''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

6 Kasım 2016 Pazar

İzledim: Love in the Moonlight Yorumu


Bazı sebeplerden dolayı hayatı boyunca erkek gibi davranmak zorunda kalan Hong Ra On, saraya haremağası olarak satılır ve yine bir erkek olarak sorumsuz ve umursamaz prens Lee Young ile tanışır. 


Bu diziyi ne kadar uzun zamandır ve nasıl sabırsızlıkla beklediğimi anlatamam. Yazılarımı azcık takip edenler Park Bo Gum'un güneş gözlükleriyle dans ettiği o dünya tatlısı fragmanı paylaştığımı görmüşlerdir. İşte ben o fragmanı uzun süre boyunca her gün izledim. Öyle sevdim, öyle heyecanlandım.

Gel gelelim ki 3 günde 1 dizi bitiren ben, bu diziyi 2 haftadır bitiremedim!!!! Akıl alır şey değil! Bu kadar heyecan ve hevesle beklediğim, herkesin ayılıp bayıldığı diziyi ben 2 haftadır bitiremedim. Bitmedi, izleyesim gelmedi yada. Cidden bilmiyorum ne oldu...

Neyse önce kısa kısa yorumlar yapıp sonra dizi hakkında genel fikrimden bahsetmek istiyorum.

love in the moonlight ile ilgili görsel sonucu

Park Bo Gum'a laf edecek yiğit anasının karnından doğmamıştır diye düşünüyorum. Sempatiklikte ve çekicilikte bir dünya markası olmakla beraber son yıllarda meydana çıkmış en GÜZEL adam bence! 93'lü olması aşırı derecede kalbimi kırıyor ve yaşımdan utandığım için maalesef üzülerek 'favori aktörlerim' listesine yerleştiremiyorum. 

Reply serisine hala el atmamış birisi olarak daha önce Hello Monster'da izleyip beğenmiştim Park Bo Gum'ı ama bu diziyle bir nesli peşinden sürükleyecek hale geldi orası ayrı. Acayip de hak etmiş bana kalırsa. Dizi boyunca adam her sahnede kendisini öyle bir izletiyor ki... Gülümsemesi, ağlaması, şaşkınlığı... Her bakışı ayrı bir fotoğraf karesi bana kalırsa.


Hong Ra On rolündeki Kim Yoo Jung'ı ilk defa izledim sanırım. Aşırı tatlı bir kız. Henüz 'bu kıza bayılıyorum' demek için çok erken ama bence. Bir de 99'luymuş. Aşık rollerindeki, öpüşen kız sahnelerindeki başrol olmak için biraz erken olabilir...

Karakteri ise yer yer yetersiz yer yer de anlamsız hareketler yapan bir kız olarak gördüm. Ama tatlı mı? Tatlı!

Görsel sonucu

Favori karakterim kesinlikle Jinyoung'un canlandırdığı Yoon Sug karakteri oldu. Böyle karşılık beklemeden, fedakarlık yaparak ve her şeyden vazgeçmeye hazır olarak seven bir adam bulmak çok zor... Prensten daha çok ilgimi çekti diyebilirim. Jinyoung da yine yeni keşfettiğim, harika olmasa da izlenilebilir oyunculuğa sahip, geleceği parlak bir çocuk bence.



sungkyunkwan scandal geol oh ile ilgili görsel sonucuYine dizinin bombalarından Byung Yeon rolüyle Kwak Dong Yeon. Bu adam 97'liymiş!!! İnanılır gibi değil! Herkesten büyük gösterirken 97'li olması hem şaşırttı hem de yine bi yaşlı hissettirdi kendimi!

Bu karakteri çok sevdim, genelde böyle mysterious dövüşçü tipli tarihi karakterleri seviyorum. Ayrıca Sungkyunkwan Scandal dizisindeki şu karaktere çoook benzettim.

--------------------->


Diziyi genel olarak Sungkyunkwan Scandal dizisine benzettim aslında: 3 erkek arasında yaşayan erkek kılığındaki bir kız temasıyla... Yine pısırık kral ve onun adına ülkeyi daha güzel bir yere getirmek isteyen, serseri ve ilgisiz görünen ama araştırmacı ve azimli prens kısmıyla Shine or Go Crazy dizisinin aynısıydı. 

Görsel sonucu

Diziyi aynı anda pek çok diziye benzeterek izledim, ama benzettiğim o dizilerin hepsi bundan daha iyiydi sanki. O yüzden mi hevesim kaçtı, her seferinde 1 bölümden fazlasını izleyemedim bilmiyorum. Çünkü ciddi anlamda 2-3 günde dizi bitiren bi insanım ben yani. Bu kadar hevesle beklediğim ve başladığım bir dizinin 1 günde bitmesi gerekiyordu normalde.


İlk 4 bölüm aktı aslında, çok eğlenceliydi ama sonradan her şey sıkıcı bir hal almaya başladı. Beklediğim eğlence ve romantizmi asla bulamadım diyebilirim. Yani o mükemmel fragman bana çok büyük bir eğlence vaadetmişti ama bu ilk 4 bölüm sonra yok oldu. Son 2 bölüm yine biraz heyecan toparladı kendini, olayların çözülme kısmı ve sonu tüm diziye nazaran daha iyi diyebilirim. Ama ilk 4 ile son 2 arasında kalan bölümlerle ilgili ciddi sorunlarım ve soru işaretlerim var.

Görsel sonucu

Mesela dizinin başında harem ağaları içindeki muhabbetlerin(2 kafadar vardı ilk bölümlerde birden yok olup son bölümde çıktılar ortaya) daha esprili ve alt tondan ayrıca ilerleyen bir hikaye olacağını sandım, ama olmadı. Bir de prensesle alim arasındaki ilişkiden daha çok bahsedilmesi gerektiğini ama göz ardı edildiklerini düşündüm. 

Kralın istediği zaman herkesin kafasını as kes yapabiliyorken etrafındakilerden böyle korkması, yada bazen birilerinin kafasına göre hareket edebilmesi, yada suçu kanıtlanan kişilerin hala arsızca ortalıkta dolanabilmesi ... Bu gibi çelişkiler hemen her tarihi dizide gözüme batıyor benim. Yada mesela herhangi birisi prens yada kralın odasına girmeye çalışsa 'bilmemkim arzettiler, bilmemkim sizi görmek istiyor' diye bağıra çağıra duyurusu yapılırken bazen bi bakıyoruz odalar dinleniyor, gözetleniyor felan... Nasıl oluyor bu? Ay ben çok mu ince düşünüyorum?????


Neyse uzun lafın kısası Park Bo Gum'un gül yüzü ve senaryonun güzelliği üzerine izlenilebilecek bir dizi. Sonu da oldukça tatmin ediciydi. Ama ben senaryonun işleniliş şeklini pek beğenmedim. Gerçi reytinglere, hakkında yazılan yorumlara ve hayran kitlelerine bakılırsa dünya üzerinde bir tek ben varım sanırım beğenmeyen. O yüzden okuduğun yorumun tamamını ciddiye almayabilirsin sayın okur!

Not: Dizide adı geçen asi Hong Gyeong Nae gerçek tarihi bir karaktermiş. Bu çok hoşuma gitti açıkçası. Tarihi dizilerde yer alan gerçekçi detayları çok seviyorum. Size de bir ek bilgi olsun bu. 

En sona da dizi için beklentilerimi yükselten, her gün izlediğim ve hala bayıldığım fragmanı bir kez daha yerleştirmek istiyorum. 
Bana kalırsa bu kısacık fragman, 18 bölümlük dizinin tamamından daha güzel^^


Park Bo Gum'ın o gözlüklerini atıp çenesini havaya kaldırarak, hafif bir gülümsemeyle ve dudaklarını ısırarak dans edişi görmelere doyamayacağım bir sahne. Şarkı süper, adam süper, dans süper... Ben bundan neleeer neler beklemiştim oysa ki. Neyse, diziyi boşverin, fragmanı izlemeye devam!!!

23 Ekim 2016 Pazar

İzledim: Cinderella and the Four Knights Yorumu

Bu aralar nedense her şeyi geriden izliyorum. Ama sonunda ben de izledim.

cinderella and the four knights ile ilgili görsel sonucu

Öncelikle diziye başladığım ilk andaki fikirlerimi söylemek istiyorum:

Görsel sonucu      Cinderella7.jpg

Bu adamdansa                                                          Bu adamın

Başrol olması akıl karı mı? 

Ve yine

Görsel sonucu

Bu adamın                                                     Bu çocuktan

Küçük olduğuna kim inanır???

(İkisi de 87'li ama kesinlikle Jung Il Woo, Ahn Jae Hyun'dan büyük gösteriyor. Hem de bayaaa!)

Ayrıca bu karakterlerin çoğu 20 yaşındaymış!!! pehhhh duy da inanma!!!

Eveeeet, ilk izlenimlerimi yazdığıma göre, rutin yorumuma geçebilirim hahahaha


cinderella and the four knights ile ilgili görsel sonucu
Allahım ekibe bakar mısınız, çok dinamik ve güzel durmuyolar mı? İzlememek olmazmış zaten!
Başrollerdeki kızla çocuğa olan antipatim sebebiyle diziyi izlememeyi düşünüyordum ben aslında. Sonra toplum baskısı altında kaldım (malum herkes bayıldı diziye). İyiki de kalmışım! Ayıpladım kendimi bir tvN dizisinden nasılll şüphe ederim diye. Daha izleyip de beğenmediğim bir dizileri olmadı sanırım, bu da dahil.

cinderella and the four knights ile ilgili görsel sonucu

Başrolde Kang Ji Woon rolünde Jung Il Woo var. Ben bu adamı nedense sevemiyorum. Daha önceden High End Crush diye bi dizisini izlemiştim (nedense yorumunu yazmayı unutmuşum onun). Orda da sevememiştim. Tipi mi bi garip anlamadım gitti!

Özellikle ilk bölümlerde acayip kıl oldum. Devamlı olarak atarlı giderli ergen havalarında bi şey. Tamam sorunların var da kimin yok yani? Kimsenin hayal bile edemeyeceği bir hayatın var ama sen devamlı afra tafrasın! Gıcık oldum. Sonradan karakter azcık sevimlileşse de ben sadece güldüğü zamanlarda sevebildim kendisini. Gülümsemediği her an benim için tahammül edilemez bir tip maalesef.

cinderella and the four knights ile ilgili görsel sonucu

Eun Ha Won rolündeki Park So Dam için de farklı şeyler söyleyemeyeceğim ne yazık ki. Tahammül edemediğim bir kadın kendisi. Yani çok güzel değil -tamam güzellik her şey değil- ama çok iyi bir oyuncu da değil yada hiçbiri olmasın ekstra bir cazibesi de yok. Bunca yumurta gibi çocukla aynı diziye ne diye koymuşlar anlamadım gitti.

Daha önce Beautiful Mind'da Jang Hyuk'un karşısında ne kadar ezildiğinden bahsetmiştim zaten. Ordan sonra bir adım daha da ilerlememiş bana kalırsa.

cinderella and the four knights ile ilgili görsel sonucu

İkisini de sevmesem de çift oldukları zamanki aşk böceği hallerini çok sevdim. Birbirlerine çok yakışmışlardı!!!

cinderella and the four knights ile ilgili görsel sonucu

Daha önce de söylediğim gibi bence başrol olması gereken kişi Ahn Jae Hyun'du. Ama olmamış, yazık olmuş.

İlk bölümlerdeki Eun Ha Won'la aralarındaki esprili cilveleşmeleri çok sevdim, daha uzun olsaymış daha güzel olurmuş.

Karşısına koydukları bu ablamıza ise gıcık oldum. Ablanın suratsızlığı ve ruhsuzluğu bir yana, ilişkileri de dizinin en anlamsız noktasıydı bana kalırsa. Şimdi başlarda böyle belli ki bunlar deli gibi aşıkmış, bişey olmuş ve ayrılmışlar. Her şey bu durumu işaret ediyor yani bunlar adeta böyle bir Leyla ve Mecnunmuş. Yıllarca çok büyük bir aşk yaşamışlar ve birden ayrılınca kız şok olmuş. Ben öyle algıladım. Sonra ilerki bölümlerde sebebi anlıyoruz, okey mantıklı da canım siz 10 yaşındaymışsınız ya! Bu ne destan bu ne aşk. Sanki bunlar böyle hayatlarının en büyük aşkını, bütün ilklerini falan birlikte yaşamışlar gibi bi haller, bunca anının aşkın yaşanmışlıkların üstüne ani ayrılığın şoku ve boşluğu falan. Halbuki bunca anı 10 yaş anısıymış, o aşk 10 yaş aşkıymış. Çok saçma geldi yani bana orası.



Dizideki en favori karakterim, tabii ki Kang Seo Woo rolündeki Lee Jung Shin oldu. CNBlue en sevdiğim gruplardandır, Jung Shin de en sevdiğim üyelerinden. Bana sanki kendini canlandırmış gibi geldi. Çok samimi, gerçekçi ve tatlıydı. Ve benim 'knight'ım oydu kesinlikle!

Görsel sonucu

Dizide klasik zengin oğlan fakir kız, birkaç çocuk arasında paylaşılamayan kız, masumiyetiyle gelip şımarık çocuğun hayatını değiştiren kız hikayeleri vardı. Klişeler yani. Ama ben klişeleri çok severim^^

Boys Over Flowers gibi dizilere benzetenler olmuş çok. Bence pek de benzemiyordu. Yani 4 erkek 1 kız dışında benzer bir yanı yoktu, o da sayılmaz artık (burda 4. erkek sekreter abimiz, çok da yakışıklıydı kendisi)

Görsel sonucu

Ben dizinin ilk bölümlerinde sıkıldım açıkçası. Sanırım başrollere adapte olamamamdan kaynaklı bir durumdu o ama. Sonraları o kadar eğlenerek izledim ki anlatamam. Ekip genç, dinamik, eğlenceli.

