''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

7 Mayıs 2016 Cumartesi

İzledim: Please Come Back, Mister


Hayatını bir gangster olarak geçirmiş ama artık namuslu yaşamaya çalışan  Han Gi Tak ve aşırı çalışmak yüzünden ailesine hiç vakit ayıramayan Kim Young Soo çeşitli sebeplerle ölürler. Çok çirkin olan Young Soo yakışıklı bir adamın vücudunda, aşırı erkeksi ve maço olan Gi Tak ise fıstık gibi bir kadının vücudunda geri dönüp 2 aylık sürede dünyada yarım kalan işlerini tamamlama fırsatı bulurlar. Bu sırada hem ihlal etmemeleri gereken kurallar vardır hem de onlar öldükten sonra her şey o kadar karışmıştır ki üstesinden gelmek çok ama çok zor olur. 


Öncelikle dizi ile ilgili nasıl fikir versem bilemiyorum. Başlarda cidden hayal kırıklığına uğrayıp sıkıldım. Elim sık sık ileri sarma tuşuna gitti. Beklentilerimi hiç karşılamadı ama dizi ilerledikçe yola yanlış beklentilerle çıktığımı farkedip kendimi kaptırdım. Sevdim mi? Sevdim sonuçta ama yine de çok değişik diyorum siz ne anlarsınız bilemem.


Öncelikle dizinin oldukça kalabalık ve profesyonel bir kadrosu var. Her karakter ayrı ayrı güzel kurgulanmış ve hikayeleri ayrı ayrı dikkat çekici.


Diziyi izlenilecekler listeme eklemem sebebim: Rain. Şarkılarına, sesine bayılıyorum. Sadece sesine değil, cismine ve hatta ismine de bayılmamak elde değil sanırım^^

Öncelikle Rain bu dizide oldukça başarılı bir oyunculuk göstermiş bence. Bu kadar yakışıklı ve karizmatik bir adam olmasına rağmen 'çirkin bedene sahip bir ruhun girdiği yakışıklı adam' rolünü mükemmel bir şekilde canlandırarak, karizmanın 'k'sinin yanından geçmeyerek oldukça şebek ve abartılı hareketler sergilemiş. Dizide kalbimizi yerinden çıkaran, midemizde kelebekler uçuran klasik bir jön değil, birbirinden saçma hareketleri olan, komik mimiklerle konuşan, korkak, yakışıklı bedenini nasıl kullanacağından emin olmayan düşük özgüvenli bir adam. Bu adam bana çok güzel geçti, çok beğendim.


Bir diğer oyunculuk, yüzüne pek aşina olmadığım Oh Yeon Seo'dan geldi. O da fıstık gibi bir kadının bedenine sıkışmış bir gangsteri canlandırıyor. O zarif bedenle oldukça kaba saba hareketlerin, erkeksi konuşmaların üstesinden geldiği gibi şahane de bir komedi katmış. Dizide izlemekten en çok zevk aldığım oyuncuydu. 

Zaten yan roller dahil herkes aşırı göze çarpıcı ve kendi çapında başrol gibiydi.


'Esas başroller' diyebileceğimiz maskeli kahramanlarımız... Sağdaki A Gentleman's Dignity severlerin gözüne kestireceği Kim Su Ro. Beni en çok ağlatan adam oydu. Cinayete kurban gitmesi, arkasında kalan herkesi boynu bükük bırakması ve bunları düzeltmek için bir kadın vücudunda geri dönmesi yetmezmiş gibi bir de kardeşiyle ilgili bambaşka bir hikaye çıktı ortaya. Resmen çile çekmek için gelmiş adam dünyaya çok üzdü beni. Özellikle sonu... Yazarken ağlayabilirim o derece...

Soldaki ise Rain'in asıl bedeni^-^ Kim In Kwon'u daha önce izlediğimi sanmıyorum ama 'çirkin' diyecek kadar da kötü tipi yok bence adamcağzın. En azından insanın içini aydınlatan kocaman bir gülümsemesi var yahu!!!


Hala neden başrollerde izleyemediğimizi anlamadığım gerçekten taş gibi bir hatun olan Lee Ha Nui ve benim kişisel olarak dizide en sevdiğim karakteri canlandıran Lee Tae Hwan oldukça dikkat çekiciydi. Güzel bir ekip oluşturmuşlar.

Özellikle Lee Tae Hwan'ın karakteri, hikayesi, annesinin kim olduğu, araya dereye sıkışmış aşkı beni çok etkiledi.


Güzelliğine genelde hayran olduğum, Cunning Single Lady'de izlemelere doyamadığım Lee Min Jung burada azcık silik kaldı sanki. Hep bi bekledim ki genelde böyle olmuş izleyenlerde, ama cıx olmadı yani. Ezikti.


Dizinin sürprizlerinden birisi sadık sekreter rollerinde alışkın olduğumuz Choi Won Young'un kötü adam olmasıydı. Evet yanlış duymadınız sevimsiz kötü bi adamdı, Gerçi azcık ucundan şapşaldı, zaten sonlara doğru bi düzelme yoluna girdi ama yine de başlarda gözüm hiç alışmadı onun o gıcık hallerine.


Sürprizlerinden birisi dedim. Çünkü dizi çok sürprizliydi. Başlarda sıkıcı olsa da yarısından sonra ters köşelere savurdu bizi. 
İzlemeyenlere büyük spoiler olacak ama Han Gi Tak'ın kardeşini öğrenmesi, Shin Da Hye'nin gerçekten kocasını aldatıp aldatmadığı şüpheleri, çocuğun babası hikayesi, kim kimi öldürdü şoku, kim iyi adam kim kötü adam karmaşası, Choi Seung Jae'nin annesinin kim olduğu derken şok üstüne şok yaşadık. Beni diziye bağlayan en büyük etmenlerden birisi buydu zaten.


Dizideki bu dostluğu izlemek de çok hoşuma gitti. Bir de ikisi arasında geçen bir sahneyi birden ruhların kendi bedenleriyle göstermeleri yok muydu, nasıl güldüm anlatamam. Mesela:


Hihihihihiihihihhihi 


Dizi birbirinden acıklı hikayeleri olan, cidden talihsiz diyeceğimiz karakterlerin etrafından dönüyordu aslında. Ama nasıl yaptılarsa bu ağlak hikayelerin içerisinde o kadar komik sahneler yerleştirmişler ki bol bol güldüm tabi sonra da ağladım aynı bölüm içinde. 

Bunlardan birisi yukarıda bahsettiğim beden değişim sahneleriydi^^


Bol bol Rain sanatı görmek de mümkün dizide kıhkıhkıhkıh^*^


Neticede böhüm böhüm aşk kokan değil, böhüm böhüm sevgi, aile, dostluk kokan bir dizi izledim. Sanırım bu yüzden başlarda bocaladım, pek sevemedim. Rain'den tutkulu aşklar izlemeye alışkınım yaa, öyle bekledim. Ama sonra izlediklerim beni farklı yönleriyle tatmin etti. Sevdim. Bol ağladım, bol güldüm, sonra daha çok ağladım. 


Fazla beklentiye girmezseniz kocaman bir gülümseme ve bol gözyaşıyla izleyebileceğiniz ve %100 garanti ederim ki görebileceğiniz en enteresan senaryoya sahip, en değişik karakter hikayelerini barındıran bir dizi. Ben her zamanki gibi Rain'i izlerken çok büyük zevk aldım ve diğer oyunculara da bayıldım. İyi ki izlemişim diyorum. İyi ki...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder