''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

10 Aralık 2016 Cumartesi

2016'nın En İyi Kore Cilt Bakım Ürünleri

Eveeet yine geldik yılın o dönemine. Malum listelere başlıyoruz.
Açılışı kozmetikle yapayım dedim. Çünkü geçen sene en çok okunan yazım oldu. Geçen seneki yazım için şöyle buyrun: 2015'in En İyi Kore Cilt Bakım Ürünleri

Bu sene de yardımım olursa ne ala...

Neden Kore kozmetikleri kullanıyorum: kesinlikle özenmek yada ambalajlarına kanmak değil öncelikle bunu bi söyleyeyim! Çok ciddi cilt sorunları yaşadım geçmişte ve sayısız markanın sayısız ürününü denedim. Tabii ki hepsi high end (çok ünlü markaların çok pahalı ürünleri) değildi, ama içlerinde high end olanlar da vardı. Belki bütçem onlara yetse onların içerisinden de bana yarayan ürünler bulabilirdim. Ama ben, kullandığım ürünlerin hiçbirisinden fayda göremeyince, arayışımı, zaten hali hazırda çok haşır neşir olduğum Kore'ye yönlendirdim. Hem bütçeme uygun hem de kaliteli pek çok ürün denedim ve çok samimi söylüyorum birkaçı bende bir mucize yarattı. E o günden sonra da vazgeçemedim tabi Kore kozmetik sevdamdan. 

Dediğim gibi özenti falan değil zira makyaj ürünlerimi gayet Watsons, Gratis gibi mağazalardan alıyorum. 2 tane Kore markası rujum vardır yoktur yani o kadar. Sadece cilt bakımı ürünlerimi tercih ediyorum. Hatta Watsons ve Gratis'ten de alışveriş yaparken 'made in Korea' damgalı ürünleri tercih eder oldum. O dereceyim yani şuan...

Öncelikle cildimin kuru ve hassas olduğunu söylemem gerekiyor. Benim beğendiğim ürünler herkesin cildine iyi gelmeyebilir. Bunu göz önüne alarak okursanız sevinirim.

Neyse lafı uzatmayalım ve listeye geçelim:

1) En İyi Nemlendirici
Innisfree Green Tea Moisture Cream

Uzun araştırmalar sonucu seçtiğim bu kremi geçen sene Tayland seyahatim sırasında aldım. Yapısı oldukça yoğun ve tamamen kuru ciltler için üretilmiş bir krem. Ben ki oldukça kuru ciltliyim yine de yazın kullanamıyorum, cidden yoğun. Ama kışın nemlendirmesi bir harika!!! Mis gibi yeşil çay kokuyor ve kokusu asla kimyasal bir koku değil. Çok hafif ve doğal. Kuru ciltli ve henüz kırışıklık için önlem alma ihtiyacı hissetmeyen arkadaşlara öneririm. Yalnız benim de yaş bi noktaya geldi, bundan sonra sanırım bu krem gibi nemlendirmekten başka bir işe yaramayan kremler tercih etmeyeceğim.

2) En İyi Göz Kremi
Mizon Collagen Power Firming Eye Cream
Bu kremin kapaklı kutudaki versiyonu da var ama ben göz kreminde tüplü ambalajları tercih ettiğim için bunu aldım. 
Yüzde kırışıklık endişem olmasa da göz için daha erken tedbir aldım sanırım. Birkaç kutu kullandığım Etude House Collagen Moistful kremden sonra (cildimde mucize yaratanlardan birisi) kollajene karşı bir sempatim oluştu. Sevmeyenler epey fazla biliyorum ama ben seviyorum. Tamamen domuz kollajeninden üretilen ürünler olmadığı sürece tercih ediyorum ve edicem de sanırım. 
Bu krem de göz çevresindeki kuruluğu tamamen geçirirken ince kırışıklıklara da dolarak pürüzsüz bir etki yaratıyor. Test ettim onayladım! Kokusu, dokusu süper. Bu formdaki ambalajı ise çok kullanışlı. Ama dediğim gibi içerisinde daha çok ürün olan kapaklı krem kutusundaki halini de tercih edebilirsiniz.

3) En İyi Temizleyici
Innisfree Green Tea Moisture Cleansing Oil
Geçen sene de aynı ürünün Olive Real olan versiyonunu yazmıştım. Sanırım ne temizleme yağından ne de Innisfree markasından vazgeçemiyorum. Fondöten kullananlar veya çok ağır makyaj yapanlar, bunun üzerinde temizleme köpüğü kullanırsa daha uygun olur bence ama bu bana yeterli geliyor. Elime aldığım ürünle kuru yüzümü iyice ovalıyorum. Bu arada ürün makyajımı çözüyor. Sonra ellerimi ıslatıp yüzümü nemlendirerek tekrar ovalayıp iyice duruluyorum. Kuru ciltliler için yüz yıkamak çok zordur, bilen bilir, ama bu ürün sonrası cildim yumuşacık ve nemli kalıyor. Bu bitse mutlaka ya aynısından yada yine Olive Real versiyonundan almayı düşünüyorum. Uzun süre şaşmayacağım bir temizleyici.

