''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

27 Haziran 2015 Cumartesi

İzledim: Naeil's Cantabile


 

Dağınık ve sadece eğlenmek için müzik yapan Naeil acayip titiz ve kendini beğenmiş müzik dahisi Yoo Jin'e aşık olur ve onun peşini bırakmaz. İkisinin ilişkileri renkli karakterlere sahip birçok müzisyenle aynı orkestrada çalışmalarıyla gelişir. Naeil'den kaçan ve bıkıp usanan Yoo Jin, artık onsuz yaşayamaz olmuştur. 

 

Bu dizinin Japon versiyonu olan Nodame Cantabile yi ve onun daha sonradan çekilen 2 tane film versiyonunu çok uzun zaman önce izlemiştim. İzlemeseydim de olurdu. Ama en ünlü dizilerden birisi olmasına kandım. Nasıl o kadar ünlü olduğunu anlayamamıştım.

Japon versiyonunu izlerken kıza gıccccık olmuştum. Yani bi diziden çok anime izliyo gibi hissetmiştim. Hareketler, duygular anca bu kadar abartılı olur! Ama sanırım Japon dizilerin çoğunda bu durumu görüyoruz. Naeil'de yapış yapış bi karakter tabii ki. Playful Kiss'deki Oh Ha Ni'nin laciverti yani =)) Aynı şekilde Yoo Jin de Baek Seong Jo'dan bozma. Yan karakterlere gelince hepsi ama hepsi Naeldo Cantabile'dekinden çok daha tatlı ve izlenesi. 
 

Şimdi izin verirseniz bir güzel Joo Won'u övmek istiyorum. Joo Won'u sadece Good Doctor'da ve burda izledim. İki bambaşka hikaye, iki bambaşka karakter ve inanılmaz bir oyunculuk! Yani o kadar güzel rol yapıyor ki!!! O saf ve dünya algısı zayıf doktoru oynayan adamla bu kendini beğenmiş egoist dehayı oynayan adamın aynı kişi olması akıl karı değil sanki. Gerçekten bayıldım Joo Won'a. Gözüm kapalı her dizisini, filmini izleyebilirim şu saatten sonra. Ayrıca basit başrollerden çok böyle çarpıcı özellikleri olan rolleri seçmesi de bence çok büyük bir başarı. Joo Won benden acayip geçer not aldı =))
 

Bayıldığım karakterlerden biri Yoo İl Rak oldu. Yukarıdaki fotoğrafta en sağdaki Japon versiyonu, ortadaki ise Rak. Rak'ı Flower Boy Next Door'dan hatıladınız mı? Kesinlikle çoooook şirindi. Nodame'deki elektrik çarpmış da saçları diken diken olmuş tiple alakası yoktu =)
 

Bayıldığım bir diğer karakter de Na Yoon Ho oldu. Japon versiyonunda olmayan ama diziye iyi ki var dedirten, renk katan bi karakter olmuş. Yalnız o varken Naeil hala Yoo Jin'in peşinden koşuyor yaa gıccık oluyo insan! Yani adam pamuk şekerden bozmayken ne işin var domuz topu Yoo Jin'le ablacım?!?

 

Neticede eğer hiçbirisini izlemediyseniz asla ama asla Naeldo Cantabile yi izlemeyin. Hemen Naeil's Cantabile ye sarılın. Ben çok daha fazla beğendim. Ama dizide ennnn bayıldığım şey Joo Won'un şahane oyunculuğu oldu. Bunu da bikaç milyon kere daha söylerim sanırım =)))

Ama yine de bişey söylemem lazım. Allaşkına yani şimdi Yoo Jon sonunda Naeil'e aşık mı oldu yani? Böyle aşk mı olur canım? Bildiğin kardeşi, kuzeni yada ne biliyim herhangi bi küçük çocuk gibi görüyo bence. Yani öpmekten falan tiksinip durdu devamlı itti kızı. Yaaa başrollerin bikere bile öpüşmediği romantik dizi mi olur siz söyleyin bana!!! En son ana kadar bekledim ama yok yani sonunda bile kıza yüzük taktı, sonra da öpmemek için koşarak kaçtı. Evet, saçmaydı, çok saçma. Aşk falan yok bence yani, sırf alışkanlık Yoo Jon'unki.