Özellikle ev içerisinde, kuzenlerin birbirleriyle yavaş yavaş geçinmeye başladığı sahneler çok güzeldi, bir de tatil sahneleri.

Görsel sonucu

Eun Ha Won'un o rezil aileden kurtulup birden bu 3 yakışıklının arasına düşmesi gerçekten de bir Cinderella hikayesiydi. Ailesinin hali, ayakkabı sahneleri gibi Cinderella masalına yapılan göndermeleri de çok sevdim. (ben ki tam bir disney manyağıyımdır, nasıl sevmiyim!)

Ayrıca o ailenin kızımızın başına büyük sorunlar açacağını düşünmüştüm ilk bölümlerden, senarist epey insaflı çıktı, kafamda kurduğum hiçbir felaket gerçek olmadı. Öngörülebilir felaketler gerçekleşseydi sanki dizi sıkıcı olucaktı, olmaması daha şaşırtıcı ve eğlenceli yaptı diziyi.

Görsel sonucu

Dizide genel olarak başlarda Eun Ha Won'ın, başkasından hoşlandığını düşünmesine rağmen Kang Ji Woon'un peşinden koşmasına, sonlarda da ondan kaçmasına sinir oldum. Azcık uçkuruna sahip çıkıp evden ayrılana kadar bekleseydin rahat rahat çıkarın adamla halbuki, salak kız! Anlamsız anlamsız hareketler yapmayın kızlar ya bi adam olun keyifle izletin!

Bi de senaryoda birkaç tane daha sevimli kıskançlık sahnesi olması çok mümkündü, olsaydı da izleseydik. Bunca erkeğin arasında bi kız sonuçta. Şahsen ben komikli şirin kıskançlık sahneleri izlemeye bayılıyorum^^



Sona gelince, elbet bi zengin oğlan fakir kız draması vardı ama hepimiz hazırlıklıydık sanırım buna. Sonu şaşırtıcı bir şekilde tatmin ediciydi. Alışkın değiliz malum!

Yalnız böyle mutsuz sonlar, yarım bitenler, anlamlandıramadıklarımız falan hep bir gıcık eder yaa.. Burda da herkesin birden melakeye dönüşmesi gıcık etti beni. O üvey anneyle kız kardeşin 10 yıl sonra birden bire 180 derece değişmesi bariz saçmaydı. Ama adet bir masal misali tüm kötüler iyi olsun, herkes mutlu olsun demiş senarist.

Olsun be!

cinderella and the four knights happy ending ile ilgili görsel sonucu

O zaman bu yazımı şöyle kapatıyorum;

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.
Gökten üç elma düştü; biri bana, biri bu yazıyı okuyanlara, diğeri de bütün iyi insanlara olsun^^


12 Ekim 2016 Çarşamba

İzledim: W - Two Worlds Yorumum

Geç olsun ama güç olmasın. Sonunda ben de izledim!!!

w two worlds ile ilgili görsel sonucu

Gerçek dünyadan olan Oh Yeon Joo, manga dünyasındaki Kang Chul'un yanına çekilir ve hem iki dünya hem de olaylar gittikçe karışır.

Not: Manga aslında Japon çizgi romanlarına verilen isimdir. Kore çizgi romanlarına ise manhwa adı verilir. Ancak tüm dünyada genel olarak Asya çizgi romanları için manga kelimesi kullanılır.

w two worlds kang chul ile ilgili görsel sonucu

Kang Chul karakteri için daha iyi bir isim olamazmış gibi geliyor: Lee Jong Suk! Uzun boyu, dalgalı saçları, bembeyaz teni ve büyüleyici gülümsemesiyle gerçekten de mangadan fırlamış gibi bir tipi var. Castinge bir alkışşşş!!

Oyunculuğuna gelince ben şahsen çok beğeniyorum. Bazı durumlarda (üzüldüğünde, şaşırdığında), tepkilerini azıcık donuk ve yetersiz bulsam da çok severek izledim burda. Ayrıca hem Pinocchio dizisini hem de orda Lee Jong Suk'u beğenmediğim için bu dizi sanki uzun süre sonra LJS'u görmüşüm hissi verdi ve daha da çok hoşuma gitti.

Kang Chul ise karakter olarak tam bi karizma patlaması. Özellikle mangaya kelimenin tam anlamıyla başrol olduğu, kötüleri yakaladığı, kızları tavladığı o havalı dönemlerine dibim düştü. Bir de kitaptan tatlı romantizm çalışıp onları uygulamaya çalıştığı sahnelere ba-yıl-dım!!

w two worlds oh yeon joo ile ilgili görsel sonucu

Oh Yeon Joo rolünde ise Han Hyo Joo vardı. Han Hyo Joo'nun bendeki yeri çok ayrıdır. Öncelikle ennnn sevdiğim film olan Always'in başrolü kendisi. Ayrıca hep çok sevdiğim filmlerde o var nedense: Love 911, Beauty Inside, Heavens's Postman gibi. Bana kalırsa gelmiş geçmiş en doğal oyunculardan birisi. Ne kızması ne ağlaması ne de sevinmesi hiçbir zaman abartılı, şımarık yada çocuk gibi değil. 'Bazı' oyuncular gibi her tepkisini çığlık atarak, ağlamalarını haykırarak yapmıyor (yazar kime taş attı acaba!) . Bana çok gerçek hayattan geliyor her hali, o yüzden de onu izlemeyi çok seviyorum. 

w two worlds kang chul oh yeon joo manga ile ilgili görsel sonucu

Kang Chul ve Oh Yeon Joo'ya birlikte bayıldım ama bayılmamak elde mi!!! Çok yakışmamışlar mı cidden yaaaa!

Birlikte oldukları her sahne mükemmeldi, ama azdı sanki. onları daha çok birlikte görmek isterdim. 1 saat görüşüp 1 yıl ayrı kaldılar her seferinde. Böyle büyük bir aşka, bu kadar zorluğa 3-5 sahne daha yazsalarmış da gönüllerimizi hoş etselermiş diyorum (yine de kabul etmeliyim ki bir MBC dizisine göre oldukça fazla öpüşme sahnesi vardı)

Gelelim diziyle ilgili 'gerçek' yorumlara...

w two worlds kang chul oh yeon joo manga ile ilgili görsel sonucu
Sahnelerin çizgi romandan gerçek hayata geçiş sahnelerine bayıldım cidden!
Woaaahhhhh!!!!! Bu nasıl bir senaryo böyle!!! Manga dünyasıyla gerçek dünyanın birbirine karışması... Daha önce böyle bir şey hiç görmedim ve bana aşırı özgün geldi. İzlerken çok etkilendim, kafam da karıştı ama daha çok etkilendim. Senariste aşırı saygı duydum, zekasına hayran kaldım.

Aslında asla böyle bir dizi beklememiştim başlamadan önce. Daha romantik komedi, daha sevimli bişey beklerken karşıma hareketli, aksiyon dolu, güldür güldür bir dizi çıktı. İzlerken çok heyecanlandım. Her bölüm ayrı bir dönüm noktası, her bölüm gerçekten de apayrı bir manga bölümü okuyormuçasına bir his... Çok sevdim!

Görsel sonucu

Diziyi izlerken düşündüğüm ilk şey 'keşke bunun mangasını okuyabilseydim' oldu. Yani gerçekten böyle bir manga okusam, fantastik olaylara eğilimli bir tip olarak direk gerçek olduğunu düşünürüm. Düşünsenize okuduğunuz manganın yazarı, yazarın kızı hikayenin içinde ve hikayede gerçek hayatla manga arasında gidip geliyor. Sonra yazarın vurulması, yok olması, kahramanların yaşadığı ama okuyuculara mantıksız gelen kopuk bölümler (Kang Chuk'un birden Soo Bong'a seslenmesi gibi)... Direk inanırdım yani, öyle etkileyici benim için.

Ama senaristin böyle yüksek, dinamik bir diziye kötü olmasa da sönük bir son yazdığını düşünüyorum. Hayır böyle bir zeka, böyle bir yaratıcılık neden daha akılda kalıcı ve etkileyici bir son yazamaz..??  Bilemiyorum... 

Görsel sonucu

Diziyle ilgili bazı sorunlarım var malesef ki... Bu sorunlar, herkes kadar diziye ölüp bitmeme engel oldu. Bu kadar mükemmel bir senaryo ama kurguda bazı sorunları vardı sanki. Karışıklık? Mantık hatası? Cevaplanmayan yerler? Yada tamamen benim anlayış kıtlığımdır bilemiyorum. 