4) En İyi Peeling
Skinfood Black Sugar Strawberry Mask Wash Off
Peelingim geçen senekinin aynısı çünkü çok severek kullanıyorum, etkisi şahane ve değiştirmeyi düşünmüyorum. Zaten farklı maskeler de kullandığımdan haftada 1 gün kullandığım bir ürün. Kolay bitmiyor yada cildimde etkisi alışkanlık yarattığı için değiştirmem gerekiyor gibi bir sorun oluşmuyor. 
Genelde Black Sugar Mask meşhurdur Kore kozmetiklerinden. Ama hassas ciltliler için bunu öneririm. Şeker taneciklerinin yanı sıra çilek çekirdeklerinin olması tanecikleri daha hassas ve cilde zarar vermeyen bir hale getirmiş. Hatta çok çok aşırı hassas cildi olan azcık sulandırıp bile kullanabilir.

5) En İyi Face Mist
Haesum Marine Fill Mist


Kore kozmetiğinden azıcık anlayanların 'bu da ne?' diye sorduğunu duyar gibiyim^^
Bu misti geçen kozmetik fuarındaki Limonian standından aldım. İnternet sitelerinde de halen satılıyor. Şahsen mist kullanmaya bayıldığım ve bu da oldukça uygun fiyatlı olduğu için beklentisiz almıştım. Sonradan etkisi beni şok etti açıkçası. Makyajlıyken bile kullandığımda cildimi nemlendiriyo ve ferahlatıyor. Okyanusların dibinden elde edilen su, çeşitli alg ve mercan ekstraktları ile çeşitli mineraller varmış içinde, araştırdım. Kokusu da tam adı gibi adeta deniz kokuyor, çok fresh ve temiz. Tüm listemde en ulaşılabilir ürün bu sanırım. Limonian sitesinden hemen sipariş verebilirsiniz.

6) En İyi Serum
Innisfree Olive Real Essential Serum
Innisfree Olive Real Essential Serum ile ilgili görsel sonucu
Hem Innisfree'den hem de Olive Real ve Green Tea serilerinden gına gelmiş olabilir size^^ Ama ben serideki diğer ürünleri de alıp denemek için sabırsızlanıyorum. Bu serum yağ ve su şeklinde çift fazlı bir serum. Makyaj öncesi kullanıldığında bir harikalar yaratıyor ama ben cildimin sıkıntılı olduğu zamanlarda nemlendiricimden önce serum olarak kullanmayı tercih ediyorum. Veya isteyenler hiç nemlendirici kullanmadan sırf bunu da kullanabilir bana kalırsa. Cildi yumuşacık yapan, canlandıran ve hemen emilen bir ürün. Cildinde kuruluk, cansızlık yaşayanlara veya makyaj öncesi cildini nemlendirip enerji vermek isteyenlere tavsiye ederim.

7) En İyi Maske
The Face Shop Real Nature Mask - Red Ginseng
Malumunuz ginseng Kore'de her derde deva bir bitki olarak görülüyor. Ben maalesef henüz bu ürünü detaylı olarak keşfedip faydalarından yararlanamadım ama bu maskeyi kullanma fırsatım oldu. Maske klasik alıştığımız beyaz maskelerin aksine hafif sarımtırak turuncumsu bir renge sahip. Bunun sebebi tabii ki üzerindeki ginsengli serum. Maske sonrası cildimin tamamen nemlenmiş olması bir yana pırıl pırıl ve canlanmış oluyor. Maske, kırmızı ginsengin içerisindeki saponin maddesinin yorgun cilde bakım yaptığını vaat ediyor. Bence kabuldur. Ben çok memnun kaldım be bu sene çok sayıda kullandım bu maskeden. Elimde maalesef sadece bir tane kaldı -_-

8) En İyi Saç Bakım Ürünü
Etude House Silk Scarf Hologram Hair Serum
Etude House Silk Scarf Hologram Hair Serum ile ilgili görsel sonucu
Bu saç serumunu bir çekilişten kazanmıştım ama çok deneme fırsatım olmadan birisine hediye etmiş bulundum. İyi midir kötü müdür bilmeden meraktan bir tane daha aldım kendime. Saçıyla çok ilgilenen bir tip değilim ve pek bir ürün kullanmam açıkçası. Kuru şampuanmış, saç spreyiymiş, şekil vericiymş falan pehhhh. Hiçbirini kullanmam. Topla çık, doğal tiplerdenim. Ama son zamanlarda saçım çok kurudu. Ben de bu seruma şans vermeye karar verdim. Genelde banyodan çıkınca ıslak saça uygulamış herkes. Ama ben ıslak saçımı taramak için sıvı sprey krem kullandığım için bunu saçım kuruyken kullanmayı tercih ediyorum. Hatta bence daha iyi oluyor. Saçım kuruyken taramak çok zor olabiliyor yada bazen yoluk yoluk görünüyor (yazar cidden kokoş değil, baya yoluk saçlı bi kız). İşte o zamanlar 2-3 pompa hemen saç uçlarına, pufffff!!! Hemen nemli saçlar. Başlarda yağlı bir görüntü olduğu için evden hemen çıkmadan uygulamamanızı öneririm. Bi 30-45 dkya saç emiyor ve yumuşacık ama yağsız oluveriyor^^


Not: Ürünlerin tek tek fotoğrafını çekmeye hem üşendim, hem de açıkçası iyi bir fotoğrafçı değilim. Işıkmış, dekormuş, açıymış hiç beceremiyorum o işi. O yüzden netten aldım fotoları. Ama birebir bendekilerin aynısı hepsi.  

skin care illustration ile ilgili görsel sonucu

Bunların dışında epey bir ürünüm var evde. Farklı ürünler denemeyi çok seviyorum, az ucundan da maymun iştahlıyım. Ama sorun cildim bebek poposu gibi mi? Hayır! Peki bu kadar ürüne neden bebek poposu gibi değil Melly? Çünkü bir sağlık sorunundan dolayı cildim çok kötü etkilendi ve büyük badireler atlattık birlikte^^ Şuan ciddi anlamda olabileceği en iyi halinde. Bir bebek popsu değil ama insan içine çıkartmıyo da değil yani^^ 

Kore ürünleri konusunda soracağınız bir şey varsa her zaman cevap verebilirim. Özellikle kuru cildiniz varsa. 

İnşallah 2017'de de aynı listeyi hazırlamak nasip olur^^
Şimiden mutlu yıllar!
Happy New Year!!!



3 Aralık 2016 Cumartesi

İzledim: Shopping King Louie Yorumu

shopping king louie ile ilgili görsel sonucu

Çok zengin bir aileden gelen Louie, oğlunu ve gelinin kaybettikten sonra torununu da kaybetmekten korkan babaannesi tarafından Fransa'da kale gibi bir eve yerleştirilmiş ve orda korumalı bir hayat yaşamaktadır. Ona zarar verebilecek her şeyi yapması yasaktır: zararlı yiyecekler, araba kullanmak, yağmur yağarken dışarı çıkmak... Devamlı yanında dolaşan korumadan hallice kayhası yüzünden tek bir arkadaşı bile olmayan Louie fanus içerisinde yaşamaktadır adeta. Louie'nin yaptığı tek bir şey vardır bu hayatta: sınırsız servetiyle sınırsızca alışveriş yapmak.

Ko Bok Shil ise elektriğin bile olmadığı Allahın dağında yaşayan taşralı bir kızdır. Kardeşi evden kaçıp babaannesi ölünce, kardeşini aramak için Seoul'a gider. Orda Louie ile tanışır. Louie, Ko Bok Shil'in kardeşinin kıyafetlerini giydiği için Bok Shil ümitlenir-kardeşini bulabilecektir, ama tek sorun: Louie hafızasını kaybetmiştir.

İlgili resim

Başrolde Louie rolünde Seo In Guk var. Bu çocukla ilgili duygularım acayip karışık. Öncelikle hiç tipim değil belirteyim. O acıklı acıklı bakan martı kaşları falan beni gıcık ediyo ama gamzeleri de tatlı işte... Kafam karışık demiştim.  

Tipine anlamsızca gıcık olduğum için önyargıyla hiçbir dizisini izlemezken King of High School'a şans verdim ve orda çok sevdim. Tam bir tatlılık abidesi. Sonra 'aa bu çocuk iyiymiş yaa' diyip Hello Monster'ı izledim ama yok yani orda yine 'ı-ıh' oldu. Bu diziyi de izledikten sonra artık kararım kesin: Seo In Guk sadece sevimli, neşeli, sempatik tiplerde ve romantik komedilerde izlenilebilecek bir adam, melodramalarda işi yok!

Burdaki karakteri Louie, King of High School'daki karakterle neredeyse aynıydı bence. Biraz daha çocuksu ve gıcık versiyonu diyebiliriz. Louie'yi hem sevdim, acıdım hem de gıcık oldum. Sevgiye muhtaç, yalnız kalmaktan korkan, etrafındakiler için her şeyi yapmaya hazır bir tip olması dünya tatlısıydı. Ama yok efendim hafızasını kaybetmeden önce öyle zenginmiş ki para harcarken kendini kaybediyo kısmında ağzına vurasım geldi. Zavallı Bok Shil tüm gün çalışıp 2 kuruş kazanırken o yattığı yerde gerekli gereksiz alışveriş yapıyodu yaaa.... Düşündükçe sinirleniyorum!

İlgili resim

Go Bok Shil rolünde ise ilk defa başrolde oynayan Nam Ji Hyun vardı. Bu fotoğrafta dağdan indim şehre anı, böyle göründüğüne bakmayın sonralar pek bi güzelleşti serpildi kızımız^^ 
Ben şahsen bu kıza bayıldım. Nasıll bir tatlılık anlatamam. Oyunculuğunu da gayet başarılı buldum.

Go Bok Shil ne çekti ama... Bi insanı herkes mi kazıklamaya çalışır, herkes mi üzerinden geçinir? Allahtan alt komşuları zamanla onu çok sevdi de kazıklamayı bıraktılar. Babaannen ölmüş, kardeşin kaybolmuş, beş kuruş paran-kalacak yerin yok, tepende hafızasını kaybetmiş bi evsiz var ve etrafındaki herkes seni yolmaya çalışıyo, bi yandan da dolandırıcılar... Tüm bu çektiklerinin ödülü oldu sanırım Louie'nin zengin çıkması hahaha

Şaka bir yana Bok Shil cidden çok iyi bir kızdı, sokakta bulduğu bir adamı evine alıp tüm parasını istediği gibi harcamasına sabredecek kadar... Hatta biraz fazla iyiydi, fikrini açıkça çalan amirine hala hayatındaki her ayrıntıyı anlatıp ondan iyi niyet bekleyecek kadar...

Not: Diziyi yeni izleyecek olanlar izlerken Bok Shil'in ayakkabılarına dikkat etsin lütfen. Hepsi birbirinden güzeldi ve hepsi benim olsun istedim. Fotoğraflarını bulamadım maalesef ama bulursam mutlaka editlicem yazımı. 

shopping king louie cha jung won ile ilgili görsel sonucu

Yoon Sang Hyun'un canlandırdığı Cha Jung Won ile dizide bir aşk üçgeni yaratılmak istenmiş ama olmamış. Yani karakter silik, ezik, azıcık bir rekabet ortamı bile yaratmadı. Devamlı hırıltılı konuşması ve boğaz temizlemesi aşırı gıcıktı. Hepsinden önemlisi Yoon Sang Hyun benim için Secret Garden'ın Oska'sı ve maalesef ondan öteye geçemiyor...

İlgili resim

Dizi o kadar dinamik ve eğlenceli başlıyor ki anlatamam... Şehre alışkın olmayıp yeni bir hayata başlayan taşralı kızla hafızasını kaybedip yeni bir hayata başlayan çocuğun birlikte her şeye ayak uydurup, keşfedip, birlikte yaşama alışmaya çalışmaları çok güzeldi. 16 bölümlük dizinin rahat bi 10-11 bölümü bu eğlenceyle akıp gidiyor zaten.

İlgili resim

İki kişinin arasında yavaş yavaş oluşan bu sağlam bağı izlemek çok güzeldi. Bir amaç için bir arada olup ayrılamaz hale gelen, birbirini çok seven iki insan...


Bulaşıkla para biriktirme hikayesi, ilk para hatırası, her şeyi 500 won üzerinden alıyor olması... Tüm bunlar çok güzeldi.


Sonra dizi boyunca sayısız kez duyduğumuz ve karakterlerin ağzına yapışan laflar vardı. Hatta bazılarının ardından ne geleceğini biliyorduk (muck muck), çok sevdim o cümleleri ben^^ 
Na Man Mido - 나만믿어
Ottokhe - 어떡해
Bek pro - 백프로
vb vb vb

Ayrıca şu Maxim Gold kahveyi de merak etmekten çıldırıyorum. Uydurma bi marka mıydı yoksa gerçekten var da dizi reklamın dibine mi vurdu acaba? Gerçekse mutlaka bi denemem lazım bizim Nescafe 3'ü 1 aradadan ne üstünlüğü varmış acaba^^

İlgili resim

Dizideki bir güzellik, hikaye sırf çıkmaza girsin diye yerleştirilmiş anlamsız dönüm noktaları yoktu. Yada kötü adamlar adeta cehennemden diploma almışlar gibi değildi. Evet işleri yolundan çıkaran kötüler vardı ama gerçek kötüler gibiydi. Gerçi dizideki kötü/sevimsiz herkesin son bölümde pamuk şekere dönmesi biraz inandırıcılığı kaçırdı ama olsundu, yine de güzeldi.

Görsel sonucu

Yine dizide en sevdiğim şeylerden birisi zenginlerin fakirleri eziklememesi, fakirlerin de aşağılık kompleksine girmemesiydi zira tüm dizilerde bu sahneleri sıkça görüyoruz. Go Bok Shil'i hem Louie'nin ailesi hem de Oska'nın ailesi hemen kabullendi; zengin ahjummalar fakir ahjummayı hiç dışlamadan anında kanka oldu, sinir bozucu, gıcık ve hatta kötü karakter olmanın ucundan dönen Baek Ma Ri bile kimseyi maddiyatıyla aşağılayan bi kız değildi. 

shopping king louie accident ile ilgili görsel sonucu

Kaza hikayesini son bölümlere kadar heyecanını yitirmeden gizemli kalmasını da sevdim. İlk bölümünde tüm hikayeyi çözüp sonuna kadar her şeyi tahmin ederek izlediğimiz diziler de az olmadı keza...


Buraya tek tek resimlerini koyamayacağım ama dizinin tüm yan karakterleri bir şahaneydi bence. Epey de kalabalıktı hem... 
>Ofis ekibi
>Alt komşu ve oğlu
>Birbirlerine lakap takıp birlikte takılmaya başlayan 3 ahjumma
>Birbirine aşık olan 2 kahya

Ve diğerleri... Tüm yan karakterler mükemmeldi!

shopping king louie accident ile ilgili görsel sonucu

En önemlisi: Dizinin sonu çok güzeldi bence. Dizi boyunca devamlı gördüğümüz o müzik kutusuna bir anlam yüklenmesine çok sevindim zira gıcık etmişti beni anlamsızca elden ele geçmesi. 

Bir de düğün sahnesi görseydik tadından yenmezdi beeee!

Uzun lafın kısası bence oldukça eğlenceli bir diziydi. Özellikle ilk bölümleri çok güldürdü, karakterleri çok sevdirdi. Hikayeyi çok benimsedim ben. İnce eleyip sık dokumasam mutlaka izleyin derim aslında.

Seo ın Guk'u veya King of High School'daki Seo In Guk'u seviyorsanız kesin kesin izleyin. Yada şu aralar ortalıkta olan Moon Lovers, Love in the Moonlight, K2 falan hepsini izlemişsinizdir de, dizi arıyorsunuzdur da, boş vaktiniz vardır da falan öyle izleyin.

Ama bi ara fırsat verin bu diziye!

seo in guk law of the jungle ile ilgili görsel sonucu

Not: Seo In Guk'un dizilerde böyle şımarık, kendi işini beceremeyen bir tipi oynaması çok şaşırtıcı aslında. Ben onu geçenlerde Law of the Jungle diye bir programda izledim. Programı şöyle düşünün: yarışma olmayan Survivor. Ünlüleri ıssız bi coğrafyaya atıyolar (dağ, orman, çöl...) sonra hadi bakalım yaşayın burda bikaç gün diyolar. Yemek, barınak, ateş hiçbir şey olmadan. Programa mutlaka göz atın derim ama esas olay ordaki Seo In Guk. Kendisi Busan'lıymış. Bilmeyenler için: Busanlılar genelde böyle erkek erkek olarak anılır. Yani güçlü kuvvetli, koruyucu, ekmeğini taştan çıkaran, hafif kaba belki, tabir-i caizse az vahşi falan. Seo In Guk da sanki oraya aitmiş gibi yaşıyordu. Elinden bi uçan bir kaçan o derece... Yapamadığı iş yok. E tabi orda da azcık gözüme girmedi değil hihihihi^^ Neyse işte, o adama bu roller... Şaşırtıcı yani^^

16 Kasım 2016 Çarşamba

İzledim: Jealousy Incarnate Yorumu

jealousy incarnate pictures ile ilgili görsel sonucu

3 yıl boyunca aynı iş yerinde çalıştığı, kendinden üst rütbeli Lee Hwa Shin'e platonik olarak aşık olan Pyo Na Ri, bir gün Lee Hwa Shin'in en yakın arkadaşı Go Jung Won ile tanışır ve onunla yeni bir ilişkiye başlar. Bu sırada kıskançlığa kapılıp aslında Pyo Na Ri'ye aşık olduğunu anlayan Lee Hwa Shin, aynı zamanda da erkeklerde bulunması utanç verici olan meme kanserine yakalandığını öğrenir.

Görsel sonucu

Öncelikle bu dizi mükemmel olmasa da, iyisiyle kötüsüyle, 'Bir dizi böyle olur beee!' diyorum..

18-20 yaşlarındaki bebeleri izlemekten çok sıkılmıştım cidden. Gerçek kadın ve erkeklerin olduğu, deneyimli, doğal oyunculukları izleyebildiğimiz gerçek bir diziydi bana kalırsa. Büyük zevk aldım!

Ayrıca malum ben dizlerdeki ufak kıskançlık sahnelerine bayılıyorum. Burda bir dizi dolusu kıskançlık vardı. Yani aşağıda sayacağım her türlü olumsuzluğa rağmen ben diziyi sevdim baştan söyleyeyim^^

Görsel sonucu

Başrolde Lee Hwa Shin rolünde Jo Jung Suk vardı. Daha önce King 2 Hearts'ta da izledim ama Oh My Ghostess ile kalbime taht kurmuştu zaten kendileri. Aynı ordaki gibi başlarda huysuz, sonraları kör kütük aşık olan bir adamı canlandırdı burda da. O büzüşük kaşlarıyla her daim acıklı bir suratı var gibi ve Koreli erkek arasında ufaktan 'çirkin' sınıfına giriyor olsa da bana çok 'erkek erkek' geliyor (dizide bu durumda çok gönderme vardı aslında) ve çok çekiyor beni. 

Ayrıca bir erkek meme kanseri gibi kendince veya Kore halkınca utanç verici bir hastalığa kapılmışken bir kadın ona aşık olabilir mi yada kanser olup ölme riski varken bir kadına aşık olmalı mı gibi yaşadığı ikilemleri o kadar iyi hissettirdi ki... Alkış!!!

Görsel sonucu

Pyo Na Ri rolündeki Gong Hyo Jin ise ennn sevdiğim aktrislerden birisi. İzlemediğim dizisi yok, bayılıyorum!!! Yine o da Jo Jung Suk gibi, aktrisler arasında azıcık çirkin tarafta kalıyor bana kalırsa ama çirkin şansı diyorum (fesatlık ediyorum yaa kadın iyi oyuncu aslında hakkı var) çünkü şimdiye kadarki partnerleri: Gong Yoo, Jang Hyuk, Lee Sun Kyun, Cha Seung Won, So Ji Sub <3<3, Jo In Sung ve Kim Soo Hyun gibi adamlardı. Yani isimsiz hatta az ünlü tek bir kimse bile yok!!!!

Bence Jo Jung Suk nasıl bir kervana katıldığına dikkat etmeli!!! 

Görsel sonucu

Çift olarak offf! Elektrikten kıvılcımlar hatta ateşler uçuştu etrafta! Az ama öz olan öpüşme sahnelerini ayrı olarak görsem 'bu kesin bir tvn yada jtbc dizisi' derdim. Oldukça cesur ve gerçekçi sahneler vardı. Uzun zaman sonra açıp açıp izlemek isteyeceğim tatlı mı tatlı bir çift çıktı karşıma!

