''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

10 Mayıs 2019 Cuma

İzledim: Romance is a Bonus Book Dizi Yorumu


Cha Eun Ho ve Kang Dani 20 yıllık dostlukları ve abla-kardeş ilişkileri olan ayrılmaz bir ikilidir. Son yıllarda Kang Dani'nin hayatında her şeyin ters gitmesi ve Eun Ho'nun şirketinde işe başlamasıyla birlikte Dani'nin gözleri Eun Ho'nun duygularına ve kendi duygularına karşı açılmaya başlar. 


Sonunda ben de izledim!!!

Kang Dani rolünde Lee Na Young'u izledik. 9 yıl sonra ilk dizisini çekmiş bu kadın. Benim de izlediğim ilk dizisi. Hakkında sadece Won Bin'le evlenen şanslı kadın olduğunu biliyordum şimdiye kadar. Sadece şanslı olmadığını iyi de bir oyuncu olduğunu öğrenmiş oldum böylece.

Dani çok bizden, çok içimizden bir kadın aslında. Evlenip çocuk yapınca kariyerini zirvede bırakıp ev hanımı olmuş. Yemek, temizlik, çocuk bakmak derken kendini ailesine adamış ama sonuç? Kocası aldatıyor ve kadın ortada kalıyor. Evsiz, parasız, işsiz... 7 sene ara verdiği kariyerine dönmek de hiç kolay olmıyor. Yaşı çok büyük, sektör çok değişmiş, rekabet çok... Bu hikaye size de tanıdık gelmedi mi? Her kadının başına gelen bir şey değil mi? Çok dokundu bana Dani'nin hayatı. Bunları yaşamış olmasam da çok rahat empati yaptım ve hayatın peşini bırakmayan, sıkı sıkı tutunup çabalayan bu kadınla gurur duydum izlerken.

Özellikle bir sahne vardı ki... Dani'ye şimdiye kadar herkes birisinin annesi, birisinin karısı, pardon, hey, bakar mısınız diye seslenmiş. İşe girdikten sonra 'insanlar beni ismimle çağırıyor' diye oturup mutluluktan ağladı. Nasıl duygulandım izlerken anlatamam size... 
Kadın olmak gerçekten çok zor...


Cha Eun Ho rolünde ise Lee Jong Suk vardı. 

Lee Jong Suk hep aynı Lee Jong Suk. Nereye girse, nerde oynasa pançak pançak enerjisiyle aydınlatıyor olduğu yeri. İzlerken öyle bir kaptırıyorum ki kendimi ses tonuna, beyaz tenine, kalın dudaklarına. Ama sanmayın ki tipiyle işi yürüten birisi, mükemmel de bir oyuncu. Ciddi halleri, şapşiriklikleri, ağlama sahneleri... Hepsi gerçekten kusursuzdu. 

Eun Ho yıllarca uzaktan seven, sevdiği kadın tökezlerse her an tutmaya hazır bir gölge gibi takip eden mükemmel bir adamdı. Aynı zamanda vicdanlı bir evlat, aynı zamanda başarılı bir editör ve yazar. 4-4'lük erkek böyle bir şey olsa gerek.


Ama hepsinden öte, defalarca izlemeye değer mükemmel mükemmel mükemmel bir aşıktı. Daha sevimlisi zor bulunur sanırım^^


Noona konulu (kadındın erkekten yaşya büyük olduğu) dizilerde doğru kimyayı bulmanın çok kolay olmadığını düşünüyorum ki bunu en son Park Bo Gum ve Song Hye Kyo'nun Encounter dizisinde görmüştük (çok kötüydü). Ama burda çoooook güzel bir kimya vardı ikili arasında.

Bu ikili 'arkadaş'ken de zaten bir ilişki içindeydiler.  Devamlı date yapıyorlar, el ele tutuşup sarılıyorlardı. Devamlı birlikte gezip tozan bu aşırı samimi çiftin sevgililik evresine geçişini izlemek o yüzden aşırı doğal ve kolay oldu. Kimyaları çok uyan birbirlerine çok yakışan bir çiftti ama ben bunda büyük payın Lee Jong Suk'a ait olduğunu düşünüyorum. Hem gerçekten çok iyi bir oyuncu, hem çok iyi 'aşık adam' oynuyor hem de şimdiye kadar uyum sağlayamadığı bir aktris de görmedim zaten.


Dizide olayların çok da aşk üçgenine dönmeden son bulduğu ikinci erkek ve ikinci kızımız var. Her ikisi de çok sevilecek tiplerdi önce onu söylemeliyim. 

Özellikle ikinci erkeği izlerken çok imrendim. Güler yüzlü, yardımsever, hem sanattan hem edebiyattan anlayan en önemlisi de birlikte oturup kitap okuyabileceğim ve sonra da kitap konuşabileceğim bir erkek arkadaş... Gerçekten hayal gibi. Ama sonralardan bu çocuğun biraz 'herkese mavi boncuk dağıtan' tipte birisi olduğunu farkettim ve aynı hızla soğudum. En sevmediğim erkek tipidir açıkçası. Kadınlara nazik olma ayağıyla herkese kayan, duyguları dengesiz tipleri gerçekte de hiç sevmem, dizilerde de. 
Kızda da aşırı yapışık olma, boşta kalamama, her beğendiği erkeğe kuyruk olup peşinden ayrılmama durumu vardı sinirimi bozan. 'Aşkta gurur olmaz' savını maalesef anlayamıyorum ve gurursuz kadınlara tahammül edemiyorum.

Her şeyden öte iki tatlı karakterdi ama sonunda en sevmediğim şey oldu. Başrollerimizden hoşlanan ikinci kız ve erkeğin dizinin sonunda birlikte olması ennnnnnnnnnnnn katlanamadığım son şekli. 'Aman kimse boşta kalmasın' mantığını hiç sevemiyorum. Burda da öyle oldu maalesef.


Diziyle ilgili anlatmak istediğim o kadar güzel şey, paylaşmak istediğim o kadar güzel fotoğraflar var ki nerden başlasam nasıl özetlesem bilemiyorum gerçekten. Yazarken dengesizleşirsem kusuruma bakmayın lütfen. 
Çooook beğenerek, hiç sıkılmadan ve lütfen bitmesin diyerek izledim çünkü.


Öncelikle dizide mükemmel bir kadro vardı. Tüm yan roller, özellikle ofis ekibi bir şahaneydi. Hele de kurucu üyeler... İzlediğimiz Eun Ho-Dani aşkının yanında ofisteki herkesin de ayrı birer hikayesi vardı. Hepsinin hayatla kendine ait bir savaşı, birbirleriyle olan komik diyalogları... 
En çok da toplantı salonu sahnelerini izlemek  çok eğlenceliydi.


Eun Ho'nun mantığının ve duygularının iki farklı karakter olarak konuştuğu sahneler de aşırı güzel ve eğlenceliydi. Hatta keşke daha fazla olsaydı dedim.


Sonra çekim mekanları süperdi. Eun Ho'nun evi, buluştukları tüm restoran ve kafeler görsel olarak çok iyiydi, amaaa en mükemmeli tabiiki de ofisti. İçinde kocaman bir kütüphanesi olan görseli şahane, geniş ve birbirinden güzel insanlarla dolu bir ofis...

Bu diziyi daha gençken izleseydim bir yayın şirketinde çalışmaya özenirdim eminim ki.


Bir de hiçbir zaman bahsetmem ve çok da ilgimi çekmez ama burda söylemem lazım ki dizinin müzikleri de çok güzeldi. Dizi müzikleri nedense çok iyi veya çok kötü ve rahatsız edici olmadığı sürece ilgimi çeken bir kategori değildir. Ama bu dizide gerçekten güzel şarkılar vardı ve sonradan açıp sountrackini dinlettirdi bana. Özellikle kulağı hassas olanlar için güzel bir artı bence.


Mükemmel bir kadro, çok iyi mekanlar ve güzel müzikler. Geriye ne kaldı? Senaryo...
Senaryoya gerçekten laf edemeyeceğim bu sefer.

Komedinin, dramın, aşkın çok iyi bir dengesi kurulmuştu. Ön planda güzel bir aşk hikayesi izlerken arkada farklı karakterlerin hayatlarını izledik. Çok güldük, çok duygulandık, aşkı izlerken de yüzümüze kocaman gülümsemeler oturdu. 
Bir de kitapların hikayesi vardı ki... Sanırım en güzeli de oydu.


