''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Kalp Atışı'nda Kafa Karıştıran Sahneler

İlgili resim
Bu resimlerin sahibi dizituyo sitesidir.
Kalp Atışı diye yeni bir dizi çıktı duymayan kalmamıştır zannedersem. Başrollerinde Gökhan Alkan ve Öykü Karayel'in olduğu dizi Park Shin Hye ve Kim Rae Won'lu Doctors'un birebir uyarlaması. Hatta senaryonun yayın haklarını aldıklarından dizinin başında bilgilendirme yazısı bile geçiyor. Yani başlığa bakıp senaryoyu çalmışlar falan zannetmeyin diye belirteyim dedim!

doctors kdrama box ring scene ile ilgili görsel sonucu
Doctors
kalp atışı 2. bölüm sahneleri ile ilgili görsel sonucu
Kalp Atışı
Ben şahsen diziyi çok beğendim. Zaten Doctors'u da severek izlemiştim, bi de Gökhan Alkan'ı da çok severim. Hevesli başladım yani.

Dediğim gibi birebir uyarlamışlar. Karakterler aynıyken mekanlar ve sahneler de neredeyse aynı.

doctors yoo hye jung and chun soon hee in cafe ile ilgili görsel sonucu
Doctors
show tv
Kalp Atışı
Özellikle 1. bölümü, Doctors'un ilk 3 bölümünü birebir kapsıyordu. Gerçi o an bir korktum. Çünkü Doctors 20 bölümlük bir diziydi. Ortalama bir Türk dizisi de en az 50 bölüm olur. E sen hazır senaryonun ilk 3 bölümünü 1 bölümde yedin zaten. Geriye kaldı 17 bölüm. Diziyi 50 bölüme uzatmak için dünyalar kadar saçmalamazlar inşallah diye umuyorum.

kalp atışı 2. bölüm sahneleri ile ilgili görsel sonucu

Derken 2. bölümde şu yukardaki hasta göründü. "Ya ben bu hastayı biyerden hatırlıyorum biyerden hatırlıyorum ama bu diziden değiiiiiil" diye düşün düşüüüüün tam çatlarken buldum!

romantic teacher doctor kim emergency patient ile ilgili görsel sonucu

Bilmem izleyen veya hatırlayan var mı ama bu dizi Romantic Teacher Doctor Kim. Yani Doctors'un senaryosunu alıp, birebir uyarlayıp araya da başka medikal dizilerden ayrıntılar koymuşlar. Ben şok oldum tabi bu duruma! Milyon çeşit hastalık, kaza var dünyada, adını vermediğiniz dizideki sahneyi bire bir çalmanız gerekmiyor değil mi ama???

Diziyi uzatmak için yerleştirilmiş bir saçmalık diyemem zira gayet güzel yedirilmişti ve izleyen tanıdıklarım çok beğendi o sahneyi özellikle. Ay çok ayıp çalmışlar daha da izlemem de diyemem çünkü ne kadar gıcık olsam da dizi hala çok güzel. Ama kimse bilmese de ben anladım ya o sahnenin başka diziden olduğunu, içim bu huzursuzlandı. Böle Romantic Teacher, Doctor Kim'in hakkı yeniliş gibi hissettim. 

Başka medikal dizilerden de tıbbi vakaları falan kesin alacaklar diye düşünüyorum artık ister istemez. 

kalp atışı dizisi ile ilgili görsel sonucu

Ama yapacak bir şey yok. Dizi çok güzel olmuş. Başroller, onların uyumu şahane! Şimdilik büyük zevkle izliyorum ve inşallah bozmaz.

İşte bu gördüğüm şey içimi kemirince burdaki bir avuç güzel okuyucumla paylaşayım dedim. Belki benim gibi Romantic Teacher, Doctor Kim'i izleyip, bu sahneyi farkeden vardır. 

Bil ki yalnız değilsin güzel okuyucum hihihiih^^





6 Temmuz 2017 Perşembe

İzledim: Chicago Typewriter

chicago typewriter ile ilgili görsel sonucu

1930'larda, Japon sömürgesi altındaki Joseon'u (eski Kore) bağımsızlığına kavuşturmak için kurulan Bağımsızlık Örgütü'ndeki 3 yoldaşın ömürlerine sığmayan dostluk ve aşk hikayelerini izliyoruz. Bu 3 kişi 80 yıl sonra 2'si reenkarne olmuş 1'i ise hayalet olarak bir daktilonun içine sıkışmış şekilde tekrar karşılaşırlar. Önceki hayatlarından hafızalarında kalan hikayeleri ortaya dökerek, her birisinin sonu ne olmuş, nasıl ölmüşler, birisi neden daktiloya bir hayalet olarak sıkışmış çözmeye çalışırlar.