Kendinizde iyi bakın kukiler.
Görüşürüz =))




25 Haziran 2015 Perşembe

Haftanın Şarkısı / Song of the Week (29)

Bugün günlerden yine, yine ve yeniden Bigbang!!!

VIP liğimin zirve günlerini yaşıyorsam, son zamanlarda da OSTsi kayda değer bir dizi yorumu paylaşmamışsam demek...

Hayır merak etmeyin Made serisinden D daha çıkmadı. Ben eskilerle avunacağım. Enn süper düper şarkılardan ve ağlatan kliplerden birisiyle Haru Haru diyorum ve susuyorum.

Birlikte ağlayalım o zaman...

Bigbang- Haru Haru



23 Haziran 2015 Salı

Tazza: The Hidden Card

Bir dip not ile başlayayım. Bu kesinlikle eski bir yazı değil. Yeni, hatta yepyeni^^

Uzun zamandır kenarda duruyordu bu film, izlemedim, erteledim. Neredeyse izlemedim diye çarpılacakmışım... 


Büyük bir kumarbazın hayatını düzene sokmak için yaşadığı badireleri izliyoruz bu filmde. Bir film düşünün herkes birbirini sırtından vuruyor, herkes hain ^^


Geçenlerde Happy Together'ın en sonlarda Bigbang'in geldiği bir bölümünü izliyorum. Hepsi aralarında şakalaşırken laf TOP'ın şort, t-shirt dahil hiçbir şekilde vücudunu açmayı sevmediğine geldi. TOP'u az buçuk sevenler bunu iyi bilir. TOP yaz kış kapalı kıyafetler giyer, huyudur. Sonra 'ama son filminde soyundun' falan dediler. O da 'herkes soyunuyordu mecbur kaldım' dedi^^ 

Birden benim jeton düştü. Evet yaaa o filmi ben kenara kaydetmiştim izlicem diye niye unuttum ki!!! İlk fırsatta açtım filmi. Nasıl ertelemişim, nasıl izlememişim aklım almadı! 
Çooook güzel bir filmdi zira.

(şu çiçekli gömlek içerisindeki TOP a bi bakın...)

Bi kere filmde TOP var! Ergen moduna giriyorum diye utanmayacak olsam neredeyse kendime VIP derim, o denli seviyorum Bigbang'i. TOP ise en en en sevdiğim, öldüğüm adam.

İlk başlardaki kasaba sahnelerinde, alışılagelmemiş sempatik, kerata bir TOP göreceksiniz ve bayılacaksınız eminim.

Sonra bildiğimiz ağır başlı, karizmatik, soğuk adam geliyor. Ki malum o hallerine zaten bayılıyoruz.


Filmde birbirinden iyi ve ünlü oyuncular bir arada ama bu sefer bahsetmek istemiyorum. İzleyin de görün ^^ Her bir karakter bambaşka çünkü. Çok çok güzel kurgulanmışlar.


Film boyunca bir aşk hikayesi devam etse de esas odak o değil. Tamam aşk uğruna yaşanıyor pek çok şey, ama unutuyorsunuz bunu filmin akışında. Büyük aşk sahneleri beklemeyin yani. Bu nedenle çift kimyasından falan bahsetmek saçma olur. Ama ikisi de soğuk ve karizmatik duruşlarıyla çok yakışmıştı birbirine.


Filmin temposu gittikçe yükseliyor, konu zaman zaman değişiyor ve bir an bile gözünüzü ayıramıyorsunuz.

Çoğu zaman belli belirsiz bir durum komedisi hakim. Absürd anlar ve konuşmalar mizah katmış filme.

Hem aksiyon, hem komedi unsurları var ki bu filme daha da bayılmama sebep oldu. Kanlı sahneler de bol bol...