Mesela: 
  • Kang Chul'un Oh Yeon Joo gelir gelmez onun hayatının anahtarı olduğuna inanması 
  • Mantıklandıramadığı olaylar var diye Kang Chul'un kendi kendine, var olmayan başka bir gücün/kötü adamın olduğuna inanması (benim de hayatımda anlamsız şeyler oluyo bazen ama böyle şeylere inanmıyorum birden)
  • Aynı şekilde daha gidip görmeden hatta kız da anlatmadan başka bir dünyanın varlığına inanması ve çabucak kabullenmesi
  • Kızın başka bir dünyadan geldiğini hemen kabullenip onu vuracak kadar ileri gidebilmesi
  • Sonra Kang Chul'un kendi kendine 'oraya giderim, burdan gelirim, şunu çağırırsam gelir' teorileri ve birden bire hoooop gittim hoppp geldim halleri
  • Ayrıca bu işin tam başı? Yani neden olmuş bu? Keramet yazarda mı tablette mi? Yazardaysa başka tablette niye olmuyo tabletteyse başkası çizince niye olmuyo? Ayrıca kimsenin çizdiği olmazken kötü milletvekilinin çizdikleri neden oldu? Aynı tablete çizilen başka bir manga da gerçek olur muydu? 
  • Kang Chul bir bölümde manganın iki dünya arasındaki bir kapı olduğundan bahsetti. Öyleyse bir dünyadan çizimle öbürünün kontrol edilmesi saçma değil mi? Kang Chul'un o teorisi saçmaydı yani çünkü karakterleri falan bayaa adam çizmiş hatta Oh Yeon Joo'nn çizimlerini referans almış falan dimi^^ (orası sevimliydi)
  • Bi de kötü adam beden aldıktan sonra bile istediği yere gidip geliyo adeta ışınlanıyodu. Her şeyin farkında olan Kang Chul neden yapamadı bunları?
  • Ayrıca manga bitti herkes gitti Kang Chul nasıl gerçek dünyaya geri döndü? Hem de yok olmadan...
Kafamda deli sorular.... Daha onlarca yazabilirim. Ya ben anlayamadım bazı şeyleri, ya dizi oraları cidden açık bıraktı yada ben gereğinden fazla düşünüyorum deliricem!!!

Görsel sonucu

Neyse orası çok uzadı. 
Kang Chul, tüm hayatının herkesin okuduğu bir manga olduğunu öğrendiğinde birden Truman Show filmini anımsattı bana. Jim Carrey'nin efsane filmidir, izlemeyenlere mutlaka öneririm!!!

Suçluları bulmaya yönelik, polisle işbirliği içinde çalışan W kanalı ise adeta bir Müge Anlı'ydı. Bunu düşününce acayip güldüm. Ama acayip güldüm yani hhhhahaha!



Genel olarak dizinin tam bir göz ziyafeti olduğunu söyleyebilirim. Herkes kadar bayılmasam da, anlayamadığım noktalar olsa da mükemmel ve özgün bir senaryo, çok iyi oyunculuklar, diğer dizilere oranla iyi bir son. Muhtemelen yılın en iyi dizilerinden birisi, objektif olmak lazım.

Sonuç olarak toplamda bir hafta bile birlikte geçiremediler ama 3 yıl çaba harcadılar, ne çektiler beeeee diyorum!
İzleyin diyorum!

Görsel sonucu

28 Eylül 2016 Çarşamba

İzledim: Uncontrollably Fond Yorumu

uncontrollably fond ile ilgili görsel sonucu

Beni az çok takip edenler çok büyük bir Kim Woo Bin fanı olduğumu iyi bilir. 3 yıldır ne büyük sabırsızlıkla ve heyecanla Woo Bin'in başrolde olduğu bir dizi çıksın diye bekledim anlatamam size!

Dizi başladıktan sonra elimi kolumu zor tuttum izlememek için, bitsin de 2 günde maraton yapayım dedim. Dizi bitip de izleme sırası gelince de, izleyip bitince Woo Bin'siz ne yapıcam diye erteledim durdum. Böyle gereksiz konularda böyle uzuuun uzun düşünen bi psikopatım ben malesef...

Neyse efendim, demem odur ki, ben bu diziyi çok bekledim... Heirs sonrası, Woo Bin'i böyle romantik komedi, pançik pançik, aşk dolu bir dizide görmek istemiştim. Yüzü hep gülsün, bol bol espri yapsın, şapşallaşsın yada çok karizmatik olsun ne biliyim... Ama ne yaptılar? Ciğerimi parçaladılar benim... Gözyaşlarım tükendi yani, içim çürüdü... 

uncontrollably fond ile ilgili görsel sonucu

Lisede yolları bir şekilde kesişen Shin Joon Young ve Noh Eul yıllar sonra tekrar karşılaşırlar. Şimdi Shin Joon Young bir Hallyu yıldızıyken Noh Eul güç bela geçinen, para peşinde koşan arsız bir belgeselcidir. Shin Joon Young, Noh Eul'la karşılaşınca yıllar boyunca onu hiç unutamadığını ve hep sevdiğini anlar ama en büyük sorun kısa bir zaman önce ölümcül bir hastalığının olduğunu ve birkaç aylık ömrünün kaldığını öğrenmesidir...


Dediğim gibi Kim Woo Bin'i ne kadar sevdiğimi anlatamam. Ama inanıyorum ki burda edeceğim iltifatlara katılmayacak bi allahın kulu bile çıkmaz, taraflı değil yazacaklarım yani! Woo Bin'i sabırsızlıkla bekliyodum, tam bir 'eye candy' olduğuna, oyunculuğunun göz doldurduğuna falan emindim, ama bu kadarını beklemiyodum gerçekten. Woo Bin bu dizide nice aktörlere taş çıkarır bir oyunculuk sergiledi. Her daim gözünde yaş olan, gülerken bile içi ağlayan bu hasta ama hayat dolu, ünlü ama şımarmamış adamı çok ama çok iyi canlandırdı! Her bir duyguyu gözüyle anlattı. Tüm diziyi tek başına sırtlandı diyebilirim rahatlıkla. Mükemmeldi ya!!!

uncontrollably fond shin joon young ile ilgili görsel sonucu

Heirs'ta aşkına karşılık bulamayan, sevgisiz büyümüş, yalnız Choi Young Do'ya bile her baktığımda gözlerim doluyodu benim, o derece etkileniyorum bu adamdan. Bu dizide ne oldu dersiniz!!! İlk bölümde hastalık hikayesi başlar başlamaz ağlamaya başladım, son ana kadar her bölümde yaşlar aktı gözümden. Gerçekten o kadar zor izledim ki anlatamam... Shin Joon Young gülümserken, boş boş bakarken, annesine giderken, Noh Eul'ı elde etmek için uğraşırken, üzülürken, ağlarken her dakka her dakka ağladım ben... Hatta annem kızdı 'izleme kızım bu diziyi manyak mısın sen eğlenceli bişeyler aç' falan dedi. 

Şu an bile dizi bitti, ben bunları yazıyorum ya, kalbim bi sıkışık...

Görsel sonucu

Suzy'yi Gu Family Book'ta çok beğenerek izlemiştim ama burda gözüme pek hoş gelmedi. Woo Bin'e başka birisi eşlik etseymiş daha iyi olurdu sanki. Özellikle devamlı attığı çığlıklar beni çileden çıkardı!!! Hwang Jung Eum'ın çığlıklarına laf ederdim, özledim şimdi onu! Yani sanki oyunculuğu çok iyi olmadığı için ağlamak, üzülmek, isyan etmek gibi her türlü zorlu duyguyu çığlıkla bağırmakla aradan çıkarıyormuş gibi bir his... Maalesef sevemedim. Ama Woo Bin'in oyunculuğu öyle büyüktü ve diziyi öyle dolduruyodu ki bi noktadan sonra Suzy arada kaynadı ve göze batmadı bence. Yada karakteri çok iyi yazılmıştı, karakteri sevip Suzy'yi unuttum bilemiyorum^^

Görsel sonucu

Bu ikili çift olarak o kadar yakışıyorlar ki anlatamam... Ama sanki çekimlerinde bir eksiklik vardı. Hani böyle sevimli bir kız ve karizmatik bir adamdan inanılmaz bir kimya ve mükemmel öpüşme sahneleri beklemiştim, beklediğimi bulamadım. Yani her an Lee Min Ho'nun kız arkadaşıyla Shin Min Ah'nın erkek arkadaşının öpüştüğünü hissettim. Böyle çiftler birbirine aşırı uyar da gerçekten dizide aralarında bişey oldu, birbirlerinden etkilendiler zannedersiniz ya, hah bunlarda o yoktu işte. Öpüşme sahnesi bitince gerçek sevgililerine döndükleri izlenimini aldım he daim. Yada ben bildiğim için mi öyle hissettim bilemiyorum ama bana geçmedi o elektrik maalesef...

uncontrollably fond ile ilgili görsel sonucu

Dizi bana kalırsa mutsuzluklar dizisiydi. Hani böyle çiftler bi an kavuşur ama sonra her şey alt üst olur ayrılırlar bütün dertler başlarına gelir yaa... Burda öyle olmadı çünkü bi türlü kavuşamadılar, mutlu olamadılar. Bir tane pançik pançik cıvıl cıvıl bir aşk sahnesi izleyemedik. Hepsi yarı acıklı, eksik, az sonra kötü bişey olucak yada ayrılacaklar hissiyle... Gıcık oldum bu duruma!


Arka planda dönen entrikalar, geçmişlerinden gelen olaylar falan... Tam dozundaydı bence, abartı olmadan tadında başladı ve bitti.