İlgili resim

Kadrosunu ilk duyduğumdan beri heyecanla beklediğim dizinin afişini görünce azıcık hevesim kırılmıştı açıkçası, konusunu okumama gerizekalılığında bulunduğum için! Çok mu tarihi, çok mu sıkıcı acaba dedim. Sonra mükemmel yorumlar duydum ve bir başladım ki, 2 günde bitirdim!

Ne kadar beğendiğimi anlatmaya kelimeler yetmez! O yüzden belki şu cümle azıcık anlamanıza yardımcı olur: Goblin ve Moon Lovers'dan beri en etkilendiğim dizi ve senaryo oldu! 

chicago typewriter ile ilgili görsel sonucu

Geçmiş ve gelecek arasında zaman atlamalar, fantastik bir konu, mükemmel dostluklar, büyük aşklar... Ve bunların hepsi bağımsızlık uğruna savaşan vatanperverlerin hikayesinin içerisine yedirilmiş. Bir diziyi sevmek için gereken her şey ve çok daha fazlası var burda! 

chicago typewriter yoo ah in ile ilgili görsel sonucu

Yoo Ah In'i çok büyük sabırsızlıkla bekliyordum açıkçası ve beklediğim her saniyeye değdi!!! Bu adama nasıl bayılıyorum belli değil (hafiften So Ji Sub esintileri alıyorum bu kadar bayılmama sebep bu da olabilir aslında). Ses tonu, erkeksi mimikleri, yer yer çocuksu halleri, o insanın içini titreten bakışları... Geçmişteki bağımsızlık için savaşan vatansever yoldaş Seo Hwi Young ile günümüzdeki bencil yazar Han Se Joo'yu mükemmel bir şekilde bütünleştirdi. Özellikle 1930lardaki oyunculuk akıl almazdı benim için! Ne kadar övgü dolu laf etsem az geliyor sanki şu an...

chicago typewriter ile ilgili görsel sonucu

Go Kyung Pyo, Jealousy Incarnate'den sonra da yine böyle ponçik bir rolde oynarsa biz bu adama nasıl hayran kalmayalım??? Gerçekten mükemmel bir karakterdi Yoo Shin yada Yoo Jin Oh. Mükemmel bir dost, fedakar bir aşık... 

Ve Im Soo Jung: bu kadın yaşlanmıyor mu yaa? I'm Sorry I Love You'dan beri aynı yüz. Yoo In Ah'dan 7, Go Kyung Pyo'dan 11 yaş büyük!!! Bi gıcık olmaya başladım hahaha.. Şaka bir yana, bu kadının dahil olduğu kötü bir senaryo bulmak neredeyse imkansız. Zaten I'm Sorry I Love You'dan sonra ilk dizisi! Düşünün nasıl ince eleyip sık dokuyor, düşünün bu senaryo nasıl içine sindiyse artık, düşünün bu ne kadar güzel bir dizi...

chicago typewriter ile ilgili görsel sonucu

Öncelikle mükemmel bir bromance izledik. Öyle böyle değil hem de... Tek bir ömre sığmayan, öldükleri anda bile, başka bir hayatta tekrar tekrar karşılaşmayı isteyen, her hayatta birbirlerini bulmaya söz veren cinsten... Omuz omuza savaşan, birbirleri için canını veren, aşktan vazgeçen ve hatta dostuna yaptığı hata için kendini en büyük cezayla cezalandıran cinsten... 

İlgili resim

Çok büyük bir aşk izledik bir de. Bağımsızlık mücadelesi uğruna birbirinden vazgeçip başka bir hayatta karşılaşmak isteyen 2 kocaman yürek. Ama öyle böyle değil... Çok kocaman!

Ayrıca bu dizi, 16 bölüm boyunca 2 tanecik öpüşme sahnesi de olsa bir aşkın nasıl efsaneleştirilebileceğini gösterdi sanırım. Beni bilen bilir, severim aşkın ifade edildiği sahneleri. Burda yok denecek kadar azdı ama öyle bakışlar vardı ki kalbimde hissettim aşklarını. Dev oyuncular mı dersiniz, ustaca yazılmış senaryo mu bilemiyorum artık...

İlgili resim

Mükemmel bi hikaye, yan rollerden köpeğe kadar mükemmel bir kadro, büyüleyici mekanlar ve süper bir atmosfer. Zamanda yolculuk mu desem ne dese bilemedim, zaman atlayan bir hikaye ama gereksiz flashback lerle boğmuyor izleyiciyi. Bol güldürüyor, bol ağlatıyor, her şey tadında. Sırf dram, sırf komedi, sırf aksiyon değil yani.

Sonu ise olabilecek en anlamlı sonlardan. 

Keşke daha uzun olsaydı dizi. Keşke Ha Se Joonun yazdığı kitap gerçekten olsaydı da alıp okuyabilseydim. Öyle keşkeler kaldı geriye işte...

İlgili resim

Ben, bu üçlü kendilerinden vazgeçip, kendilerini feda edip bağımsızlık için savaşırken çok ağladım. Yıllar sonra tekrar birbirlerini bulup sanki 80 yıl geçmemiş gibi didişip eğlenirken çok güldüm. Onlar savaşırken ben de heyecanlandım, onlar dans ederken benim de içim kıpırdadı. 

Ben bu üçlüyle çok şey paylaştım sanki. Biliyorum bi garip, fazla duygusal bir yorum oldu ama hala etkisinden çıkamadım. Ne kadar tavsiye etsem az gibi. Hakettiği değeri görmemiş gibi. 

Bu arada ufak bir not olarak:

Diziye adını veren silah
chicago typewriter ile ilgili görsel sonucu
Dizide de bahsedildiği gibi, sesi daktilo sesine benzediğinden adı Chicago Typewriter koyulmuş. Typewriter anlayacağınız üzre daktilo demek.

Herhangi bir daktilo değil ama. Aynı dönem Chicago'da üretilen ve adı The Chicago olan bir daktilo!

Bu silah dizide kullanılan silah. Ayrıca Resident Evil gibi pek çok ünlü oyunda da yer alıyormuş.




Aslında bana kalsa daha neler neler yazarım. Yazarlardan yapılan alıntılardan, tarihi mekanlardan, gerçekten olan sömürge olaylarının tarihi akışına kadar... Ama can sıkasım yok merak etmeyin^^

Daha nasıl övebilirim bilmediğim için yazımı burda bırakıp beni etkileyen bazı sahneleri koymak istiyorum en sona. Kendim de kendi yazımı açıp okuyunca aklıma o sahneler gelsin diye..

İlgili resim

Dizinin en güldüren hayalet sahnelerinden^^
İlgili resim

Böyle bi aşkla bakmak var mı yaaa -_-
İlgili resim

Mükemmel mekanlar: büyüleyici 1930 Joseon'u, Han Se Joo'nun kitapseverler için mabed olabilecek evi ve tabii ki biricik Carpe Diem... Orda her şey çok güzeldi!
chicago typewriter carpe diem ile ilgili görsel sonucu

Ve asla aklımdan çıkmayacak o insanlar:
chicago typewriter yoo ah in and im soo young ile ilgili görsel sonucu

İlgili resim

Resimde çıkmayacağını bilmesine rağmen...
İlgili resim

Ama o resim çıktı^^
chicago typewriter yoo ah in and im soo young ile ilgili görsel sonucu


chicago typewriter yoo ah in and im soo young ile ilgili görsel sonucu

-SON-




1 Temmuz 2017 Cumartesi

Mimlendim: Elimin Gitmediği Kitaplar

En sevdiğim blog yazarlarından ve ennn sevdiiğim okuyucularımdan Bir Lahzanın Aksi beni çok hassas bir mevzuda mimlemiş: kitaplar!

Gururla söylüyorum (normal şartlar altında herkes için mütevazi bir alışkanlık olması gerekirken, bu devirde imrendirmek adına azıcık böbürlenmenin zararı yok diye düşünüyorum) iyi bir okuyucuyum. Son zamanlarda rutinim azıcık aksamış olsa da kitap kurdu sıfatını kaybettirecek kadar değil diye umuyorum^^

İşin kötü tarafı, iyi de bir alıcıyım! Merak edip okumak için aldığım kitaplar, edebi değerinden ötürü mutlaka okunmalı diye düşünüp aldığım kitaplar, koleksiyon değeri olduğu için aldığım kitaplar, 'aaa bu çok ucuzmuş ya belki bir gün okurum' diye aldığım kitaplar yada direk kendi zevkime uyduğundan okumak için aldığım kitaplar gibi gibi gibi sonu gelmeyen bir listem var. E tabi bunca kitabın içinde alınmasına rağmen el gitmeyen kitaplar da oluyor. Çünkü pis bi huyum var; kitaptır, dizidir, filmdir farketmez, ne kadar kötü olursa olsun bi başlayınca asla bırakmam. İhanet etmişim gibi hissederim. O yüzden de el gitmedi mi gitmiyor işte napalım 
-_-

1) Margaret Mitchell-Rüzgar Gibi Geçti
Resmi gittigidiyor'dan aldım kusura bakmayın, fotoğraf işimde cidden kötü ve hevessizim.
Kütüphanemde, halamın koleksiyonundan gelen, benden yaşlı 1988 basım mükemmel bir Rüzgar Gibi Geçti var. Filmine hayran kaldığım, defalarca izlediğim bu hikayenin kitabına elim bir türlü gitmiyor nedense! Bir de 654 sayfa yahu! Kalın kapak, sarı sayfalı, böyle sayfaları tatlı tatlı kokan cinsten ama yok yani, okuyamadım gitti. Böyle ilk kitabı okuyup sonra filmi izlersem hep kitabı severim de, ilk filmi izleyip gözüme ordaki karakterler falan oturursa kitabı sevmeyebilirim korkusu var sanırım. Bilemiyorum cidden. 

2) Alexandra Ripley-Scarlett
alexandra ripley scarlett simavi roman ile ilgili görsel sonucu

Yine halamdan gelen 1991 basımı Scarlett. Bu da Rüzgar Gibi Geçti'nin devamı olacak şekilde yazılmış bir roman ve duyduğum kadarıyla mükemmelmiş. E Rüzgar Gibi Geçti okunmayınca buna da sıra gelmiyor, bir de caydırıcı bi yanı daha var: 927 sayfa yahu!!!

3) Georges Politzer-Felsefenin Temel İlkeleri
georges politzer - felsefenin temel ilkeleri ile ilgili görsel sonucu

Bu da herkes mutlaka okumalı diye düşünüp aldığım ama elimin asla gitmediği kitaplardan maalesef. Böyle Konfüçyüs, Aristotales, Descartes, Platon falan okumayı severim aslında ama böyle temel ilkeler falan çok bayık geldi aldıktan sonra. Koydum kenara kaldı. Ayıp ettiğimi biliyorum, azcık daha büyüyünce mutlaka okuyacağım!!!! ^-^


Aslında kütüphanemde okunmayan onlarca kitap var ama bi göz gezdirdim de elim gitmiyor değil aslında sıralarını bekliyor gibiler. Tam sıra gelmişken onlardan daha çok heveslendiğim yeni bir kitap çıkıyor, çıkmasa okuyacağım aslında gibi^^ Yoksa kendimi mi kandırıyorum bilemiyorum artık^^


Benim listem de böyle. Biraz sıkıcı fakındayım ama eğlenceli olsaydı okurdum zaten di mi^^ 
Mimi beğenen herkesi davet ediyorum, ben mimleyen Bir Lahzanın Aksi'ni de kocaman öpüyorum^!

19 Haziran 2017 Pazartesi

İzledim: The Liar And His Lover

the liar and his lover korean ile ilgili görsel sonucu

Kang Han Kyeol tam anlamıyla bir müzik dehasıdır. Crude Play adlı gurubun müziklerini yapan ama yüzünü maskeyle gizleyen gizemli üyesidir. Yoon So Rim ise, hayali şarkı söylemek olan liseli bir kızdır. Müzik yüzünden etrafındakileri devamlı kıran, insani duygulara kapalı olan Han Kyeol, So Rim ile tanıştıktan sonra kalbini açmayı ve başkalarının duygularına da eğer vermeyi öğrenir.

the liar and his lover korean so rim and han kyeol ile ilgili görsel sonucu

Başrolde bebito oyuncu Lee Hyun Woo ve Red Velvet grubunun üyesi Joy vardı. 

Ben bu Joy'u We Got Married isimli showda izlemiştim. Aşırı tatlı bir kız. Bu dizide de sanki kendi karakterini canlandırmış gibiydi. Devamlı güler yüzlü, etrafına enerji saçan sevimli bişey böyle. Ama sonradan o güler yüzlü, Han Kyeol'un peşinden ayrılmayan kız kendini ağırdan satan, asık suratlı ve bön birisine dönüştü ki hiç sevmedim...

Lee Hyun Woo'nun çok dizisini izledim ama yok yani. Bence çok duygusuz ve oyunculuğu kötü. Sevemedim gitti bu çocuğu. Bir de nasıl küçük gösteriyor anlatamam. Yani dizide kız liseli çocuksa ondan bayaa büyüktü güya ama bana sorsanız çocuk orta okullu, o derece hhahaha^^
  Ama bi gülümsesin, güller açıyor her yerde orası da ayrı. O gamzeleri falan... 

İlgili resim

İkiliye bayıldım ama. Aşırı ponçiklerdi. Hem tatlı hem utangaç... Benim gözümde bu fotoğraf orta okul aşkını konu alan bir diziden alınmış gibi işte ama. Böyle aşkım dağları deler mevzusu yok yani.

the liar and his lover korean ile ilgili görsel sonucu
Bu an dizi adına çok önemli bir an. Resmen ilk görüşte AŞK!
Ben dizinin orjinal Japon film versiyonunu izlemiştim eskiden. E filmle dizi bir olmuyor malum, konular epey değişik. Filme de diziye de bayıldım desem yalan olur ama film daha iyiydi sanki. Çocuk daha cool du, olaylar çok uzamamıştı felan... Bilemiyorum..


Yalnız söylemeliyim ki dizinin şahne bir yan kadrosu vardı. Her karaktere ayrı ayrı bayıldım:
İlgili resim

Havalı ama sevimli Crude Play üyeleri

the liar and his lover korean so rim and han kyeol ile ilgili görsel sonucu

Ne yaptığını pek de bilmeyen, çaylak liseli Mush&Co çocukları

the liar and his lover lee jung jin ile ilgili görsel sonucu

Ve özellikle başkan Choi Jin Hyuk. Yöntemleri tartışılsa da her zaman tek amacı elindekileri korumak ve yükseltmek olan adam. Ayrıca benim Choi Jin Hyuk'u canlandıran oyuncu Lee Jung Jin ajossiye de bir zaafım var sanırım. Hangi dizide iyi kötü farketmez nasıl bir rol oynarsa oynasın bi bakıyorum sevmişim^^ Şeytan tüyü dedikleri bu olsa gerek^^

İlgili resim

Bana kalırsa dizi çok aydınlık ve sevimliydi ama eksikleri de epey fazlaydı. Aşkı, azmi, hayalleri... Hiçbir duyguyu tam olarak anlatamadı yada bana hissettiremedi. Her şey çok hafif kalmıştı.

Özellikle de müzikler...

Kadrosu, başrolü dahil olmak üzere bir kaç tane müzisyen barındıran, baştan aşağı müzikle alakalı olan, her bölümde birkaç tane şarkı dinlediğimiz bir diziye göre müzikleri oldukça vasattı. Dizi bitti ama benim aklımda tek bir şarkı bile kalmadı. Tekrar youtube açıp dinlemek yada indirmek isteği de olmadı. Ah çalıp söyleseler de dinlesem hiç demedim! Müzik dehasını ve grupları konu alan bir dizi çok daha iyi şarkılar barındırmalıydı bence.

Görsel sonucu

Elbette tek bir kişi hariç!!!!! Kang Han Kyeol'un babası, eskilerin ünlüsü şimdilerde sokak müzisyenliği yapan Kang In Woo'ya bayıldım!!!!! O doğaçlama gitar tıngırdatmalarına doyamadım. Bir yerde çıksa akşam dinlemeye giderim o derece! Ama maalesef ki öyle baştan sona bir şarkı söylemişliği yok dizide. Rolü canlandıran Choi Min Soo her zaman çok sevdiğim bir oyuncuydu ve ses tonunun da güzel olduğunu düşünürdüm ama böyle güzel şarkı söyleyebileceğini tahmin etmemiştim! 

Dizinin en sevdiğim şey o oldu sanırım: hem müziğiyle hem de karakteriyle.

İlgili resim

Sonuç olarak güzel kadrolu, güzel konulu bir dizi. Ama biraz hafif işlenmiş, duygularda derinlik yok sanki. Yada ben artık saçmalamaya başladım hihihi^^ Malum dizi çok sevildi çünkü, hayranları her yerde.
Çoook boş vaktinizde bir fırsat vermeni tavsiye ederim sevgili okur.





5 Haziran 2017 Pazartesi

JAPONYA'DAN ALIŞVERİŞ

Aslında bu yazıyı yazmak için çok geç kaldım. Bu kargo geleli o kadar uzun zaman oldu ki... 
Çok! Çooook! Çooooooook uzun zaman!

