''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

21 Mart 2016 Pazartesi

İzledim: Cheese in the Trap

Uzun zamandır taslakta bekleyen bu yazıyı malum memleket meseleleri sebebiyle yayınlamamıştım. Hala da yayınlamayacaktım ama onların istediği içi ölmüş insanlardan olmak istemedim. Bilmiyorum hangisi doğru...


Evet sonunda ben de izledim!!!


Hayata zar zor tutunan, her şeyi çok çaba sarf ederek elde etmek zorunda olan Hong Seol ile aralarında neredeyse nefret ilişkisi olan Yoo Jung'un birbirlerinden hoşlanmaları ve bu ilişkiye Yoo Jung'un geçmişinden gelen insanların dahil olmasıyla gelişen olayları izliyoruz.


Soğuk, kendinden emin, insanlara yukarıdan bakan, gizemli ama yakından tanıyınca ufak bir çocuk olan Yoo Jung rolünde Park Hae Jin'e bayıldım. Dizinin ortasına kadar 'Ya bu adam şahane ama bi b.kluk mu var acaba?' diye düşünüp durdum. Hem sevdim hem gıcık oldum, hem acıdım hem sinirlerimi bozdu zaman zaman. 

Dizinin başlarında gül yüzünü bol bol görsek de sanki ortasından sonra sahneleri azaldı, iyice mahrum kaldık. Senaristler tarafından Park Hae Jin vaadiyle kandırılıp dizide kalmış gibi olduk sanki. Karaktere, işlenişine bayılmışken daha çok görmek isterdim.


Baek In Ho rolünde Seo Kang Joon'u ilk defa izledim gibi geldi ama hemen kendine hayran bıraktı. Zaten her zaman dışarıdan güçlü ve neşeli görünen ama içerisinde binbir yara olan karakterlere çok bağlı hissetmişimdir kendimi. O da öyleydi işte. Dizinin en acınası, kalbimi en parçalayan insanıydı. Bir yandan eski dostu, bir yandan ablası, bir yandan hayat şartları, bir yandan da duygularıyla uğraşmak zorunda kaldı. Hiçbir zaman ulaşamayacağını bildiği aşkıyla cebelleşti, uzaktan izledi...Eminim ki herkese 2. adam sendromunu yaşattı benim gibi.


Hong Seol rolünde ize hiç izlemediğimden emin olduğum hatta ilk dizisini çeken Kim Go Eun vardı. Açıkçası ben Hong Seol karakterini pek sevemedim. Devamlı ağlak, ne istediğini bilmeyen, soğuk, neşesiz, anlayışsız bir kızdı. Kendisi açık sözlü olmazken her şeyi içinde tutarken karşısındakinden açık sözlü olmasını bekleyen, kimseyi dinlemeden kendi kafasında hikayeler yazıp onlara inanarak insanları yargılayan, kendi için yapılan bazı fedakarlıkları görmeyip acımasızca davranan bir kızdı. Masum ve mazlum yüzünü malesef sevemedim. İki adamı da haketmedi sanki, adamlara üzüldüm haha^^

Bir de fakirlikten fukaralıktan canı çıkan Hong Seol'un her gün ama her gün farklı bir çanta ve kaban giymesi de benim acayip dikkatimi çekti, çünkü çoook beğendim! Yani kostüm sorumluları falan karakterleri giydirirken bunlara dikkat etmiyor mu? Aynı durum bir de Heirs'da Park Shin Hye'nin karakterinde vardı. Fakir hizmetçi kızı her ün farklı kabanlar giyerdi. Peeeehhhh...


Bu başroldeki 3 karakteri She Was Pretty ile çok özdeşleştirdim nedense. İçine kapanık ve gösterişsiz asıl kız, olgun ve ağır başlı asıl oğlan, neşeli ve esprili, tüm acılarını içinde saklayan 2. adam. Çok benzemiyorlar mı???


Dizide en sevdiğim şeylerden birisi bu 3'lünün dostluğu ve özellikle Eun Taek rolündeki Nam Joo Hyuk oldu. Açıkçası nedendir bilinmez Nam Joo Hyuk'u her yerde çok seviyorum. Burdaki rolü de herkesin hayatında olmasını isteyeceği destekçi, neşeli, her an yanında olan güvenilir bir dost. Ben çok istedim.


Dizi genel olarak manyaklar için yol geçen hanı şeklindeydi.

--> Saçma sapan sinir atakları geçiren, kendini dünyanın merkezi sanan, her istediğinin gökten inmesini bekleyen megaloman Baek In Ha mı desem,
--> Kendisini Hong Seol'a benzetmeyen çalışan, aşağılık kompleksli Son Min Soo mu desem,
--> Başkalarının sırtından geçinmeye alışkın, tembel, hiçbir şey için uğraşmayıp bir de hazıra konamayınca sinirlenen Kim Sang Cheol mu desem,
--> Sapık/Stalker olup Hong Seol'u takip edip bir de birileri bunu ortaya çıkarınca pişkin pişkin sinirlenen Oh Young Gon mu desem,
--> Mahallede kadın iç çamaşırlarını çalarak dolanan sonra da 'Sokakta benden daha manyak bir sürü insan var, ben neden suçlu olayım ki?' diye kendini savunan mahallenin sapığı mı desem...

Zaten Baek In Ho ve Yoo Jung da pek normal sayılmazlar hahaha^^^


Her yerde dizinin çoook beğenildiğini ve herkesin tekrar tekrar izlemek istediğini okudum. Açıkçası karakterleri ben de beğendim, konu da fena değildi ama bu abartıya katılır mıyım bilemiyorum... Öncelikle dizide öyle çok büyük bir aşk hikayesi veya aşk sahneleri görmedik bence. Daha çok ortaokul çocuklarının ilişkisi gibiydi. Yoksa bana mı öyle geldi acaba???


Çiftin kimyasını da pek uyumlu bulamadım ben zaten. Gerçi Hong Seol sanki kimseyle kimyası uymayacak bi tip ama neyyyyyyysee^^


Ben açıkçası bu dizide 2. adam sendromuna kapıldım. She Was Pretty'deki Siwon!a çok benzettim, ona da tutulmuştum. Böyle derdini tasasını dışa vurmayıp içten içe acı çeken, insanlara hep yardım etmeye çalışıp güler yüzle herkes neşelendirmeye çalışan, gamsız gibi görünen ama keder dolu... Sevdiği kız başkasını seviyor... Bırakamıyor, unutamıyor, boş veremiyor. Öylece uzaktan izleyip, yaklaşmayıp kızın ihtiyacı olduğu anda yanında bitiveriyor. Bazen kızın yüzünü güldürerek, bazen evine götürerek, bazen kötü insanlardan korumaya çalışarak bazen de sadece soğuk havada bir atkı vererek kendi içerisinde duygularını yaşıyor. Öyle bir adam... Öyle de sevilesi...


Dizinin sonuna gelince... Konuşmak bile istemiyorum aslında. Yani neydi o öyle??? Tamamen 2. sezon olacakmış gibi bitti, olmayacaksa bizi aptal yerine koyacaklar... Diyecektim ama olmayacağına dair bilgiler yayılmaya başladı bile internette. O zaman ne bu yani??? Kimseden hiçbir şey olmadı, herkes kendi hayatına döndü, herkes yalnız ve bir tek psikopat, yeri kesinlikle akıl hastanesi olan ama şansa kurtulan Baek In Ha mutlu!!! Anlamıyorum, anlayamam! Gerçekten içtenlikle bir kez daha Koreli senaristleri ayakta alkışlıyorum! Eminim ki internette izleyici yorumlarını okurken kıs kıs gülüyodur sinsiler.


Dizide ahım şahım olaylar, aksiyonlar, insanlar arası çılgın ilişkiler olduğunu söyleyemeyeceğim. Açıkçası genel olarak herkesin birbirini yanlış anlaması, kimsenin birbirini dinlememesi yada kimsenin derdini, olan biten olayları birbirine anlatmamasından ibaretti her şey. Herkes ama neredeyse herkes birileriyle derdi olunca oturup konuşmak yerine kafasında hesabını kesti, etiketini yapıştırdı. Yoksa bir olay yoktu dizide! Bu ki aşığın bir arada olmaması için tek bir mantıklı sebep yoktu ortada. O onu yaptı, bu bunu dedi, buna ne yapmış diyerek dizinin yarısını bi küs bi barışık geçirdiler zaten. Sonra da bi psikopat kızın saçmalıklarına her şey saçmaladı. Anlamadım, sevemedim... 

Güzel bir dizi olsa da kesinlikle benim tekrar tekrar izleyeceğim bir dizi olamaz. Haaaa en sevdiğim dizi kanallarından birisi olan tvN bi krallık yapıp 2. sezonu çekerse işte o zaman daha güzel yorumlarla dönebilirim^^


Bunu okuyan sevgili okurlarım siz muhtemelen çoktan izlediniz di mi^^ Yani izleyin izlemeyin tavsiyem saçma olur, böyle popüler bir diziyi herkes izler. Ama ben kesinlikle abartıldığını düşünüyorum. Hele ki geçenlerde Kill Me Heal Me'den sonra en iyi dizi diye bir yorum okudum ki ben şok!!!!

Neyse efendim, lafı uzatmayayım. Ben de böyle ters köşe yaptım bu dizide işte... Bayılmadım herkese rağmen. Siz neettiniz???


4 yorum:

  1. Ben genelde yabancı dizi izlerim fakat Kore dizilerinden de bi kaç tane izledim. En iyisi Boys over flörtse bence. O tarzda tavsiye edebileceğin birşey var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay boys over flowers benim de ilk izlediğim Kore dizisi, yeri bende çok ayrıdır^^ ben de Amerikan dizileri izliyorum ama Kore dizilerine de mutlaka şans vermeni tavsiye ederim, havası çok daha sıcak ve samimi oluyor bunların.

      Boys over flowers tarzı mı bilemem ama öyle romantik komedi tadında Personal Taste, Heartstrings, Secret Garden ve Princess Hours başlangıç için tavsiye edebileceğim hem klasik hem meşhur hem de güzel diziler arasında geliyor. Eğer hoşuna giderse tavsiye listem daha da kabarabilir^^

      Sil
  2. Bir ben kaldım bu diziyi izlemeyen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok popüler olduğundan izleyip aklında kalmamasını tavsiye ederim ama dediğim gibi ben herkes kadar bayılmadım, özellikle de sonuna -_-

      Sil