hiç de kolay olmaz…


Öncelikle bu tip konulara karşı olan çok kişi olduğunu biliyorum: yaş farkı olan ilişkiler yada öğretmen-öğrenci ilişkileri birçok insana ters geliyor. Bizim insanımızın psikolojisiyle pek de haksız sayılmazlar. Ben bunun ülkemizde her gün izlediğimiz öğrencisine tecavüz etti, komşunun çocuğunu taciz etti vb. haberlerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Çünkü mesela bu çifte bakarsanız bu insanlar ruhsal bir boşluk anlarında birbirlerine sığınmışlar, birisi diğerini ayartmış yada sarhoşken ateşli bir gece geçirmişler gibi bir ilişki içerisinde değiller. Bildiğiniz saf ve çok ama çok güçlü bir aşk yaşıyorlar. Aralarında kan bağı olmadığı sürece birbirlerini bu kadar çok seven iki kişinin ilişkisi neden yanlış olsun ki? Böyle bir aşk neden diğerlerinden daha değersiz olsun ki?

Ayrıca Kore dizilerinde küçüklükten beri aynı evde büyümüş üvey kardeşlerin yada evin çocuğuyla evlatlığın aşkı gibi konuları sık sık izlerken bunun farkı ne? Ben şahsen kan bağı olmadığı ve samimi duygular olduğu sürece hiçbir aşka karşı değilim, dolayısıyla bu diziye de karşı değilim, ayrıca çooook büyük zevkle izledim^^


Son Ye Jin’in yeni bir dizisini izlemek için ne kadar sabırsızdım bilemezsiniz. Ben bu kadına bayılıyorum arkadaşlar! Yani güzelliği, sevimliliği, oyunculuğu… Her şeyi tam olması gerektiği kıvamda benim için. Takip edenleriniz varsa kendisi genelde film oyuncusudur. Hatta şu anda kalbim ata ata So Ji Sub (numberone’ım) ile çektiği son filmini bekliyorum. Yani demem o ki, dizilerde oynamayan hatun beklemiş beklemiş turnayı gözünden vurmuş!

Bu arada sevimliliği, güzelliği ve genç göstermesiyle Jung Hae In ile aralarındaki 6 yaşı hiç hissettirmediği gibi, Seo Joon Hee’nin dizide söylediği gibi kimi zaman ondan küçükmüş gibi bile geldi. O rezalet kıyafetlerine rağmen!!!


Canlandırdığı karakter Yoon Jin Ah aslında çok klasik bir 30’larının sonlarındaki kadın modeli. Hayattan yorulmuş, iş yükünün altında ezilen, erkek egemen toplumda ayakta durmaya çalışan, anne sözünden çıkmamaya çalışan ve sadece sevgi bekleyen bir kadın… Çok gerçekçiydi. Özellikle etrafınızda 40’larına yaklaşmış bekar, çalışan ve ailesiyle yaşayan bir kadın varsa ne demek istediğimi iyi anlayacağınızı düşünüyorum.


Prison Playbook yazımı okuyanlar varsa orda söylemiştim, yeni sezon oyunculardan göz bebeğim oldu bu çocuk diye! Arkadaşlar bu çocuğa olan saf hayranlığımı ne kadar tarif etsem az kalır sanırım. Kendisinin olduğu herhangi bir yapımı izlememek mümkün olmayacak galiba zira tek bir gülüşüyle tüm gününüzü aydınlatabilecek bir insan. Nasıl izlemeyelim? Oyunculuğu ise bi mükemmel! Gülümsediğinde ayrı, sinirlendiğinde ayrı, üzülüp gözyaşı döktüğünde ayrı bağlıyor kendine. Böyle sinirlendiğinde sanki size sinirlenmiş gibi gelip kendinizi kötü hissediyor, ağladığında özür dileyip sarılmak istiyorsunuz. Abartıyor gibi miyim? İzleyin de görün abartı mı değil mi!!!!