Bu dizinin kötüleri benim ennnnn nefret ettiğim cinsti: parası ve gücü olduğu için istedikleri her şeyi elde edebileceklerini zanneden, kendilerinden daha az imkanı olan herkesi aşağı görüp ezmeye çalışan, herkese 'sen kimsin de bana bunu diyosun' edasıyla bakan, hadsiz, kalpsiz, vicdansız kadınlar! Benim en en en nefret ettiğim karakterler... Choi Ji Tae'nin annesi, nişanlısı ve bana kalırsa sonlara doğru tatlı gösterilmeye çalışılsa da Choi Ji Tae'nin şımarık kız kardeşi.

uncontrollably fond choi ji tae ile ilgili görsel sonucu

Ahhh Choi Ji Tae, ne kadar zavallı bir adamdın sen öyle... 

uncontrollably fond shin joon young ile ilgili görsel sonucu

Bi de söz etmeden geçemicem ki benim için dizinin en katlanılmaz karakterlerinden birisi Shin Joon Young'un annesiydi. Oğlunu kendi çizdiği yolda yürümeye mahkum eden, o yoldan çıktı diye de evlatlıktan reddeden buzdolabı gibi bir anne. Joon Young her dakika ziyaret etmesine, kendini affettirmek için kırk takla atmasına rağmen umursamayan bir kadın. Bir insan nasıl böyle olabilir? Anca hasta olunca mı anlamak lazım insanların değerini? Bu çocuk ne hata yaptı da sen adam yerine bile koymuyosun? Kendi hayatını yaşıyo diye mi bi kap çorba bile vermiyosun? Çocuk öyle bir adam olmuş ki annesine kadar ödül vermek istiyolar sen törene gitmiyosun, sırf ona hayranlar diye müşterileri dükkanına almıyosun... Ah bir de babasının ne kadar kötü bir adam olduğunu anlattığı sahne vardı, kadın nasıl bir aşksa yani oğluna inanmayıp suçladı, bağırdı çağırdı. İnanamadım ya... Cidden tahammül edemedim bu kadına...

Görsel sonucu

Azcık eleştri yapmak gerekirse: Dizinin beni en çok rahatsız eden yanı kıyafetler oldu. Bilmem sizin de gözünüze takıldı mı ama önceden çekilen bir dizi olduğundan devamlı soğuk hava, kabanlar, atkılar falan... Dizi yazın göbeğinde gösterime girdi halbuki... Bunun çok itici bir durum olduğunu düşünüyorum. Zaten dizilerin haftalık ilerleyip izleyici yorumlarına göre de şekillenmesi taraftarıyım ben şahsen. Öyle çok daha etkileyici oluyolar ki bu dizide epey bir eleştiri aldı sanırım, reytingleri düştü millet sıkıldı falan. Bire bir zamanlı ilerleselerdi böyle olmazdı.


Sonuna gelince... İlk bölümden sonu belliydi zaten. Yani mutlu son olsa, mucizevi bir şekilde iyileşse, şaakkkk diye bir tedavi bulsalar falan saçma ve komik olurdu. Yine de bu mutsuz sonu olabilecek en mutlu şekilde aktardıklarını düşünüyorum. Yani ben beğendim sonunu.

Şimdi gelelim benim için dizinin highlight ına!!!


Kim Woo Bin'i şarkı söylerken duymak, şarkıcı olarak sahnede görmek beni nasıl etkiledi bilemezsin ey okuyucu! O kadar heyecanlandım ki, sarıp sarıp bir daha izledim. Bu adam idol olmalı, albüm çıkarmalı, sahnelerde olmalı dedim. O kadar yakışmıştı ki o deri ceketi ve mikrofonuyla o sahneye, oraya aitti resmen! Tam bir rock yıldızı havası! Albüm çıkarsa da alsak, konseri olsa da gitsek... Kpop Bigbang harici iyi bilmem ama Woo Bin şarkı söylese de Kpop manyağı olsak... Öyle düşüncelerrrr düşünceler...

Zaten Kim Woo Bin'i ilk izlediğim andan beri ses tonuna, patlak 'S'lerine bi başka hayranım. Uzuuuuun uzun konuşsun da ben o patlak 'S'leri dinleyeyim derken bir de şarkı söylemesi milli piyango gibi bişeydi^-^

uncontrollably fond shin joon young ile ilgili görsel sonucu

Neticede dizi drama boğulmuş halde ama ben Woo Bin'i ağzım açık izledim, bayıldım.

Dizinin genel temasını sevdim aslında. Ölmek üzere olan bir adamın yaptığı hataların bedelini ödemek için ölmeden önce tüm haksızlıkları ortaya çıkartıp arkasında adaletli bir dünya bırakmak istemesi...
Aslında herkesin kendisine çıkarabileceği bi ders var gibi bu dizide. 

Yazıma dizinin sonunda çıkan bir sözle son vericem, herkese dokunur belki:

''Uzun süre yaşamak için değil, doğru yaşamak için çalışıp çabalamalıyız. Hayat bir hikayeye benzer. Mühim olan hikayenin uzunluğu değil, onu nasıl yaşadığımızdır. Sevdiklerimize hiç pişmanlık duymadan veda edebilmek dileğiyle... ''