''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

19 Şubat 2016 Cuma

İzledim: Doctor Champ

Evet, 2 haftalık bir maraton sonunda dün eve döndüm. Bugün direk yazmak istedim, dinlenmeden. Özledim sanırım size yazmayı.

Bundan sonraki bikaç dizi yorumum, hastane sürecinden önceki 2 haftada izlediklerim olacak. Yani üzerinden 1 ay kadar geçmiş fikirleri yazıyorum. Sıcağı sıcağına yazmayı severdim ben halbuki...


Aşırı dürüstlüğünün başına açtığı dert yüzünde çalıştığı hastaneden kovulan doktor Kim Yeon Woo, son çare olarak milli sporların çalıştığı eğitim merkezinde doktor olarak işe başlar. Bu sırada kendisine hocalık yapan, eğitim merkezinin başhekimi ve yöneticisi doktor Lee Do Wook'dan etkilenirken, milli judocu Park Ji Heon'da ona karşı duygular beslemeye başlar. Bu aşk üçgeni yeterli değilmiş gibi, eğitim merkezinin hocalarından birisi de Lee Do Wook'un büyük aşkı Kang Hee Young'dur.


Malumunuz, pek ünlü bir dizi değil. Yorumunu da görmedim etrafta çok.

Benim izleme sebeplerimden birisi geçen sene Falling for Innocence ile gözümüze girmiş, şimdilerde de en sevdiğim programlardan birisi olan We Got Married'de boy gösteren Kim So Yeon'u merak etmemdi. 

Oyunculuğuna hayran kaldım diyemem, yine! Ama eğer WGM'deki gerçek karakteriyse, inanıllmaz bir oyuncu diyebilirim! Yani programdaki kadın bambaşka bir insan.

Karaktere gelince, kafayı yedim gıcık oldum! Her şeye burnunu sokan, üstüne vazife olmayan işlere giren, kadir kıymet bilmeyip kendisi için çabalayan adamın değerini anlamayan, kesinlikle ağır aşağılık kompleksi olan sinir bozucu bir kadındı! Baştan sona bir kere bile sevmedim!


Lee Do Wook rolündeki Uhm Tae Woong'u daha önce izlemedim diye düşündüm ama bi filmini izlemişim (Never Ending Story).

Kendini beğenmiş, aşırı bilgili, ağır ve karizmatik bir karakter.  Bocalar, kalbi kayar zannediyorsunuz, asla olmuyor. Kararlı ve inatçı. Oldukça soğuk!


Park Ji Heon rolündeki Jung Gyu Woon ise nasıl da tatlı bir adammış da ben anlamamışım. başka bir dizide başrolde olduğunu sanmıyorum, en son Oh My Venus'de de pek sevimli değildi...

Karaktere gelince, azimli, çalışkan, sadık, vefakar ve sevgi dolu kocaman bir kalbi olan mükemmel bir adamdı bence. Değerini bilemediler orası ayrı -_-


Dizinin merkezinde ilerleyen aşk ilişkileri oldukça sıkıcı ve anlamsızken spor merkezindeki yan karakterler arasında ilerleyen eğlenceli ilişkiler tam çerezlik.

Çok sevdiğim karakterler oldu, uzun uzun onları anlatmak isterdim aslında. Sevimlilerdi, dostlardı. 

Herkes komik ve kendilerine has hikayeleri, karakterleri var. Her zaman yan karakterlerin hikayelerini atlayıp merkezdeki aşkı izlemek isteyen ben, başroller ne zaman ekrana gelse atlayıp spor merkezindeki eğlenceli diyalogları izlemek istedim.


Dizinin %90'ının erkeklerden oluştuğu düşünülürse bazı yakışıklı arkadaşlar, güzel vücutlar vaat edebilirim size^^


Sonuç olarak genelden farklı bir hikaye, farklı karakterler ama tekdüze sıkıcı bir dizi diyebilirim. Hiç aşk hikayesi olmasaydı, spor merkezindeki dostluklar, olimpiyatlara hazırlanma hikayesi, azim anlatılsaydı bin kat iyi olurdu. 

Alttan alttan hafif tatlı bir kıskançlık izlesek de, cıx! İzlemeyin derim ben! Zor dayandım, uzun sürdü, sıkıldım!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder