''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

10 Eylül 2015 Perşembe

İzledim: Mask

Aslında bugün haftanın şarkısı günü. Ama benim yayınlayasım yok. Esasen benim hiçbir şey yayınlayasım yok.

Malum konulardan bahsederek, zaten kafa dağıtmak için blog okumaya gelenlere sıkıntı yaratmaya niyetim yok. Bu günlerde ne tv açıp haber izleyebildim, ne de boş zamanlarımda dışarı çıkıp gönlümden geldiğince gezip eğlenebildim. Gönlümden gelmedi...

Ben de bol bol dizi izledim. Uzun zaman sonra yazmak için dizilerim var bol bol. Bir tanesini yazarken benim kafam, okurken de sizin kafanız dağılsın dedim.

Buyrunuz, tam kafa dağıtmalık iç şişiren bir dram (ironiye gel): MASK


Küçüklüğünden kalan psikolojik sorunları ile boğuşan Choi Min Woo ile, mecburen zengin bir ailenin kızı ile yer değiştiren Byun Ji Sook arasındaki aşk hikayesi.


Uzun zaman sonra aklı başında bir dizi izledim diyebilirim öncelikle.


Dizi hakkındaki güzel yorumların yanı sıra Ju Ji Hoon da diziyi merak etmeme sebep oldu. Princess Hours'dan sonra kendisini sadece Running Man'de konuk olarak izlediğim düşünülürse ilk yorumum şöyle oldu: Vuhuuu Ju Ji Hoon bayaa büyümüş 
hahahah

Öncelikle obsesif kompulsif bir karakter çok güzel canlandırmış. Ağır dram dizide yer yer sempatik sahneler vardı ve bu sahnelerin tamamı Ju Ji Joon'un karakterine dayanıyordu. Dolayısıyla hem dramı hem de komediyi aynı anda çok iyi kaldırdığını söyleyebilirim. Ben çok beğendim.

Karaktere gelince Choi Min Woo kadar anlayışlı bir adam görmedim desem yeridir. Ayrıca dizilerde en sevdiğim karakterlerden birisine sahipti. Soğuk ve antipatik kişiliğini aşık olduğu kadınla birlikte kıran ve değişen adam! E haliyle ben de eridim kendisine ^^


Soo Ae ise Byun Ji Sook/Seo Eun Ha isimlerinde birbirine benzer iki kadını canlandırıyordu. Karakterlerle ilgili diyecek hiçbir lafım yok.

Soo Ae ile ilgili var ama. Birkaç dizisini ve filmini izledim. Kadın her filmde aynı sanki. Sanki aynı karakter farklı senaryolara girip çıkıyor. İşin içinde oyunculuğa dair eser yokmuş gibi hissediyorum her seferinde. Hep soğuk, hep yapay bir gülümseme. Henüz sevimli, sempatik ne bileyim sakar, şapşal bi yanını göremedim. Sanki yapamayacağını bildiği için sadece kendisine benzeyen soğuk kadınların rollerini seçiyor gibi.


Çift olarak hiç yakışmayacaklar gibi gelmişti.


Yakıştılar...


Nasıl oldu bilmiyorum ama kimyası asla tutmayacakmış gibi görünen iki insan mükemmel bir çift oluverdi ekranda. Yine de Ju Ji Hoon'un marifeti gibime geliyor ^^


Dizideki tüm yan karakterleri anlatmak istemiyorum ama


Takıntılı aşkı yüzünden herkesin hayatını gözden çıkarıp kendi hayatını mahveden abla ile


İntikam almayı bu denli kafasına takarak hayatındaki her şeyi kaçırıp sonunda elleri boş kala kalan enişteye selam çakmadan olmaz ^^


Sonuç olarak dizi son zamanlarda izlediğim en ağır ama güzel dramlardan birisiydi.

Aralara serpiştirilmiş Ju Ji Hoon'un olduğu gülümseten sahneler vardı. Onların eksik kaldığını, biraz daha fazla olması gerektiğini düşünüyorum. Zira ortalardan sonra karakterin obsesif kompulsif hali yeteri kadar ilgi çekmemeye başladı.

Son olarak her zamanki gibi sonuyla ilgili bazı sıkıntılarım var.

Sonunda yaptıkları 'şey'i (spoiler vermemek için acayip kasıyorum), madem yapabiliyordunuz en başta yapsaydınız da herkes bu kadar eziyetten dertten kurtulsaydı be anacım!


Güzel işlenmiş dramları seviyorsanız bu diziye mutlaka ama mutlaka bir şans vermelisiniz.

PS. bu sahnede Ju Ji Hoon'un doğum günü şarkısı söylemesini izlemek paha biçilemez ^^

2 yorum:

  1. Kalp kalbe karşı derler dimi : )
    Konusu gerçekten güzel işlenmişti ve bence haftalık olduğu için mi bilmiyorum ama çok sıkmadı beni tamam dramdı ama belli bir mantık çerçevesindeydi ve yani diğer dramlardan daha farklı geldi bana ( anlatamadım ama anlarsın sen )
    Sonlara doğru biraz sıkıldım ama iyiydi : )
    Sonunu güzel bağladılar ( çok şükür) :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dramdı ama farklı bir darmdı, tam ne demek istediğini anladım ben ;))

      Sil