Kitapların yazımından okuyucu eline ulaşıncaya kadar geçen macerasının çok duygusal bir anlatımı vardı, beni çok etkiledi bu hikaye. Bahsetmek istediğim çok şey var bu konuda:

  • Kitaplarla arasında çok özel bir ilişki olan birisi olarak söylüyorum, kitapların geri dönüşüm sahnesi beni gerçekten ağlattı. Mükemmel bir sahneydi.
  • Kitapçıdaki hasarlı, yamulmuş, yıpranmış kitapları 'Ben almazsam kimse almaz ve bu kitaplar geri dönüşüme gider.' diye almaları çok güzeldi. Bundan sonra kitapçı gezerken hasarlı kitaplara farklı bir gözle bakacağım sanırım.
  • Bir bölümde kitapçıda kitap bakan insanlardan bir kesit verdiler. Bazıları kitapları almayacakları halde sayfasını kıvırıyor, omurgasını kırıyor, paketliyse pakedini açıyor yada üzerine birşey döküyordu. Yine insanların kitaplara değer vermeyişini gösteren, izlemesi çok üzücü olan sahnelerden birisiydi.
  • Para kazandırmıyor, satılamıyor diye şiir kitaplarının basılamaması, insanların şiirleri artık okumaması ve şiirin ölmesiyle ilgili kısım çok içime oturdu. Eskisi kadar şiir okumayan birisi olarak tekrardan şiire ağırlık vermeye karar verdim.
  • Ek iş yapan, fakir ve şiir yazmaktan vazgeçen yetenekli şairlerin üzücü hayatını hatırlamak bile istemiyorum...
  • Bir bölümde Dani kitaplarla ilgili kötü bir şeyi yapmak istemediğini söylüyor. Ona nedeni sorulunca da 'ağaçlara karşı üzgün olduğum için, kağıtlara yazık olduğu için' diyor. Çok güzel bir cümle ve mükemmel bir sebep değil mi?
  • Son olarak da her bölümün sonunda çıkan bir kitaptan alıntıymış gibi olan (öyle mi bilemiyorum) yazılar çok güzeldi. Hepsi insanı düşündüren, yüzünü güldüren yada kalbinde bir iz bırakan yazılardı.


Sonuç olarak dizi bittiğinde mükemmel bir dizinin bırakabileceği bütün izleri bıraktı bende. Tüm aşklarıyla, arkadaşlıklarıyla, komedisiyle etkiledi beni. Ama en çok da kitaplarla ilgili anlattığı  hikayeleriyle.

Keşke dedim bu bir Türk dizisi olsaydı de dizide geçen bütün kitapları alıp okuyabilseydim. O zaman daha tamamlanmış hissederdim sanırım kendimi.

Bu yazımı sadece diziyi izleyenlerin anlayabileceği ve benim çoooook sevdiğim bir şekilde kapatmak istiyorum.

Sevgili okurum, ay çok güzel.







4 yorum:

  1. Bir yayinevinde geçtiğini duyunca çoktan izlemistim tesadüfen yazınızı gördüm aynı noktaları beğenmişiz. Cok cok cok sevdiğim bir dizi oldu. Arada açıp tekrar izleyebileceğim, bölüm sonu çıkan yazıları not almak istediğim canım dizi �� Son olarak sevgili blog yazarı , ay çok güzel ����

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gerçekten insanın içini ısıtan bir diziydi. ben de çok çok sevdim. aynı noktaları beğenmemize sevindim gerçekten. yorum için teşekkür ederimi ay çok güzel <3<3<3

      Sil
  2. 7.bolumdeyim cok cok cok asiri cok sevdim. Belki kendimden bazi seyler buldugum icin. Kitaplari cok seviyorum, kore edebiyatini arastirmaya basladim bu arada:) 38 yasinda iki cocukla yasayan, kismen bazi seyleri benzettim kendimde, cocuklar icin minik kariyerime ara verdim. Ise geri donsem kesin boyle olurum :) Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benim de izlerken çok büyük sevk aldığım ve kendimden parçalar bulduğum bir diziydi bu. kitaplar, edebiyat... keşke ben de böyle atmosferde çalışma şansı olan bir mesleğe sahip olsam...

      Sil

Sen de izledin mi? İzlemedin mi? Peki şimdi izlemeyi düşünüyor musun? Bekliyorum yorumlarını^^