''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

14 Nisan 2015 Salı

Bepanthol ile Dikili Ağacınız Olsun

Öncelikle postun adına bir baktım da sanki reklam amaçlı gibi olmuş =) Ama yok öyle bişey yani tamamen kendim yazıyorum bunu.

Kuuuupkuru cildimden sık sık şikayet ettiğimi hepiniz biliyorsunuz artık. Akşam cilt rutinim dışında gün içerisinde cildimi kuru hissettikçe sık sık (4-5 kere) kullandığım yegane krem yıllardır Bepanthol. 

Çok çabuk emilip cildi nemlendirdiği gibi çok hoş bir ferahlık da veriyor.

Eczaneden en sık aldığım ürünlerden birisi. Özellikle 100g lık büyük boyu daha ekonomik olduğu için bittikçe 1-2 ayda bir alıp başucuma yerleştiririm.

Geçenlerde eczaneye yine 100g lık almaya gittiğimde bir de 30g lık standart boyunu alıp çantama atmayı düşündüm. 

Kasada ödeme yaparken öğrendim ki Bayer, Bepanthol'ün hemen her çeşidine, ayrıca da kendi bünyesindeki birkaç ürüne daha şahane bir kampanya yapmış. Seçili ürünlerden aldığınızda barkodu alıp ücretin belirli bir yüzdesini ağaç dikmek için bağışlıyorlarmış. Eczacı adımı bile aldı =)

Nereye dikiyorlar dediğimde Balıkesir'de bir orman yapılıyor denilince daha da mutlu oldum. Şans eseri ben de Balıkesirli'yim =) 

Hemen iki tane kremi kapıp adımı yazdırdım. Bir gün orman var olduğunda bir yerlerde adım yazacak herhalde =)

Doğal hayat-kaynaklar, vahşi yaşam, ve hayvanlar benim en hassas olduğum konular olduğundan böyle fırsatları değerlendirmeyi çok seviyorum. Daha önceden de TEMA vasıtasıyla birkaç ağaç diktirmiştim ama bu dünyanın geleceğini mahveden ve onu ayakta tutmak zorunda olan tek canlı -insanlar- olarak daha duyarlı olmalı ve fırsat buldukça daha daha çok ağaç dikilmesine kaynak olmalıyız diye düşünüyorum.



Kampana sanırım bu ayın 30'una kadar devam edecek. Ben bitmeden gidip birkaç ürün daha alarak en azından depolamak istiyorum =) Umarım siz de eğer ki kullanıyorsanız bu zaman içerisinde kreminizi alıp dünyamıza büyük bir fayda sağlarsınız.

13 Nisan 2015 Pazartesi

Love Forecast

Sevgili kukiler,
Bugün size Lee Seung Gi'nin adını okur okumaz uçar adımlarla izlediğim yepyeni bir filmden bahsedicem.
Normalde sevdiğim aktörlerin filmlerini yayın tarihinden ayar önce öğrenir ve heyecanla beklerdim. Bu filmden nasıl haberim olmadı cidden bilmiyorum çünkü Seung Gi'yi çook severim. Ayrıca da bildiğim kadarıyla tontişin ilk filmi bu.


Film 18 yıldır çok yakın arkadaş olan Kang Joon Soo ve Kim Hyun Woo'nun arasındaki ilişkinin gelişmesini anlatıyor.


Filme sırf Lee Seung Gi var diye başladım, onun gül yüzü hatrına da ittire ittire bitirdim.
Üzülerek söylüyorum ki çok sıkıcı bir filmdi. Hikayenin yavaşş yavaş, insanı bezdirerek ilerlemesinden de karakterlerden de çok sıkıldım. 


Caanım Lee Seung Gi, 18 yıl boyunca aynı kızın peşinde koşmuş, peşinde koşmakla kalmayıp resmen kölesi olmuş, ezik, pısırık bir karakteri canlandırmış. Tamam adam katili bile oynasa tatlı olur, nurda da tatlı ama cidden canımdan bezdirdi karakteri beni. 'Olum eli yüzü düzgün, işinde gücünde sağlıklı adamsın, git kendine doğru düzgün bi kız bul. Amma koştun peşinden kedi gibi' diye bağırasım geldi ekrana!

Çok ama çok gıcık oldum anlayacağınız.


Kim Hyun Woo rolünde ise Moon Chae Won vardı. Good Doctor veya The Innocent Man'den tanırsınız. Açıkçası o dizilerde çok sevmiştim o yüzden onun varlığı da heveslendirdi beni bu film için.
Ama aman yarebbim!
Hyun Woo da ne illet, ne kendini beğenmiş, huysuz, insan kullanmayı seven, gıcık bi karakterdi anlatamam size! Yani bi insanın tek güzel yanı mı olmaz. Bence yoktu. Baştan sona sinir oldum hatta film mutlu sonla bitmesin istedim.

