''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

25 Ekim 2015 Pazar

İzledim: The Scholar Who Walks at the Night


Sarayda dönen çeşitli entrikalar yüzünden prens ölürken, prensin sağ kolu olan Sung Yeol, sevdiği kadını kaybederek vampire dönüşür. 120 yıl sonra intikam almanın yollarını arayan Sung Yeol ile, ailesini geçindirmek için erkek kılığında sahaflık yapan Yang Sun'un yolları kesişir.


Uzun zaman olmuştu böyle ağız tadıyla bir saeguk (tarihi drama) izleyeli... Birbirinden dolu ve güzel yazılmış karakterler, akıp giden bağlantı kopukluğu olmayan bir hikaye ve muhteşem oyuncular. Çok sevdim, çok!


Night Scholar yani gece alimi olan Sung Yeol rolüyle Lee Joon Gi beni çok etkiledi. İnsaı delip geçen bir bakışı ve anında etkisi altına alan bir sesi var.

En son Arang and the Magistrate'de izledim ve saeguk dışında ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum bile ama çok yakışıyor. Sanki bizim zamanımızdan değil...

Karakter mükemmeldi. Hem de bunu vampir takıntımdan bağımsız söylüyorum çünkü vampir özelliklerini pek görmediğimizi düşünüyorum. Çok hoştu beahhhh^^


Yang Sun rolüyle Lee Yu Bi. İtiraf etmeliyim ki gençliğine rağmen çok güzel rol yaptı. Karakter ise arada sinirimi bozdu. Sanki millet canının derdinde koşuştururken hiçbir şey bilmeden salak salak etrafta dolanan bir kız çocuğu gibiydi. Yani sanki adamın aşık olacağı kadın değil de kız kardeşi, koruyup kollamak isteyeceği bir çocuk gibiydi. Ama tabii ki aşık oldu!


Çift olarak tadından yenmediler. Yani romantizm dolup taşan sahneler yoktu, dönem tutuculuğu sebebiyle olsa gerek, ama çok tatlılardı.


Lee So Hyuk vampir Gwi rolündeydi. Kötü adam rolüyle tekrardan kendisini bulmuş gibiydi. Bir insan bu kadar mı güzel kötü olur^^ Sesi, mimikleri şahane adamın.

Ayrıca oyunculuğu sayesinde, herkesi vicdansızca öldüren kalbi karanlık bir adamın, sevdiği kız öldüğü sıradaki üzüntüsüne ortak olmamızı, onunla birlikte üzülmemizi sağladı. Şok!!! Öyle bir oynadı ki üzüntüsüyle empati kurdum... Bayıldım!!!


Dizinin yan karakterleri birbirinden etkileyiciydi. Hangisini anlatsam bilemediğim için hiçbirini anlatmıyorum, siz en iyisi izleyin^^


Hem çok naif hem de çok vahşi kanlı sahnelerin bir arada olması benim çok hoşuma gitti. Aşkı, dostluğu ve bol dövüşlü aksiyon sahnelerini aynı dizide gördük.


Ayrica Kore dizilerinin vazgeçilmez aşk sahneleri olan sırtta taşıma, birbirine ayakkabı giydirme gibi klasikleri de bir dönem draması olmasına rağmen ağız tadıyla izleyebildik^^ Çok hoştu valla^^


Malesef ki dizi yine yeniden  'Bu ne biçim son' salgınına tutulmuştu. Her zamanki gibi acayip, anlamsız, kısacık bir son...

Artık inanıyorum ki iyi bir Kore dizisi olmanın temel şartlarından birisi yetersiz bir sona sahip olmak. Kesin yani. Bu kadar da olmaz çünkü.


Benim izlemenizi mutlaka tavsiye ettiğim, son dönemlerin en güzel tarihi draması. 
Gözünüz güzel insanlar, temiz kalpler, masum sevgiler görsün.

Tabii bir de gece alimimiz Lee Soon Gi'yi ^^

Vampir temasına takılarak vampir sevmiyorum diyerek izlememezlik yapmayın derim, gözünüze batmayacak.

İzleyin, izlettirin ^^

2 yorum:

  1. Vampir akımına Koreliler kayıtsız kalsa olur mu? olmazz:))
    Yeni dönem dizilerinde bu konuyu işlediklerini biliyordum da,eski dönem dizilerine bile uyarlamaları Kore sektöründe sınırın olmadığını gösteriyor bence :) Eski bir twilight fanı olarak da merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Koreliler hem kendileri ayrı bi kültür ve akım yürüttükleri gibi hem de batı kültüründen uzak kalmamayı beceriyorlar valla...

      Ben hem eski bir Twilight fanı hem de genel olarak vampir yapımlarının sıkı takipçisi olarak tavsiye ediyorum. Dizi vampir vampir kokmasa da oldukça güzel =)

      Sil