Hatta artık yazmiyim ya eskidi diye düşünüyodum ama o kadar memnun kaldığım bi alışveriş oldu ki, en azından tavsiye için yazmak istedim.

blippo ile ilgili görsel sonucu

Alışveriş yaptığım sitenin adı Blippo. Buraya tıklayabilirisiniz. Böyle dizilerde, filmlerde gördüğümüz birbirinden sevimli ve ponçik Japon ve Kore ürünlerinin hemen hepsini bulabileceğiniz mükemmel bir site. Kırtasiye ürünleri, aksesuarlar, dergiler ve ennn güzeli Japon abur cuburları! 

Bir de bu son zamanlarda popüler olan aylık kutu sistemi var. Her ay bir kutu içinde birbirinden sevimli ıvır zıvırlar ve denemeniz için abur cuburlar gönderiyorlar. O da mükemmel bir şey bence. Pek çok kutu aboneliğinden daha güzel.


Sitenin kullanımı çok basit. Fiyatlar da TL cinsinden yazıyor. En güzel kısmı ise kargo bedava! Ayrıca siparişim inanılamayacak kadar hızlı geldi: 15 gün gibi komik bir sürede! Her şey mükemmel paketlenmişti. 

Toplamda 4 parça ürün aldım ve tam olarak hatırlamasam da 30 tl ile 40 tl arası bir şey ödedim. 


2 parça ürün tabii ki kırtasiye ürünü oldu. Bilmem bahsettim mi ama ufak çaplı bir sevdam var kırtasiye ürünlerine. 

Bu sevimli 2'li post-it i aldım ama başka kırtasiye severler gibi koleksiyon yaptığımdan falan değil. Yıllardır şöyle bir alışkanlığım var benim: her zaman çantamda küçük bir post-it ve kalem taşırım. Gün içinde sağa sola ufak tefek notlar bırakırım. Yabancı birisi bulsun ve o kişinin gününe bir güzellik katsın diye. 
"Sen değerlisin"
"Sen çok güzelsin"
"Bugün birisi için güzel bir şey yap"
"Bugün dünya için ne yaptın?"
gibi gibi...


Kalem ise görünmez kalem ve kapağında lazeri var. Bir de yanında hiçbir işe yaramayan ama sırf sevimli olsun diye koydukları bir büyüteçle geldi. Normalde yazdığınız hiçbir şey görünmüyor ama mavi ışığını tuttuğunuzda yukarıda gördüğünüz gibi yazı belirmeye başlıyor.
Orda 안녕 여러분 yazdım. Yani selam millet! ^^


Alışverişimin daha daha daha güzel parçası ise Japon şekerleri oldu. Bunları devamlı internette görüyordum ve inanılmaz merak diyordum ama ya sağda solda çok pahalıydı yada yoktu yani. Sonunda uygun fiyata buldum ve 2 tane birden aldım. Kendim yap şeker kitleri! Her ikisi de en ünlü kendin yap şekerlerine sahip Kracie markasına ait.


Bir tanesi meyve parçalı ve bisküvili puding şeklinde şeker


Diğer ise piyasadaki en popülerlerden ramen yapabildiğiniz şeker.

Açıkçası benim için çok keyifli bir alışveriş oldu. Siteyi pek çok arkadaşıma tavsiye ettim, Japonya sevgisi olmayanlar bile sevimli şeylerin hatrına bi dolu alışveriş yaptı. Ben de hemen her hafta siteyi kontrol ediyorum ilgimi çekecek yeni ürünler gelmiş mi diye. En yakın zamanda yeni bi alışveriş yazısı gelebilir yani^^ 

Ayrıca şekerlerin yapılmış hallerini yada yapılış basamaklarını da göstermek istiyorum. Umarım öyle bir yazı hazırlamaya vaktim olur. 

Biliyorum blogumda alışveriş yazılarına pek yer vermiyorum ama mevzu Uzak Doğu olunca ilginizi çekebilir gibi geldi. Ayrıca son zamanlarda izlediğim Amerikan dizileri ve tekrar izlemeye başladığım film serileri yüzünden Kore dizilerinden biraz uzak kaldım (hazırda birkaç yorumum daha var, yeniden izleyene kadar idare edebilir belki). O yüzden bu aralar biraz daha farklı bişeyler yazabilirim. Hem belki bloga renk katar^^