Malum bence Kang Joo Soon kesinlikle Kim Hyun Woo'dan zibilyon kat iyilerine layıktı. Ama gerçi o da o kadar salak ki 'sana müstahak be adam' desek yeridir.


Bence filmin enn güzel sahnesi birlikte dansettikleri sahneydi. Hatta o sahnede yüzüme aptal ötesi bi gülümseme yayıldı ve Lee Seung Gi'ye BA-YIL-DIM! Adamı neden sevdiğimi hatırlamış oldum =) 

Filmi izlemeyecekseniz de o sahneyi bulun ve izleyin derim =)


Ayrıca gariptir ama filmin sonu da gayet güzeldi. Yani malum Koreli senaristlerin aklından ne geçiyor bir türlü anlayamıyoruz. Son yazma konusunda pek bi kafaları karışık =) 

Neyse efendim, uzun lafın kısası Lee Seung Gi için herşeye varım diyenlerdenseniz ben sizi tutmayayım. Ama güzel bir romantik komedi arayışındaysanız koşar adımlarla uzaklaşın derim =)

Kendinize iyi bakın kukiler, öptüm ^^

11 Nisan 2015 Cumartesi

Yeni Bir Kore Uyarlaması: Senden Bana Kalan

Bir Kore takipçisi olup da A Millionaire's First Love filmini izlemeyeniz yoktur sanırım???


17 Nisan'da bu filmin Türk uyarlaması olarak Senden Bana Kalan isimli filmi izleyeceğiz.

Hyun Bin'in en önemli filmlerinden birisi. Sevimli ama şımarık zengin bir genç rolünde gamzelerin efendisi. Hem hatırlatma olsun hem de bilmeyene izlemek için gaz versin =)

Hyun Bin'in rolünü Sana Bir Sır Vereceğim dizisinden tanıdığımız Ekin Koç oynuyor.


Fantastik yapımları sevdiğim ve ilk defa bir Türk fantastik diziye rastladığım için Sana Bir Sır Vereceğim'i izlemiş ve çok beğenmiştim. Şimdilik Ekin Koç'a güvenim tam =)

Lee Yeon Hee'nin rolünü ise Neslihan Atagül canlandırmış.


Neslihan Atagül'ü önceden hiç izlemedim, malesef yorum yapamıyorum.

Dizinin fragmanını izlediğim kadarıyla çok yakın sahneler barındırıyor ama benim hoşuma gitti ve heyecanlandım =) 

Zaten Kore'den bir uyarlama yapıldığında ya birebir olmasından hoşlanıyorum yada hiç yapmasınlar. Konuyu, karakterleri alıp, orjinal halini ok beğenmemişçesine değiştirerek kullanmalarından hoşlanmıyorum pek.

Size de fragmanını koyuyorum ki bir göz atın =)


Ben şahsen 17 Nisan'ı sabırsızlıkla bekliyorum. Mutlaka izleyip kafamda bir karşılaştırma yapıcam =) Sonra belki size de anlatırım, ne dersiniz? =))



10 Nisan 2015 Cuma

Haftanın Şarkısı / Song of the Week (18)

Dün uzun bir post hazırlayınca haftanın şarkısını göndermeyi unutmuşum =(

Dizi yorumuna istinaden Hyde Jekyll Me dizisinin soundtrackini paylaşıyorum bugün.

Because of you...


9 Nisan 2015 Perşembe

İzledim: Hyde, Jekyll, Me

Son zamanlarda nasıl bu kadar şanslıyım ben de bilemiyorum. Art arda 3 tane mükemmel dizi izledim ve kendimce Voltran'ı tamamladım =)

Kill Me Heal Me, ardından Healer ve en son olarak bu. Açıkça konuşmam gerekirse Kore dizisi izlemeye ilk başladığım zamanlardan beri üstüste bikaç diziyi böyle büyük zevkle izlediğim olmamıştı. 
Mutluyum <3
Böyle şeylerle de mutlu olan bi şebeleğim işte =)

hyde jekyll me korean ile ilgili görsel sonucu

Diziyi izlemeden ufak bir endişelenmiştim. Kill Me Heal Me gibi bir efsaneyle aynı anda ekranlarda olduğu için aynı anda izleyenlerden bir sürü eleştiri duydum. Ben dizilerin bitmesini bekleyip bir solukta izlediğmden aynı anda 2 dizi izleme durumum yok ve hepsini ayrı bir zevkle izliyorum. Ve açıkça söylüyorum ki bu diziyi de çok ama çok sevdim. Kill Me Heal Me ile kıyaslamadım, kıyaslayamadım. Eleştirim hiç mi yok? Elbet var. Onları da aşağıda okursunuz inşallah =)


Benlik ikileşmesi yaşayan Gu Seo Jin bir eğlence merkezi yönetmektedir. O eğlence merkezinin içerisinde yer alan sirkin başında ise Jang Ha Na vardır. Ha Na'nın sirki yok olmaktan kurtarmaya çalışırken Seo Jin ile ve diğer benlikleriyle arasında oluşan ilişkiyi ve onu geçmişinden kurtararak iyileştirmesini izliyoruz bu dizide. 
(vuhuu çok uzun bi cümle oldu ^^)


hyde jekyll me korean robin ile ilgili görsel sonucu

Allahım!!! Hyun Bin'i nasılll özlemişim. O foseptik çukuru derinliğindeki gamzelerini görmeden nasıl bunca zaman yaşamışım bilemiyorum. Dürüstçe söylemeliyim ki bence yakışıklılık abidesi değil, ama kalbimi eriten bir adam!

Oyunculuğu her zamanki gibi parladı. Secret Garden'daki sevimli karakterini burdaki Robin (ikinci benlik) azcık andırsa da açıkçası kocaman gülümsemesine doyamadım ve daha çok görmek istedim. Favorim Robin oldu bu dizide =)

Yine de soğuk, suratsız, bencil Seo Jin'e bile bayıldım =)

Hyun Bin bana yetmedi, acilen bir dizi daha çekmeli!

İlgili resim

Jang Ha Na rolündeki Han Ji Min'e de bayıldım. Gerçekten çok tatlı, doğal, su gibi bir kadın. Kadın oyuncularla ilgili uzuuun uzun methiyeler dizemediğimi farketmişsinizdir =) Beğendim yani cidden bu kadını =)


Çift olarak yine yıkıldılar. Kimya hat safhadaydı. Zaten çekim sırasında da ikilinin çok samimi olduğu heryerde yazmıştı. Bunu bayaa bayaa hissettirdiler bence =)


Şimdi de gelelim dizinin sürprizine!!


Boyuna posuna, sesine, endamına hayran olduğum; başta I Need Romance olmak üzere her yerde ağzımdan sular akarak izlediğim Sung Joon burda kötü adamdı! Son ana kadar yok olmaz dedim yakıştıramadım, yediremedim =) Zaten son bölümlere doğru hatasını anladı, düzeldi, iyi oldu ki spoiler ın babasını vermiş oldum şu an size =) Çok geç, üzgünüm =)

hyde jekyll me korean ile ilgili görsel sonucu

Gelelim diziyle ilgili eleştirime. 15 bölüm boyunca Seo Jin'in hastalığına sebep olan ve geçmişinden gelen bir sorunla, kötü adamla uğraşıldı ve klasik bir dizi vardı ortada, gayet güzeldi her şey. Sonra 15. bölüm resmen bir finaldi bence. Bikaç bölüm olaylar çözümlenirken araya Seo Jin'in iyileşmesini de yedirmeleri gerekiyordu ama yapmamışlar. 15. bölümde kötüler bitti, olaylar çözüldü, dizinin bitmesi gerekiyordu ama iyileşmeyen Seo Jin yüzünden bitmedi.


Sonraki 5 bölümde ise sanki konu bitmiş de ittirerek diziyi devam ettiriyorlarmış görüntüsü vardı. Tamamen psikolojik çatışma, Seo Jin ve Robin'in birbiriyle savaşı üzerine hiç bir olay olmayan 5 bölüm izledik. Açıkçası ben olaysız duygusal-drama devam eden hikayeleri sevdiğimden bu bölümleri sevdim. İki benliğin varlığını sürdürme ve kızı elde etme çabası bence gayet güzel işlenmişti.

Ama eminim ki bu dizinin çok eleştirilmesi ve daha az beğenilmesinin ana sebeplerinden birisi budur.  

Ayrıca son da biraz garipti. Yani kızın sevdiği benliğin yok oluşunu ve sonrasında Seo Jin'le birleşmiş olduğunu anında kabullenip, acısının birden yok olması ve kendisini Seo Jin'in kollarına atması garipti. (ağır spoiler geldi) Tamam mutlu son istiyorum ama böyle hızlı geçmemeliler, bize mutlu sonu gösteren 3 dk değil 15-20 dk ayırmalılar bence. Olayların hızını sindiremedim, mutlu oldukları sahneyi de daha uzun izlemek istedim. Kore'li senaristler hepimizin bildiği gibi son yazma konusunda cidden beceriksiz =) 

Bu dizinin sonunda da yine Kil Me Heal Me'deki şeyi yaşadım, alt benlik olan Robin yok olurken sümküre sümküre ağladım =) 



(kukiler dizi boyunca Hyun Bin bunun gibi çiçekli pantolonlarda dolanıyor ev sahnelerinde, hazırlıklı olun^^)

Kill Me Heal Me'yi izlemeyeni dövüyolar biliyorum ama bu da bence kesinlikle izlenmeli! Herşeyi bir yana bırakın Hyun Bin'in gül yüzü hatrına izlenir. Cidden ama cidden Hyun Bin'in yüzünü görmeyi, mimiklerini, gülümsemesini (gamzeler!) çok özlemişim. Mutlu oldum =)


8 Nisan 2015 Çarşamba

Operadaki Hayalet Müzikali


İzlemekten en en en çok keyif aldığım şey müzikallerdir. Hele de canlı performans olursa tadından yenmez!

Güzel ve Çirkin, Romeo ve Juliet ve Notre Dame'ın Kamburu müzikalleri de yakın geçmişte Zorlu'dan geldi geçti ama ben malesef gidemedim. Açıkça söyüyorum ki niletler çok ama çok pahalı ve hepsi birbirine yakın tarihlerde olduğundan hepsine gitmek imkansızdı.

Kısa zaman önce doğumgünüm vardı ve ailem bana alabileceği en güzel hediyeyi, bu müzikale önlerden bir bileti aldı, hem de Türkiye'deki ilk performansa!

Mutluluğumu anlatamam. Şimdi size müzikalin en sevdiğim ve efsane şarkısını koyuyorum, onu dinlerken okumaya devam edin lütfen ^^


Bu videoda filmden alıntı. En sevdiğim filmlerden birisi ve bu sahnenin canlı olarak filmden daha etkileyici bir şekilde aktarılabileceğini söyleseler inanmazdım. Ama müzikal gerçekten daha etkileyiciydi. 

Sahne dekorları, atmosfer inanılmazdı! Ekibin 25 tırla Türkiye'ye gelmesine başta anlam verememişken dekorları görünce 25 tır az bile geldi.


Oyunda sanki bir filmmişçesine durmadan dekor ve sahne değişti. Hız inanılmaz, dekorlar gerçek ötesiydi. Burda sanki sahnede gerçekten ilerleyen bir tekne var gibiydi.

Her sahneyi ayrı ayrı anlatmak isterdim ama postlar yaz yaz bitmez =) Bu tekneyle opera hayaletinin evine gittikleri an ve oyunun açılışında avizenin düştüğü anlar gerçekten kalbimi küt küt attırdı. 


Sahneye bakar mısınız arkadaşlar!  O kolonlar, yukardaki melek figürleri falan tamamen gerçek ve inanılmaz! Oyunun bir sahnesine o yukarıdaki melek kabartması aşağı iniyor ve tepesinden opera hayaleti dekorun içinden çıkarak şarkısını söylüyor. Prodüksiyon inanılmaz!


Offf anlatmakla bitiremeyeceğim belli! Biraz da oyunculardan bahsedeyim. Sesler!!! Aman Allahım o sesler! Başrolden en ufak yan role kadar herkesin inanılmaz sesi vardı ama ben özellikle opera hayaletinin sesinden bahsetmek istiyorum. İstediği zaman kudretli, korkutucu ve kükreyen ; istediği zaman ise yumuşak, duygusal ve hatta ağlamaklı bir şekilde yüreklere dokunan bir sesle şarkı söyleyen inanılmaz bir usta!


Son olarak da mükemmel kostümlerden bahsetmeden olmaz. Herkes bir başka, herkes bir şahaneydi. Sahnede kime bakacağımı şaşırdım. Sadece başrolleri izlemek imkansızdı.


Kostümler gibi danslar da şahaneydi!


Oyundan çıktıktan sonra bir süre bizim dünyamıza adapte olamadım =) Hayal dünyasındaydım sanki =) Gerçekten tarif edilemez bir deneyimdi. Üzülerek söylüyorum ki biletler oldukça pahalı. Ama eğer ki bütçenizden yüklü bir miktar parayı kendinize ayırabileceğiniz bol bereketli bir dönem geçiriyorsanız o parayla alışveriş falan yapmayın mutlaka bu müzikale giderek değerlendirin derim ben =)

Hiç olmadı hemen şu an filmini açıp izleyin =) Özellikle en sevdiğim aktör olan Gerard Butler'ın oynadığı versiyonunu şiddetle tavsiye ederim =)

Kendinize iyi bakın, görüşürüz ^^

2 Nisan 2015 Perşembe

Haftanın Şarkısı / Song of the Week (17)

Malum yeni Healer kuşağından çıktığım için onun da soundtrack ini paylaşmam farz.

Gerçi çok çarpıcı mı değil mi objektif olarak karar veremedim ama benim kulaklarımda gün be gün çınlıyor.

Yakında yorum yazacağım yeni bir diziye başladım ve hatta yarısını geçtim bile ama aklımda hala Healer...

Jenerik müziğini koymuyorum çünkü sözsüz falan, ama bu şarkı çok çok güzel.

Buyrun Eternal Love... Aynı Healer ve Chae Young Shininki gibi <3 <3 <3