TOP'a olan aşkım yüzünden izlemiş olabilirim ama siz onu sevmiyorsanız da bence mutlaka izleyin. 

Aktörüne, aktrisine, aşk hikayesi olup olmadığın bakılmaksızın çok sürükleyici ve güzel bir film.

Ama TOP severlerin sayısız defa mest olacağı da bir gerçek^^

İyi seyirler dilerim...

22 Haziran 2015 Pazartesi

Kulaklarımızın Pası Silinsin (düzeltilmiş yazı)

Anlayamadığım bir sebeple eski yazılarımdan, dizi yorumlarımdan bazıları silinmiş... Gerçekten kafayı yedim, anlayamadım. 

Bazı yazıların yedeği olmadığı için malesef tamamen gitti... Üzgünüm... Ama bazı yazıların yedeği olduğu için birkaç gün boyunca onları yayınlamak istiyorum. Umarım yeni okuyucularımın hoşuna gider, eskiden beri takip edenler de sıkılmaz...

Evet şimdi yazıya geçiyorum.

***************************************************************************

Bir önceki Trot Lovers postumda trot müziğini ne kadar sevdiğimden bahsetmiştim. Bu aralar devamlı farklı trotlar dinliyorum, ufak araştırmalar yapıyorum. Ama size bu sıkıcı şeyleri anlatmayacağım tabiiki =))

Dizide Choi Chun Heenin kendi kendine devamlı mırıldandığı, kendisine motivasyon veren, dizinin son sahnesinde de Jang Joon Hyun'la düet yaptığı bir şarkı vardı. Hatırladınız mı???

Bu şarkıyı nerden hatırlıyorummm nerden hatırlıyorum diye benim gibi kafa yorduysanız hemen söyleyeyim. Can You Hear My Heart da başroldeki kızın babasının, annesini sırtında heryere taşırken mutlulukla söylediği ve hepimizi aynı anda hem mutlu hem hüzünlü yapan şarkıydı.

Şarkının adı With You yada orjinal haliyle Nimgwa Hamkkemyeon. 

Malesef ki video düzenleme, kesme biçme yapıştırma yetenekleri olmayan teknoloji özürlü birisi olduğumdan o sahneyi sizin için hazırlayamadım. E hazırını da bulamadım. Ben de o yüzden size Yeppudaa linkini veriyorum dizinin. BURAYA tıklayarak dizinin ilk bölümüne gidip o sahneyi izleyebilirsiniz. E Melly koca diziyi mi izleyeceğiz bi sahne için demeyin. Dizinin hemen ilk dakikasında söylüyor şarkıyı şansımıza =))

Öncelikle şarkının dizide coverlanmış haline buyrun. Choi Chun Hee'den With You. 


Şimdi de eeeen eski orjinal halini şarkının sahibi Nam Jin'den dinleyip farka şaşıralım =))


Nasıl ki yıllar geçiyor Ajda Pekkan, Sezen Aksu kendi şarkılarını daha orjinal bir yorumla seslendiriyorlar. İşte Nam Jin de aynısını yapmış ve ortaya şöyle bir güzellik çıkmış. Ben Nam Jin'e, şarkıyı söylerkenki enerjisine, sesine, tavrına herşeyine bayıldım =))


Şimdiii esas bombaya geliyorum. Öyle bir cover var ki. Binlerce kez dinlesem izlesem doymam!!! EXO almış başını gitmiş. Şarkıya hem inanılmaz bir sound katmış hem de gözlere bayram bir dansla eşlik etmişler. Her gün 3 kere bu videoyu izlemezsem günüm güzel geçmiyor o derece yani =) Mükkemmel bişey!!!!


Son olarak da genel olarak Kpop sever kukilerin benden nefret edeceği bir video paylaşmak istiyorum. Kızmayın bana lütfen. Ama görünen köy de kılavuz istemez. Super Junior'dan Kyuhyun (ki Siwon'la birlikte en sevdiğim üyedir) bir şarkının nasıl rezil edileceğini, müzik katili olmayı bize en ayrıntılı örnekleriyle göstermiş. Sırada kukiler bir kaş yapayım derken göz çıkarma hikayesi...