Yoon Jin Ah karakteri ne kadar gerçekçiyse Seo Joon Hee de  o kadar hayal ürünüyüdü diyebilirim... Yani gerçekten ‘DREAM GUY’. Bildiğiniz hayallerimizdeki erkek. Böyle sevimli ve şapşal, güler yüzlü ama korumacı ve maço da bazen. Senin sözünü dinleyip kontrolü sana vermiş gibi gösteren ama aslında her daim kontrolde olup güvende olduğun hissini veren… Bildiğiniz gerçekte olmayan bir tip yani…


Seo Joon Hee’nin beni ne kadar etkilediğini anlatmaya kelimeler yetmez. Özellikle Yoon Jin Ah’nın ses kaydını dinlerkenki mutluluk göz yaşları ve annesi Yoon Jin Ah’yı döverken önüne geçtiği sahneler beni benden aldı!


Çift olarak uzun zamandır beklediğim romantizmin dibini yaşattılar bana. Diziyi izlemeyenler bile sağda solda fotolarını görmüştür eminim, oldukça mıç mıç bir çiftti. Aşk dolu, Korelilerin tabiriyle ‘alkong dalkong’. Tabii ki ben bu duruma bayıldım! Beni bilenler bilir, bayılıyorum ballı kaymaklı aşk sahneleri izlemeye. Öpüşme sahneleri bol bol vardı ama daha da güzeli uzuuuuuuun sarılma sahneleriydi. Tek bir parmakları bile kıpırdamadan sadece sarıldılar sayısız kere. Çok romantik, çok duyguluydu. Gariptir ki böyle uzun sarılma sahnelerini daha önceden hiçbir dizide görmemiştim. Acayip hoşuma gitti, ruhuma dokundu.


Bir çift var. Birbirlerine çok aşıklar. Ama yaş olsun, aileler olsun, yaşadıkları çevre olsun birlikte olmaları için çok engel var. Ve onlar bu engelleri bir bir aşmaya çalışıyorlar. İşte dizi bundan ibaret. Sadece tek bir aşk etrafında dönen, sevgiye doyuran bir dizi.

Dışarıda yaşadıkları tüm sıkıntılara rağmen birbirlerine her zaman gülmeye çalışan, birbirini üzmemek için dünyanın bütün dertlerini sırtlamayı göze alan iki güzel insan.

Ben bu insanları izlemeyi çok sevdim.


Gıcık olduğum şeyler de çoktu elbet. Mesela kızın annesi nice dizilerdeki pek çok şeytani kötüye taş çıkarır şekilde gıcıktı. Yani bu kadar da olunmaz ki! Anneler candır, anneler haklıdır, annelerin sözü dinlenmelidir de bazen de dur demek gerekiyor belli ki! Bazen de karşı çıkılmalı, baş kaldırılmalı! Yoksa mutsuzluk kaçınılmaz. ‘Ben sadece çocuğumu düşünüyorum’ yaftası altında kafasına göre at koşturan ve yine de ‘iyi anne’ sertifikası almayı bekleyen annelere asla arka çıkamayacağım! Yani kadın kendi çocuğunu evden bile kovdu, iyi bir anne olmadığını göstermek için daha ne gibi bir kanıt lazım?


Sonra bir diğer gıcık olduğum şey bu dizilerdeki bir şeyleri saklama, yalan söyleme durumları. Yani ben bunu anlamıyorum. Hala farkında değiller mi sorun ne olursa olsun paylaşılıp birlikte kafa yorulduğunda, bir şey saklanılmadığında her zaman her şey daha güzel oluyor?!! "E her şey öyle olsa dizi olmaz Melly" diyorsunuz içinizden değil mi? ^^

Yoon Jin Ah’nın telefon mevzusunu, görücü usulü randevusunu ve gizli ev tutmasını asla anlayamadım! Sinirimi bozdu. Şimdi bakıyorum da tüm suç Yoon Jin Ah’daymış. Cağnım Seo Joon Hee hep mükemmelmiş hahahaha


Bu anlattıklarım elbette gıcık olduğum karakterler falandı, diziyle ilgili bi sıkıntı değil. Ama dizinin sonuyla ilgili sıkıntım gerçek arkadaşlar!

BURASI SPOILER İÇERİR!

Yani şimdi, bunlar çok aşık, her şeye göğüs geriyorlar, çocuk birden Amerika’ya neden başvuruyor? Hadi birlikte gidelim dedi, kız da yok gelemem dedi, çocuk birlikte gitmek için başvurmuşken neden yine de kızı bırakıp ayırılıp gidiyor? Hatta daha öncesi kızın hayatta vazgeçilemeyecek neyi varda birlikte gitmiyor? Madem çok önemli şeyler vardı, neden bir süre sonra her şeyi bırakıp Jeju’ya gidiyor? Madem gidebiliyordun da çocukla gitseydin ya SALAK! Hayır bunlar resmen bunca yılı boşuna kaybettiler!

İlk anda ilişkiye karşı çıkan anne, yıllar sonra hala birlikte olacaklar diye tedirginlik içindeydi. E ne değişti? Niye o zaman ayrıldınız da şimdi ne değişti de birliktesiniz, boşa giden bunca zamana yazık değil mi ulan dümbükler???? diye sorar insan ama değil mi canııııım^^ (ani mod değişimi kafasını yaktı yazarın)


Neyse efendim uzun lafın kısası, oldukça sakin giden, booooolca aşk barındıran bir dizi var karşımızda. Yani her bölüm sizi bekleyen heyecanlı olaylar, kötü karakterler, aşk üçgenleri falan beklemeyin sakın. Birlikte olmaları için pek çok engel olan ama birbirlerine sırılsıklam aşık iki insanın çabasın izleyeceksiniz sadece. Ben çok sevdim. Çok mutlu izledim (tabii ki özellikle 15. bölüm hariç!) Ayrıca Son Ye Jin ve Jung Hae In içeren bir dizi ne kadar kötü olabilir ki öyle düşünün yani^^


Bu arada sevgili okurum, başını So Ji Sub’ın çektiği ve Kim Woo Bin, Yoo Ah In, Lee Jon Gi ve Jung Kyung Ho’nun yer aldığı ‘SAPLANTI’ listem yeni bir üye kazandı sanırım. Öyle fena hayran oldum ki Jung Hae In’e! Ve yeni nesil bir oyuncu olmasına rağmen benden küçük olmadığı için ne kadar minnettarım anlatamam… (mutluluk gözyaşları)

Bu yazımı Allah herkese bir Seo Joon Hee nasip etsin diyerek kapatıyorum. Fantastik bir karakter yani, Legolas gibi bişey ama umut fakirin ekmeğidir, duadan zarar gelmez^^

NOT!


Bu sahnenin kamera arkasını izledim. Bu ikisi o kadar kaptırıyorlar ki kendilerini öpüşmeye, yönetmen "Arkadaşlar çok ciddi öpüşüyorsunuz biraz şakalaşın" diye uyarıyor... Siz düşünün... Ne denir bilemiyorum... Bu kadar tensel temas olan bir dizi sonucu ikisi arasında aşk dedikoduları çıkara hiç şaşırmam. Zira bana Kim Woo Bin ve Shin Min Ah çiftini hatırlatıyorlar^^

(Dizi ile ilgili o kadar güzel fotoğraflar vardı ki, bu yazı sırf fotoğraf koymak için sonsuza kadar uzayabilirdi. Çok zor seçtim -_-)












6 Haziran 2018 Çarşamba

İzledim: Busted!

Dizi desem dizi değil, TV show desem o da değil... Değişik bir programla geldim bu sefer size.

Netflix yapımı Busted!


Dünyayı suçtan kurtarmak için bir araya getirilmiş, birbirinden farklı karakterlerden oluşan bir grup dedektifin her bölümde farklı olayları çözmeye çalışmasını, bu sıradaki komedi dolu maceralarını izliyoruz.

Bu arada ekip bir şahane! Kimler var kimler...


Benim de diziyi izlememe sebep olan, Running Man severlerin göz bebeği Lee Kwang Soo ve Yoo Jae Suk!


EXO hayranlarının sanıyorum ki en sevdiği üyelerden birisi olan Sehun.


Son yılların en popüler aktrislerinden Park Min Young.


Ve onların haricinde Ahn Jae Wook, Kim Jong Min, Kim Se Jeong, Yoo Yeon Seok.

Ayrıca da konuk oyuncu olarak birbirinden ünlü Park Na Rae, Kangnam, Lee Guk Joo gibi gibi gibi gibi isimler...


Dizi mi komedi programı mı ne olduğundan emin olamadığım bu yapımın enteresan yanları vardı. Bi kere herkes kendi adıyla ve TV'de tanıyıp bildiğimiz karakterleriyle yer alıyordu. Mesela Running Man sever varsa onlar anlar, Yoo Jae Suk ve Lee Kwang Soo sanki orda tanışmış iki dedektif gibiler ama aralarındaki ilişki ve kendi karakterleri Running Man ile aynı.

Ayrıca bariz bir senaryo var ortada ama aynı zamanda da sanki her şey çok spontaneymiş, gerçekten her şeyi çözmeye çalışıyorlar yada başarısızlıkları gerçekten o anda gelişen bir durummuş gibi bir hissiyat bırakıyor.

Gerçekten kafa karıştırıcı...


Açıkçası benim izlerken çoooook zevk aldığım, yer yer karnıma ağrılar girene kadar güldüğüm, 10 bölümlük eğlenceli bir program. Ama nedense sonunu kesinlikle anlamadım! Belli ki 2. sezon olacak, ama yine de bu sezonun sonunda her şey açıklığa kavuşurken Yoo Yeon Seok'a ne oldu falan hiç anlamadım. Ayrıca bitişe bakılırsa 2. sezonda da aynı kişiler olmalı ama öyle bir haber de okumadım. 

Kafalar yine karışık hahaha^^

Ben tavsiye ederim. Ama dizi gibi değil de eğlence programı izliyor gibi  izlenmeli sanırım. 







26 Mayıs 2018 Cumartesi

İzledim: Should We Kiss First?

Uzuuun bir aradan sonra merhaba!
Çok plansız ve istemsiz bir ara oldu maalesef. Özlemişim de buraları. E özledin de ne diye yazmadın Melly? Çünkü Kore dizisi izlemedim -_-
Şimdi şöyle oldu durum:

Daha önce birkaç yazımda belirtmiştim, ben gerçek hayatta hiç aşk görmediğim için aşkın senaryo ürünü olan fantastik bir öge olduğuna inanır, ve aşk temalı 'fantastik' dizileri izlemeyi severim. Ciddi anlamda izlediğim her dizide aşk arıyorum önce. Son zamanlardaki Kore dizilerinden aldığım aşk dozu yetersiz gelmiş olacak ki kendimi sevdiğim çook eski Türk dizilerine verip, en sevdiğim, en büyük aşkları yüksek dozdan damardan aldım bir süre. Bol bol ağladım, bol bol güldüm, terapi yaptım geldim. Çok da iyi oldu. 

Kavuşamayınca aşk olur demiş şair, aşkın badireler atlatması felan gerekiyor zannımca ki büyüsün. Böyle çok derin Türk dizileri var, arada geçerim üstünden ben. İstenirse öyle bir liste de hazırlarım bi gün size^^

Neyse efendim, uzun lafın kısası, ben sonunda bir dizi bitirdim. Buyrun yoruma^^


Hayatının artık 'ikinci bahar' döneminde olan Son Moo Han ve Ahn Soon Jin'in yolları ikisinin de çok kötü olduğu ve birilerine ihtiyaç duyduğu bir dönemde kesişir. Tam birbirlerine yoldaş olacakken, aralarındaki bazı sırlar ortaya çıkar.