Ama bi kaçan kovalanır hikayeleri varı değil mi? Yani Pyo Na Ri 3 yıl boyunca platonik olarak Lee Hwa Shin'i severken adam yüz vermiyo, sonra ne zaman kız ona sırtını dönüyo o zaman değere binip bu sefer adam peşinden koşmaya başlıyo. Sonra adam 'eeeh yeter be' diyip pes ettiği anda yine kız adamın peşine... İkisi de kolay lokma sevmeyen, kovalamaktan hoşlanan tipler belli^^

Görsel sonucu

Yazıma ilk başladığımda da dediğim gibi 30'lu yaşlarındaki oyuncuları izlemek bir başka oluyor cidden. Deneyimlerine mi, olgunluklarına mı yoksa sadece gerçekten iyi oyuncu olduklarına mı vermeli bilmiyorum ama her halleri, o genç oyunculardan (18-20'lerindeki bebekler) kat be kat gerçekçi.

Gong Hyo Jin'in ağlaması, üzgün halleri; Jo Jun Suk'ın sesinin titremesi, çileden çıktığı anlar... Asla güzel, çekici görünmeye çalışmıyolar. Genç oyuncularda sanki sahnenin her anında poz verirmişçesine bir güzel, melekvari çıkma çabası varmış gibi geliyor bana. Ama bunlar çok doğal, güzel çıkmasalar da olur, gerçek bir insan nasılsa öyle olsun... İşte bu durum, diğerlerini izlerken her daim dizi izlediğimin farkında olmamı, bunlarda ise onların hayatını izlediğim hissine kapılmamı sağlıyor.

Uzun oldu ama anladınız siz beni ^-^

Görsel sonucu

Bu mükemmel uyumlu çifte rağmen benim favori karakterim 2. adam Go Kyung Pyo'nun canlandırdığı Go Jung Won oldu. Bütün dizilerde izlediğiniz o mükemmel 2. erkekleri hatırlayın, hani tercih edilmedi diye sinirlendiğiniz, ben olsam onu seçerdim dediğiniz... İşte şimdi hepsinden iyi bir tanesini hayal edin! O adam bu adam!!! Bu adama bayıldım cidden!!! Tek eksiği tutkusuydu sanırım, Kim Hwa Shin'de aşkının tutkusuyla kazandı zaten...

Bu rolü izlerken nedense aklıma hep Choi Siwon geldi. 'Ahhhh canım askerde olmasaydı o da çok yakışırdı bu roleeee' dedim hahaha

Görsel sonucu

Dizi o kadar güzel ve eğlenceli başladı ki anlatamam. İlk 15 bölümü falan soluksuz izledim. Sonra ne ara

ÖNEMLİ SPOİLER

Pyo Na Ri 'ben ikinizi de aynı anda seviyorum' dedi ve 1 kadın 2 erkek aşk hikayesi başladı orda bir öğğğ geldi bana.

İlgili resim

E dolayısıyla en sevmediğim 2 arkadaşın arasına giren kız hikayesi ortaya çıktı. Cidden cidden cidden hiç sevmiyorum bu durumu.

Aslında dizinin tamamındaki

Görsel sonucu

1 erkek 2 kadın (bu şefe ba-yıl-dım)

jealousy incarnate shi cheol ile ilgili görsel sonucu

1 kadın 2 erkek (sağdaki çocuğa çok yazık oldu ama soldakini ben de sevmiştim)

ve

Görsel sonucu

1 kadın 2 erkek hikayelerini hiç sevmedim. 
Ortalık aşk üçgeninden geçilmiyordu...

Görsel sonucu

Hastane sahneleri favorimdi!!! Hem komedi unsuru açısından hem de toplumsal bilinçlenme açısından çok etkiliydi bence. Meme kanseri olduğunu öğrenen bir adamın nasıl dışlandığı, huzursuzluğu, tedavi olmaya bile çekinmesi çok acı bir durum. Bir kadının ona bu konuda destek olup yardım etmesi ise gerçek aşkın başlangıcı işte.

Görsel sonucu

Bu gibi durumları birlikte atlatan insanların bir daha kolay kolay ayrılmayacağına inanıyorum ben şahsen. 

Ayrıca bu dizi sayesinde Kore'de bir erkeğin meme kanseri olduğunu öğrendiğini ve hayatının kurtulduğunu duymuştum. Süper bir şey değil mi??

jealousy incarnate rak pasta ile ilgili görsel sonucu

Birbiriyle kan bağı olmayan insanların bir arada yaşayıp aile olduğu bu eve de bayıldım. Dizide en çok imrendiğim şeydi sanırım. Böyle bir yerde böyle insanlarla birlikte yaşamayı çoook ama çok isterdim.

lee hwa shin and go jun won ile ilgili görsel sonucu

Bu ikiliye de bayıldım! Araları bi ara bozulsa da toparlamayı bildiler. Gerçi Go Jung Won'a yazık oldu ama neyse orayı unutmak istiyorum..

Görsel sonucu

  • Dizi bir kaç bölüm saçmalasa da sonra güzel toparladı, eski temposuna döndü bana kalırsa. 
  • Senaryonun geneli ve oyuncular o kadar iyiydi ki aktı gitti dizi. Daha iyi oyuncular düşünemiyorum.
  • 24 bölüm biraz fazlaydı bu konu için aslında ama o da izletti. 
  • Kötü karakterler, ihanet, arkadan iş çevirme, her an başa gelebilecek felaketler olmayan bir diziyi izlemek ne kadar rahatlatıcıymış unutmuşum^^ 
  • Pyo Na Ri'nin kardeşi ve diğer liselilerin hikayesinden de biraz daha faza bahsedilmesini isterdim, 24 bölüme sığardı yani hahah
  • Hastalık haricinde ortaya çıkan başka sorunlara da rağmen (yazar spoiler vermemek için dişini sıkıyor) ayakta kalan çok güçlü ver gerçekçi bir aşk vardı. Masalsı olmaması çok hoşuma gitti.
  • Dizinin soundtracki bir harika!!! Eski şarkılardan da o kadar güzel faydalanmışlar ki anlatamam. Her biri aç aç dinle yani.
  • 15000. kez tekrar edicem ama Gong Hyo Jn ve jo Jun Suk bir harika!!!


Yani her şeyin özeti, büyük sorunları alt eden bir aşk ve kıskançlık seansları etrafında dönen bir dizi. En başta da söylediğim gibi yazdığım tüm olumsuzluklara rağmen ben diziyi çok sevdim çünkü güzel yanları 10 kat ağır bastı sanırım^^


jealousy incarnate wedding ile ilgili görsel sonucu

Ve dizinin en güzel yanı: sonu!

Telli duvaklı bir finalimiz oldu herkese hayırlı olsun! Düğün şarkısı kesinlikle mükemmeldi ve izlenmeye değer! Diziyi izlemeseniz de ona bir göz atın derim. Zaten Jo Jung suk dizi boyunca birkaç kez sesinin güzelliğini kanıtladı.

Görsel sonucu

EKSTRA: Sanırım 14 yada 15. bölümü sonuydu, inanılmaz bir Pasta dizisi göndermesi var. Benim gibi Pasta'yı çok seviyorsanız benim gibi bayılırsınız bu sahneye. Lee Sun Kyun'un kendi sesinden tutun, restoranda makarna şefi olmasından, japon balığına ve hatta 'yeee şeb' e kadar her ayrıntı şahane bir nostalji yaşattı bana. Pasta severleri direk bekliyorum o sahneye^^

6 Kasım 2016 Pazar

İzledim: Love in the Moonlight Yorumu


Bazı sebeplerden dolayı hayatı boyunca erkek gibi davranmak zorunda kalan Hong Ra On, saraya haremağası olarak satılır ve yine bir erkek olarak sorumsuz ve umursamaz prens Lee Young ile tanışır. 


Bu diziyi ne kadar uzun zamandır ve nasıl sabırsızlıkla beklediğimi anlatamam. Yazılarımı azcık takip edenler Park Bo Gum'un güneş gözlükleriyle dans ettiği o dünya tatlısı fragmanı paylaştığımı görmüşlerdir. İşte ben o fragmanı uzun süre boyunca her gün izledim. Öyle sevdim, öyle heyecanlandım.

Gel gelelim ki 3 günde 1 dizi bitiren ben, bu diziyi 2 haftadır bitiremedim!!!! Akıl alır şey değil! Bu kadar heyecan ve hevesle beklediğim, herkesin ayılıp bayıldığı diziyi ben 2 haftadır bitiremedim. Bitmedi, izleyesim gelmedi yada. Cidden bilmiyorum ne oldu...

Neyse önce kısa kısa yorumlar yapıp sonra dizi hakkında genel fikrimden bahsetmek istiyorum.

love in the moonlight ile ilgili görsel sonucu

Park Bo Gum'a laf edecek yiğit anasının karnından doğmamıştır diye düşünüyorum. Sempatiklikte ve çekicilikte bir dünya markası olmakla beraber son yıllarda meydana çıkmış en GÜZEL adam bence! 93'lü olması aşırı derecede kalbimi kırıyor ve yaşımdan utandığım için maalesef üzülerek 'favori aktörlerim' listesine yerleştiremiyorum. 

Reply serisine hala el atmamış birisi olarak daha önce Hello Monster'da izleyip beğenmiştim Park Bo Gum'ı ama bu diziyle bir nesli peşinden sürükleyecek hale geldi orası ayrı. Acayip de hak etmiş bana kalırsa. Dizi boyunca adam her sahnede kendisini öyle bir izletiyor ki... Gülümsemesi, ağlaması, şaşkınlığı... Her bakışı ayrı bir fotoğraf karesi bana kalırsa.


Hong Ra On rolündeki Kim Yoo Jung'ı ilk defa izledim sanırım. Aşırı tatlı bir kız. Henüz 'bu kıza bayılıyorum' demek için çok erken ama bence. Bir de 99'luymuş. Aşık rollerindeki, öpüşen kız sahnelerindeki başrol olmak için biraz erken olabilir...

Karakteri ise yer yer yetersiz yer yer de anlamsız hareketler yapan bir kız olarak gördüm. Ama tatlı mı? Tatlı!