Bol müzikli bir post oldu. Aynı şarkının farklı versiyonlarını milyon kere üst üste izlemek midenizi bulandırmaz inşallah kukiler =)) Ben çok sevdim ama, umarım siz de seversiniz.


Kendinize iyi bakın. 
Görüşürüzzzzz....

19 Haziran 2015 Cuma

Mim: Ben Küçükken

İlk mimimin mutluluğunu ve heyecanını yaşıyorum arkadaşlar ^^ Sevgili Supercel beni mimlemiş, çok teşekkür ederim...

Açıkçası yazacaklarım Supercel ile çok benzeyecek diye, onunkini okur okumaz korktum. Bu kadar benzer yanlarımızın olduğunu bilmezdim ^^

O aman hadi başlayalım...

Ben küçükken acayip inek, gözlüklü bir tiptim. Herkes 'ayy çok bimiştin' der bana. Şu an enn sevmediğim çocuk tipi yani. Nasıl değiştim bilmiyorum sonra... Kendi çocukluğumu görsem bi tane ağzına patlatırdım sanırım ^^

***********

Elimde kitapsız, deftersiz, kalemsiz ve çantasız sokak kapısından dışarı adımımı atmazdım. Ahh bir de Barbie bebekler.... Bir sürü vardı. Evi, arabası... Bayılırdım.

**********

İlk izlediğim korku filmi Chucky olduğu için büyük bebekleri hiç sevmezdim, evdekileri filmin ertesi günü atmıştım. Hala da haz almam. Hala en korktuğum film Chucky, görünce ağlayasım geliyor. Cidden...

**********
Çok popüler ve bol arkadaşı olan bir velettim, ama sadece okulda. Mahallemizde herkes sokakta top oynar, lastik atlardı. Annem izin vermediği için benim hayatım evde kitap okuyarak geçti. Orta okulda klasiklerin çoğunu bitirdim (ne biçim çocukluk), haliyle hiç bişey anlamamışım ^^ Hepsini tekrardan okumak zorunda kalıyorum. 

**********


Jetgiller, Taş Devri, Şeker Kız Candy, Richie Rich, Şirinler, Casper, Scooby Doo olmadan şimdiki çocuklar nasıl yaşıyor ben anlamıyorum. Ben yaşayamazdım sanırım ^^

**********

4. sınıf mıydı neydi, okula bir çanta dolusu biriktirdiğim tasoları götürmüştüm. Müdür yasak diye hepsini elimden almıştı. Resmen 1 hafta aralıksız ağladım diye annem mecbur kalıp gidip müdürden istemişti onları. Rezillik!

**********

Hayalim dansöz olmaktı. Anneme zorla bir dansöz kostümü bile aldırtmıştım.

**********

Yazlıkla bi abiye aşıktım, evin önünden geçirmiyodum zavallı çocuğu benimle ilgilenmeden.

**********

Bütün müsamerelerin her kısmında rol alır bi de üstüne sunucu olurdum. Annem arkada üstümü değiştirmeye yardım etmekten hiçbi gösterimi izleyemezdi. Şimdi sahne fobim var :/

**********


İlkokuldan üniversitenin 2. yılında kadar falan odamın duvarları Johnny Depp posterleriyle kaplıydı. Sonra eve gelenler kazık kadar kızın odasına bak edasıyla odamı süzünce utancımdan çıkardım. Yoksa hala aşığım ^^

**********

İlk telefonum renkli bi Alcatel di. Ayyy hava atıcam diye kafamın üstüne koymadığım kaldı bi tek.

**********

Hayatımda bi kere mutluluktan ağladım. O da babam bana Tarık'ın kasedini aldığı zamandı. Hayır hayranı da değildim noluysa bana. Psikolojim bozukmuş belli.