Diziye elbette, efsane yapımlara adını yazdırmış Kim Sun Ah garantisiyle başladım. Artık kendisini ajumma rollerinde görmek çok kalbimi kırdı gerçekten. 
Her daim mükemmel oyunculuğu ve kötü saç stiliyle yine de 'ben burdayım' diyen, inanılmaz bir kadın kendisi.

Ahn Soon Jin karakteri ise, inanılmaz büyük dertlere göğüs germiş, güçlü bir kadın. Zaman zaman soğuk, zaman zaman şımarık, bazen de çocuksu. Orjinal bir karakter yazılmış diyebilirim. 


Son Moo Han rolünde ise Kam Woo Sung var. Bu amcamızı (amca diyorum çünkü yani direk bu haliyle amca olarak girdi hayatıma) ilk defa izledim. Yani öyle düşünüyordum ki bi baktım daha önceden The King and The Clown isimli mükemmel bir filmde, hayran kalarak izlediğim bir karakteri canlandırdığını gördüm. Yani ya yaşlı görünsün diye imaj yapmışlar, yada çok hızlı yaşlanmış bilemedim...

Son Moo Han açıkçası bana çok soğuk ve donuk geldi. Ama oyuncu mu oynayamadı, karakter mi öyle bir adamdı anlayamadım gerçekten. Biraz arada kaldım. Yada mesela karizmatik bir adam mıydı, gıcık ve ezik miydi emin olamadım. Yine arada kaldım. Ayy duygularım çok karışık bu konuda kusura bakmayın^^


Çok gel-gitleri olan, çok sorunları olan ama çok geçek bir çift vardı karşımızda. 
Sevdim onları. Her ikisinin de yerinde olmak istemezdim, olsaydım ne yapardım bilmiyorum. 
Bazen çok resmi, bazen de çok tatlıydılar. Yaşları gereği mi bilmiyorum dizi boyunca saygılı formda Korece konuşmaları da dikkatimi çekti.


Dizi çok hayattan, çok gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Devamlı 20'lerindeki bebek oyunculardan sonra böyle olgun ve kaliteli oyuncuları da izlemek çok iyi bir his açıkçası (daha önce bunu Jealousy Incarnate için de söylemiştim).

Çok eğlenceli ve hızlı bir başlangıcı var. Oh dedim, mükemmel bir dizi izleyeceğim. Ama ortalara doğru birden öyle bir dram vurdu ki, bir daha da çıkamadı dizi ordan. İçim kıyıldı, daral geldi. Tamam konu güzel, dram olsun tabii, ama arada başlardaki gibi neşeli sahneler de girse araya fena olmaz mıydı? Girmedi. İçim ezile büzüle izledim ben de.

Ayrıca

Bu çocuğa ne oldu? Bi işlevi olacak sandık. Hatta o gıcık kızla ilişkisi olacak, çocuğa yazık diye üzüldük felan ama ne oldu yani?


'O gıcık kız'
Yani ben dizi tarihinde böyle kötü bir genç kız görmedim. Hadi babasına olan öfkesinden kaynaklı ona davranışlarını anladım, ama etrafındaki herkese karşı mı böyle olur bi insan? Nefret ettim.


Nefret 2.
Yüzsüzlükte bir dünya markası. Tüm yaptıklarından sonra kendini haklı gören akıl almaz bir yaratık.


Ama tüm o illet karakterlere rağmen;
Diziyi bana izleten, kendine hayran bırakan mükemmel kadın Ye Ji Won!

Bir oyuncudan öte bir kadın olarak hayranım kendisine. O yaşta, o fizik! Daha ötesi o yetenek, o esneklik... Sadece bu dizide değil her yerde gösteriyor jimnastik ve dans yeteneğini. Burda da kendisine hayran bıraktı. 

Ayrıca canlandırdığı karakter de kocasıyla birlikte dizinin en iyi kalpli, en mükemmel karakterleriydi. Çok iyi birer dost ve mükemmel bir çiftlerdi. Onların üzerine yazılmış bir dizi izlemeyi çok isterdim.


Bu arada dizinin sonu da pek tatmin edici değildi bence. Yani bütün dizi mahkeme sonucunu ve adama ne olacağını bekledik. İkisinin de sonunu göremedik. Benim için büyük hayal kırıklığıydı.


Demem o ki, çok kaliteli oyuncular, çok iyi başlayan bir dizi, ama gittikçe kedere boğulduğumdan çok zor bitirdim. 

Sonra Melly neden eskisi kadar sık Kore dizisi izlemiyor da uzun aralar veriyor yazılarına???

Eee böyle dizilere denk gelince hevesim kaçıyor napiyim -_-




18 Nisan 2018 Çarşamba

İzledim: Radio Romance


Kore'nin en popüler aktörlerinden birisi olan Ji Soo Ho, basına karşı mükemmel görünen ama aslında paramparça olan bir aile içerisinde, hayatını bile senaryolara göre yaşayan mutsuz bir insandır. Song Geu Rim ise çok sevdiği radyo yazarlığı işini yapmaya devam etmek istiyorsa DJ olarak kariyerinin zirvesinde olan Ji Soo Ho'yu mutlaka ikna etmek zorundadır. Altından grip üstünden çıkarak ikna eder ama radyoyu küçük gören Ji Soo Ho'yla çalışmak o kadar da kolay olmaz.


Başrolde Song Geu Rim rolünde Kim So Hyun'u izliyoruz. Öncelikle söylemeliyim ki bu 99'lu kızın başrol oynaması hala bana garip geliyor. Daha şurda ne kadar oldu ki, aktrislerin küçüklüğünü canlandırıyordu ne ara büyüdü de başrol oldu anlamadım. Acayip yaşlanıyoruz öyle böyle değil!

Ama hakkını vermeliyim ki bence çok iyi rol yapmış bu dizide. Hem ağır başlı, hem anlayışlı ama bazen de çocuk gibi olan Geu Rim'i çok güzel yansıttı bize.


Ji Soo Ho rolünde ise Yoon Do Joon vardı. Let's Eat serisini izlemediğimden benim izlediğim ilk uzun dizisi oldu bu. Daha önce Splash Splash Love isimli mini dizide izlemiş ve diziye bayılmıştım. Ama o dizide onunla ilgili nasıl hislerim vardı hatırlamıyorum çünkü burda pek de sevemedim. 

Yani bu kadar aşk dolu bir dizide, duyguları daha iyi yansıtan  başka bir oyuncu olmasını tercih ederdim sanırım. Bana çok mimiksiz ve duygusuz geldi. Kıskandığında, mutlu olduğunda, üzüldüğünde vs. hep aynı surat ifadesi... Bu benim gerçekten en sevmediğim şey oyuncularda ve çok dikkat ediyorum. Boylu poslu çocuk, tatlı tatlı peltek de bir konuşması var. Ama oyunculuğu beni tatmin edemedi...


İkinci erkeğimizi ise Yoon Park canlandırıyordu. Yoon Park'ın da en fazla bikaç dizisini  izlemişimdir. Çok sık gördüğümüz yüzlerden değil kendisi. Burdaki karakteri Lee Kang PD tam benim kalemim bir tipti. Hafif  eksantrik, çaktırmadan koruyup kollayan, sevgi dolu, neşeli... Açıkçası benim seçeceğim adam kesinlikle bu olurdu ama neyseeee.... Song Geu Rim kendi kaderine yansın hhahaha^^


Dizi bolca aşk içeriyor diyebilirim. Bu ikili aralarındaki 10 yaşı hiiiiiiiç belli etmezcesine güzel bir uyum yakalamış ki ben bu duruma çok şaşırdım, beklemiyordum. Dediğim gibi benim seçeceğim aktör asla Yoon Doo Joon olmazdı ama yine de birbirlerine yakışmışlar.


Dizinin az sayıdaki yan rolleri ve ikinci çifti de bu ikiliydi. Hayatımda daha çok yakışmayan, birbirinin yanında abes duran bir çift daha görmedim. Ben ki aşk izlemeye bayılırım, bu ikisinin nasıl aşık olduğunu anlamadım. Bu çocuğun, bu kıza -hele de onca mal davranışından sonra- nasıl aşık olduğunu, bir de bunca cazgırlık sonrası o sona nasıl kavuştuklarını anlamadım gitti!!! Hiiiiç yakıştıramadım, hiç uyuşmadı kafamda, beğenmedim!


Dizi temel olarak bu aşk üçgeninin etrafında dönüyor. Ciddi anlamda birbirine uyumlu bir üçlü. Hatta aslında aralarında Song Geu Rim olmasa bir bromance bile izleyebilirdik belki hahhahah^^  


Diziyle ilgili sevdiğim şeyler:
  • Dizinin çok sade ve insanı baymayan bir hikayesi var.
  • Hiçbir şey arap saçına dönmüyor, başrol olduk olmadık dramlara maruz kalmıyor, anlamsız ayrılıklar şeytani karakterler yok. 
  • Ayrıca oldukça fresh, güzel bir kadro var. 


Diziyle ilgili sevmediğim şeyler:
  • Yan karakterler çok zayıf, hikayeleri yok denecek kadar az veya bağlantısız.
  • Ayrıca geçmişle ilgili çok sahne var ama olaylara tam bir açıklık getirilmemiş. Yani mesela o menajer Ji Soo Ho'nun telefonunu neden açmamış ki manası ne? Açsaymış nolurmuş yani? Sonra üvey annesi hep iyi davranıyormuş öz annesi gibi de bi doğum gününden sonra niye 180 derece değişmiş? Bunlar sadece iki örnek. Yani geçmişle ilgili anlaşılmaz sahneler çok fazlaydı.
  • Her ne kadar aşk dizisi olsa da sade ve sadece bir aşkın etrafında olayların dönmesi bana çok basit geldi. Biliyorum yukarıda dizinin sade olmasının sevdiğim şeyler arasında olduğunu söyledim de bu durum aşırıya kaçında dizinin etkileyicilik değerinden almış. Yani bir alt hikaye, derin bir duygu silsilesi ne bileyim insanı yüreğinden vuran herhangi bir etmen olmayınca dizi etkileyici olamıyor pek, akılda da kalmıyor. Geri dönüp tekrar izleme değeri de olmuyor tabi.
  • Bir de sonunda mesela bunca çabayla her şey yoluna girmiş, radyo programını kurtarmışlar ve 3 ay geçiyor ama Ji Soo Ho radyoyu bırakmış bile. Neden oldu o? Radyo yapmak için ortalığı yıktı, ne kadar çabaladılar tam sorunlar bitmişti neden bıraktı yani? Anlamadım sonunu bariz...



Diziyle ilgili genel fikrim; oldukça hızlı ilerleyen, akıcı bir aşk dizisi. Ama bir başyapıt değil. Eğlenceli bir şekilde, büyük bir zevkle izledim ama tekrar izler miyim? Hayır. Hani böyle çok sevdiğiniz dizilere ara ara geri döner, bazı sahneleri yada bölümleri atlaya atlaya tekrar izlersiniz yaa (ben yapıyorum en azından^^) , işte bu diziye yapmam onu. Ama tabi benim fikrim bu, çünkü dizinin seveni hatta hayranı epey fazla. Siz de mutlaka bir göz atın.