Görsel sonucu

Favori karakterim kesinlikle Jinyoung'un canlandırdığı Yoon Sug karakteri oldu. Böyle karşılık beklemeden, fedakarlık yaparak ve her şeyden vazgeçmeye hazır olarak seven bir adam bulmak çok zor... Prensten daha çok ilgimi çekti diyebilirim. Jinyoung da yine yeni keşfettiğim, harika olmasa da izlenilebilir oyunculuğa sahip, geleceği parlak bir çocuk bence.



sungkyunkwan scandal geol oh ile ilgili görsel sonucuYine dizinin bombalarından Byung Yeon rolüyle Kwak Dong Yeon. Bu adam 97'liymiş!!! İnanılır gibi değil! Herkesten büyük gösterirken 97'li olması hem şaşırttı hem de yine bi yaşlı hissettirdi kendimi!

Bu karakteri çok sevdim, genelde böyle mysterious dövüşçü tipli tarihi karakterleri seviyorum. Ayrıca Sungkyunkwan Scandal dizisindeki şu karaktere çoook benzettim.

--------------------->


Diziyi genel olarak Sungkyunkwan Scandal dizisine benzettim aslında: 3 erkek arasında yaşayan erkek kılığındaki bir kız temasıyla... Yine pısırık kral ve onun adına ülkeyi daha güzel bir yere getirmek isteyen, serseri ve ilgisiz görünen ama araştırmacı ve azimli prens kısmıyla Shine or Go Crazy dizisinin aynısıydı. 

Görsel sonucu

Diziyi aynı anda pek çok diziye benzeterek izledim, ama benzettiğim o dizilerin hepsi bundan daha iyiydi sanki. O yüzden mi hevesim kaçtı, her seferinde 1 bölümden fazlasını izleyemedim bilmiyorum. Çünkü ciddi anlamda 2-3 günde dizi bitiren bi insanım ben yani. Bu kadar hevesle beklediğim ve başladığım bir dizinin 1 günde bitmesi gerekiyordu normalde.


İlk 4 bölüm aktı aslında, çok eğlenceliydi ama sonradan her şey sıkıcı bir hal almaya başladı. Beklediğim eğlence ve romantizmi asla bulamadım diyebilirim. Yani o mükemmel fragman bana çok büyük bir eğlence vaadetmişti ama bu ilk 4 bölüm sonra yok oldu. Son 2 bölüm yine biraz heyecan toparladı kendini, olayların çözülme kısmı ve sonu tüm diziye nazaran daha iyi diyebilirim. Ama ilk 4 ile son 2 arasında kalan bölümlerle ilgili ciddi sorunlarım ve soru işaretlerim var.

Görsel sonucu

Mesela dizinin başında harem ağaları içindeki muhabbetlerin(2 kafadar vardı ilk bölümlerde birden yok olup son bölümde çıktılar ortaya) daha esprili ve alt tondan ayrıca ilerleyen bir hikaye olacağını sandım, ama olmadı. Bir de prensesle alim arasındaki ilişkiden daha çok bahsedilmesi gerektiğini ama göz ardı edildiklerini düşündüm. 

Kralın istediği zaman herkesin kafasını as kes yapabiliyorken etrafındakilerden böyle korkması, yada bazen birilerinin kafasına göre hareket edebilmesi, yada suçu kanıtlanan kişilerin hala arsızca ortalıkta dolanabilmesi ... Bu gibi çelişkiler hemen her tarihi dizide gözüme batıyor benim. Yada mesela herhangi birisi prens yada kralın odasına girmeye çalışsa 'bilmemkim arzettiler, bilmemkim sizi görmek istiyor' diye bağıra çağıra duyurusu yapılırken bazen bi bakıyoruz odalar dinleniyor, gözetleniyor felan... Nasıl oluyor bu? Ay ben çok mu ince düşünüyorum?????


Neyse uzun lafın kısası Park Bo Gum'un gül yüzü ve senaryonun güzelliği üzerine izlenilebilecek bir dizi. Sonu da oldukça tatmin ediciydi. Ama ben senaryonun işleniliş şeklini pek beğenmedim. Gerçi reytinglere, hakkında yazılan yorumlara ve hayran kitlelerine bakılırsa dünya üzerinde bir tek ben varım sanırım beğenmeyen. O yüzden okuduğun yorumun tamamını ciddiye almayabilirsin sayın okur!

Not: Dizide adı geçen asi Hong Gyeong Nae gerçek tarihi bir karaktermiş. Bu çok hoşuma gitti açıkçası. Tarihi dizilerde yer alan gerçekçi detayları çok seviyorum. Size de bir ek bilgi olsun bu. 

En sona da dizi için beklentilerimi yükselten, her gün izlediğim ve hala bayıldığım fragmanı bir kez daha yerleştirmek istiyorum. 
Bana kalırsa bu kısacık fragman, 18 bölümlük dizinin tamamından daha güzel^^


Park Bo Gum'ın o gözlüklerini atıp çenesini havaya kaldırarak, hafif bir gülümsemeyle ve dudaklarını ısırarak dans edişi görmelere doyamayacağım bir sahne. Şarkı süper, adam süper, dans süper... Ben bundan neleeer neler beklemiştim oysa ki. Neyse, diziyi boşverin, fragmanı izlemeye devam!!!