**********

Masallar inanırdım. Hala inanıyorum sanırım. Şimdiki çocuklar masal bilmiyorlar, garip değil mi??? Özellikle Küçük Deniz Kızı, Güzel ve Çirkin ve Alice Harikalar Diyarında'nın bendeki yeri faklıdır.



Ahh en uzun ben yazdım değil mi??? Hala da yazsın geliyor. Bu mimin en kötü yanı, yazıyı yayınlar yayınlamaz aklıma başka şeylerin gelecek ve yazmadığım için vahlanacak olmam ^^

İnşallah azcık eğlenceli olmasının yanında beni de azcık daha iyi tanımışsınızdır.

Ben de Yeppeun Yeoja yı bu mime davet ediyorum. İnşallah bayıldığım kozmetik yorumlarından bu mime de vakit ayırır ^^

Kendinize iyi bakın kukiler, görüşmek üzeree ^^

18 Haziran 2015 Perşembe

Haftanın Şarkısı / Song of the Week (28)

Ay saat 24.00'ı bulmadan alnımın akıyla şu postu hazırlayayım diye nasıl bir panik yaşadım bilemezsiniz.

Hayır şarkım da belli de iftar falan derken yetişemedim, düzenim şaştı ^^

Son zamanlarda izlediğim ve yorumladığım en sevimli dizilerden birisi olan (izlememek için ne kadar direttiğimi bilen bilir) King of High School'un romantik mi romantik ost'sini paylaşmanın vakti geldi de geçiyor ^^

Açıkçası son zamanlarda çok dizi izliyorum, çok yazdım, yazacağım da çok var. Yani OST'leri bekleyim anacığım ^^

Buyrunn efendim Honey G-Fluttering Heart



PS. Vallahi ertesi güne geçmeden postu yetiştirdim, içim rahat uyuyacağım ^^

16 Haziran 2015 Salı

İzledim: Vampire Gigolo / Vampire Host

Çok enteresan bir diziyle karşınızdayım arkadaşlar.

Adı da enteresan biliyorum, ama konusunu açıklamayacağım merak olsun ^^


Mangadan uyarlama klasik tarzda bir Japon dizisi. Açıkçası Japon dizilerini genelde sevmiyorum. Abartılı oyunculuklar, büyük tepkiler, birçok yerde akla aykırı saçmalıklar...

Bütün bu etmenler malesef bu dizide de vardı.


Zibilyon yıllık bir dizi olmasına rağmen, vampir figürü Hollywood yapımlarını aratmayacak kadar iyi tasarlanmıştı bence.


Gerçi vampire dönüşme, yada güçlerinin aktifleşmesi mi diyelim, sürecinin komediden ibaret olduğunu söylemeden edemeyeceğim.


Güzelim çocuğun bir anlık gözlerinin renk değiştirmesi, saçlarının elektrik çarpmış gibi dikilmesi ve sağa sola anlamsızca kükremesiyle ilerleyen bu süreç her seferinde beni güldürdü.

Ama sanırım klasik bir Japon dizisi veya manga uyarlaması olmasını da bu etmenler sağladı. Çünkü bu saçmalıklar olmasa ortada karizmatik bir vampir, esrarengiz olaylar ve gayet mantıklı bir dizi kalırdı ^^


Dizideki kan ve sivri diş(fangs) gibi unsurların da günümüzdeki pek çok diziden çok daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. Kesinlikle domates suyu gibi değildi en azından ^^


Eğer Japon dizilerinin doğasını bilen ve kabullenen birisiyseniz ve benim gibi vampirlere karşı engellenemez bir ilginiz varsa mutlaka izleyin derim. Zaten 12 bölümcük.

Ama yok 'aaa be hiç Japon dizisi bilmem kii' diyorsanız bu dizide, en esrarengiz, en heyecanlı, gizemli anlardaki büyük mimikler, şapşal hareketler mutlaka sinirinizi bozar...


Son olarak da şunu söylemek istiyorum.
O ne biçim aşktı? Aşk mıydı?
O ne biçim sondu? Bitti mi?